Yirmi İkinci Düğüm

Kraliyet Balosu

Yazar:

Yirmi İkinci Düğüm – Es kitap kapağı
Yirmi İkinci Düğüm – Es kitap kapağı

Ertesi sabah da Karalan Yarımada Krallığı tarihi dersine katılmıştım. Krallığın nasıl kurulduğuna dair bir ton bilgi öğrenmiştim, beni şaşırtan pek çok bilgi ardı. Bunlardan biri, Karalan soyundan gelen bütün soyluların lanetlendiği olmuştu ve bunun sebebi, 1. Büyük İmparator Hades’in bir tür kehanet cadısının ailesini işgal sırasında katletmesi ve bunun sonucunda kehanet cadısının imparatoriçeyle doğacak olan çocuğa lanet büyüsü yapmasıydı. Ondan sonraki bütün bir nesil, bu lanetle birlikte doğmuştu. Lanetin nasıl bir şey olduğunu ve ne konuda lanetlendikleri ise elbette saklanıyordu. Kehanet cadısı ise bu güçlü büyüyü yapmak için canından olmuştu. Güneş batmaya yakın günü birlikte geçirdiğim Helen ve Yaan’dan ayrıldım ve hazırlanmak için odama çekildim. Onlara daha çok ısınıyordum ve umuyordum ki bu yakınlığım başıma bela açmazdı. Ola hazırlanmama yardım ederken bu gecenin nasıl geçeceğini düşünmeden edemiyordum. Müttefik olduğumuz krallıkları biraz araştırmıştım ve bunların Fey Krallığı ile Bağ Krallığı olduklarını öğrenmiştim. Toplamda 4 büyük krallık vardı, Karalan, Bağ, İzkıran ve Fey krallıkları. Bazı bağımsız topluluklar da vardı, kendi özerkliğini ilan eden ancak bir krallık olmayanlar. Yani aslında Karalan’ın ittifakı olmayan tek krallık İzkıran’dı. İki krallık arasında ezelden gelen bir düşmanlık olduğunu öğrenmiştim. Karalan Krallığı pek çok konuda üstünlüğünü gösterse de İzkıran Krallığının bunu kabul edip boyun eğmeye niyeti yoktu. Ve Yaan’ın anlattığına göre Bağ Krallığı da zorunluluktan müttefik olarak Karalan’ın yanındaydı. Onun tahminine göre, ikisi arasındaki anlaşmayı prensesi Bağ Krallığının prensiyle evlendirmek üzere söz vererek sağlamışlardı. Hazırlanmam bittiğinde aynadaki aksime memnuniyetle baktım. Üzerimdeki koyu kırmızı saten elbise beyaz tenime zıt bir renk olarak öne çıkıyor ve bedenimi sıkıca sararak cüretkar bir şekilde gözler önüne seriyordu. Kalın askılarıyla dikdörtgen yakası göğüslerimi sıkıyor ve öne çıkarıyordu. Belimi bir korse gibi saran kaygan kumaşı kalçalarımı da sararak belli ediyordu. Kalçalarımdan dizlerime kadar hafifçe bollaşarak rahat bir döküm oluşturmuştu ve sol bacağımda kalçamın bir karış altında açılan derin bir yırtmaç bulunuyordu. Yanaklarım hafifçe kızarsa da kendime memnun bir şekilde baktım. İlk defa böyle cüretkar bir elbise giyiniyordum ve bu hoşuma gitmişti. Saçlarım büyük dalgalar halinde belime uzanıyordu, yüzümdeki makyajla Ola yine harika bir iş çıkartmıştı. Gülümseyerek ona teşekkür ettim. Bana ışıltılı gözleriyle büyülenmiş gibi bakarken, “Bir kuğu kadar güzelsiniz leydim,” dediğinde daha çok gülümsedim. Ayakkabılarım da elbisemle aynı renk koyu kırmızı, orta kalınlıkta topuklu bir ayakkabıydı. Topuğun yüksekliği yüzünden başta sendelesem de kısa sürede üzerindeki yürümeye alışmıştım. Yine de yalın ayak yürümeyi her şeye tercih ederdim. Madalyonum da boynumdaki yerini almıştı, onu nedense hiç çıkarmak istemiyordum. Sanki çıkarırsam kendim hakkında bir daha hiçbir şey öğrenemeyecek gibiydim. Kulaklarıma ve bileklerime de zarif parlak takılar takmıştık. Gözlerimi onlardan almak epey zordu. Odadan çıkmak için hareketlendim ve odamın dışında zırhlı bir şövalye buldum. Ona sorgulayan bakışlarla baktığımda kolunu göğsüne dayayarak eğildi. “Leydim, size balo salonuna kadar eşlik edeceğim.” “Bunu kim istedi?” diye sordum gözlerine bakarken. “Veliaht prens, güvenle geldiğinizden emin olmak istedi.” Dediğinde açıkça şaşırsam da bir şey söylemeyerek onu takip etmeye koyuldum. Baloya katılacağıma dair hiçbir şey söylememiştim ona, belki de geçen günkü olaydan sonra ekstra dikkatli davranarak güvenimi kazanmaya çalışıyordu. Şövalyenin parlak zırhının arkasından ilerlediğimde sarayın içinin ilk kez bu kadar kalabalık olduğunu fark ettim. Hizmetliler koşuşturuyor ve her şeyin eksiksiz olduğundan emin oluyorlardı. Prensesi ilk kez gördüğüm taht salonunun kapısı ardına kadar açıktı, içerisi kat kat uzanan devasa avizelerle aydınlatılmış, ortadaki dans pisti boş bırakılarak e…

Bölümün tamamını WritePad'de oku