Kırılma
Yazar: Es

Herhangi bir şey düşünmeli miydim bilmiyordum. Kaslarım çoktan tehlikede olduğunu hissetmiş gibi gerilmişlerdi. Liderin gözü benim üzerimde oyalandığında ondan herhangi bir ipucu almaya çalışsam da elim boştu. İçimde kötü bir his vardı. “Sen, Yvaine, değil mi?” elini uzatarak beni işaret ettiğinde saklanacak yer bulma şansım çöp olmuştu. Diğer 10 kişinin kafaları benim tarafıma dönerken bir adım öne çıktım. Eğer saklanamıyorsam, bende kendimi değiştirirdim. “Evet, adım Yvaine. Sihirsizim.” Hemen yanımdan gelen fısıltılar ve gülüşmeler sinirimi bozsa da görmezden geldim. “Harika. Sevgili öğrencilerim, Yvaine bir süre bizimle eğitim görecek. Onu da derslerimizde hoş ağırlayın lütfen.” İtiraz eden bir ses yükseldi ve bu ses tabii ki de Serafina’ya aitti. “Ancak o bir sihirsiz, bizimle nasıl aynı eğitimleri alabilir?” Lider onu tamamen anlıyormuş gibi kafasını salladı. “Biliyorum 3 haftadır epey ilerleme kat ettiniz. Ancak Yvaine de bu sarayda konaklıyor ve prens bu süre boyunca bizimle ders alması için rica etti. Anlayışlı olun.” Fısıltılar tekrar yükseldi, bir adım geri atarak eski konumuma döndüm. Harika, şimdi hiç ayrıcalık olarak görmeyeceklerdi. Bana nefretle bakan daha fazla Serafina istemiyordum. Lider ellerini birbirine vurarak yüksek bir ses çıkardı ve herkesin çenelerini kapatıp ona bakmasına neden oldu. “Derse başlayalım, kılıçlarınızı kuşanın ve ikili olarak alıştırma yapmaya başlayın.” Dedi eliyle sol tarafta kalan yan yana dizilmiş bir düzine kılıcı işaret ederek. Herkes oraya adımladığında doğal olarak peşlerine takılacaktım ki lider beni durdurdu. “Yvaine, sen benimle talim yapacaksın. Herkesin zaten birer eşi var, hemde yavaş bir başlangıç yapmış oluruz.” Elinde tuttuğu kılıcı kılıfından ayırarak ters çevirdi ve keskin tarafını tutarken bana sapını işaret etti. Elinin kesileceği korkusuyla gözlerim endişeyle büyüse de onun tutuşu çok rahattı. Kılıcı sapından kavradığımda bıraktığı an kolum aşağıya düştü, bu şey düşündüğümden daha ağırdı. Daha kılıcı bile tutamıyordum, harika. Lider de bunu fark etmiş olacak ki hafifçe gülümsedi, gözlerim dudaklarına kaydığında kaşlarımı çattım. Kuruntu mu yapıyordum? Sağ tarafıma geldi ve elini uzatarak parmaklarıma dokundu. “Doğru konumlandırmazsan kılıç daha ağır gelir,” dediğinde nefesi sağ kulağıma dokunarak boynuma süzüldü. “Parmaklarınla sıkıca kavraman lazım ki sert bir darbe geldiğinde elinden kayıp gitmesin.” Tenim karıncalandığında bir adım geriye çekildi ve üzerimdeki gölgesi kayboldu. Anladığımı göstermek için hızlıca başımı salladım. Umarım sürekli dibime girmezdi, enerjisi tuhaf bir şekilde yayılıyordu. Kılıcı tutarken uzanıp hamle yapmayı da hareketleriyle gösterdiğinde karşıma geçti ve pozisyon aldı. Onu tekrar ettim, elindeki kılıçla bir hamle yaptı ve benim elimdeki kılıç anında yeri boyladı. Belki de dövüşmek bana göre değildi. Bir saate yakın orada alıştırma yaptık, diğerleri birbirleriyle kılıç tokuştururken arada Serafina’nın bakışlarını üzerimde hissediyordum. Yine de ona bakmadım. Son dakikalarda lider, adının Asa olduğunu öğrenmiştim, beni cansız bir maketle baş başa bıraktı ve diğerlerini gözlemlemek için yanımdan ayrıldı. Öğrendiklerimi hırsla mankenin üzerinde uygularken birkaç darbe izi bıraktım. En sonunda yorularak bir kenara çekildim ve Asa dersi sonlandırdığını duyurdu. Herkesin birlikte kahvaltı yapacağını öğrendiğimde onlara katılmamayı seçtim ve odama yöneldim. Zaten kimsenin beni orada istediğini de sanmıyordum. Odamda Ola’nın hazırladığı kahvaltılıkları mideme gönderdim ve sıcak bir duş alarak üzerimdeki terden arındım. Üzerime korseli uzun kollu, açık kahverengi renginde bir elbise giyerek hazırlığımı tamamladım. Şimdi, son birkaç gündür alışkanlığım haline gelen akşam yemeğine kadar büyülü göle gidip kitap okuma mesaime başlayabilirdim. Yarım kalan kitabımı yatağımın kenarındaki komidinin üzerinden aldım ve göğsüme bastırdım. Antik çağ ile ilgili bilgiler veren hikayeli bir kitaptı. Akşam hava serinlediğinde üşüyeceğimi düşünerek yumuşak y…