Batık Krallığın Mührü

Bir varmış, bir yokmuş…

Yazar:

Batık Krallığın Mührü – Es kitap kapağı
Batık Krallığın Mührü – Es kitap kapağı

Merhabalar💗💗 çok ani aklıma doğdu, yazmazsam tırmalancak gibi hissettim o yüzden ilk bölümle buradayım. Umarım seversinizz, her gün yeni bir bölüm yayınlamayı düşünüyorum. Hoş geldiniz💗🎀 🪞✨🪞 Öncelerde, kimsenin adını dahi bilmediği, oradan geçenlerin güzelliklerini görmediği ve hızlıca geçip gittikleri büyüleyici bir koy varmış. Bu koyun en belirgin özelliği, okyanusa açılan sularının parlamasıymış, bu sular öyle bir parlarmış ki, insanın gözünü neredeyse kör eder, güneş ışınlarını gönderir gibi parlarmış. Bu yüzdendir ki oraya insanlar nadiren uğrarmış, suyuna giren olmazmış, bu böyle yıllarca, tamı tamına 22 yıl boyunca sürüp gitmiş. Elbette bunun belli bir nedeni varmış, bir cadının bebeği oradaki suyun derinlerinde, korunaklı bir büyü altında tam 22 yıl boyunca uyumuş. Aynı zamanda bu büyü, koyu herkesten saklamaya da yaramış. Ancak, Oraldon Yarımada Krallığı bu karşı kıyıda yer alan toprakları kendisine istediğinde, işler biraz değişmiş. Askerler topraklara adım atmak için devasa gemileriyle baskın attıklarında, gemilerden biri, içinde Veliaht prensin bulunduğu Kama Savaş Gemisi, bu büyülü koya demir atmış. Geminin demiri roks adı verilen, özel bir taştan yapılmış ve bu taş sağlam olduğu kadar, aynı zamanda da büyüleri engelleyen bir özelliğe sahipmiş. Suyun derinliklerine atılan bu devasa taş, kuma saplanmakla kalmamış ve oluşturduğu yoğun güçle beraber etrafındaki büyüyü itmiş. Suyun altındaki, artık bir genç kızı koruyan büyü, böylelikle bozulmuş ve koyun parıltılı suları kaybolmuş. Su, kendisine ait olmayan bu kızı sarmalayan tabut büyüklüğündeki cam kafesi, kıyıya doğru itmiş. Askerler toprakları işgal edip ele geçirdiklerinde, koya geceyi geçirmek için geri dönmüşler. Ön sırada prens ve arkasından tebaası onu takip etmiş. Ancak kıyıya vurmuş cam tabutun içinde baygın bir kız görmek, bekledikleri son şeymiş. Üstelik üzerinde onu zar zor kapatan bir örtüden başka bir şey yokmuş! 🪞👑🪞 Karanlık… Çok karanlık. Bu hareket eden şey de ne? Işığa nasıl ulaşacağım? Ilık bir rüzgar esiyor, tenimi öper gibi kayıp gidiyor. Neredeyim? Ne yapıyorum? Hayır, dur bir dakika. Kimim ben? Göz kapaklarımı zar zor araladım ancak yüksek dozda içeriye akın eden ışık huzmeleri yüzünden tekrar kapatmak zorunda kaldım. Derin bir nefes aldım, sanki yıllardır ciğerlerime hava girmiyormuş gibi. Kaşlarım titredi, göz kapaklarımı tekrar aralamak istedim. Bunu başardığımda da, mavi rengin ötesine bir şey göremiyordum. Göz kapaklarımı kapayıp yeniden araladım, bu gökyüzünün eşsiz rengiydi. Kafamı yana yatırdım, güneş ışınları turuncuya çalıyordu. Gün yeni başlıyor olmalıydı. “Majestelerini çağırın, kız uyandı!” Sol kulağımdan içeri giren yüksek ses yüzünden yüzümü buruşturdum. Bu duyduğum en kaba ses tonuydu. Daha doğrusu, duyduğum tek kaba ses tonuydu. Beynim yanlış giden bir şeyler olduğunu söylediğinde, vücudumu kontrol etmek için parmaklarımı oynattım. Kafamı hafifçe havaya kaldırıp yumuşak bir minder üzerinde boylu boyunca uzanan bedenime baktım. Üzerime benim olmadığı açıkça belli olan, bol bir elbise vardı. Dizlerime kadar uzanan bu kumaşı benim giyip giymediğimi merak ettim. Ayak parmaklarımı hareket ettirdiğimde bir dizimi çoktan yana kaydırmıştım. Oturmak istiyordum ve bunu aklımdan geçirir geçirmez kalçamın üstüne oturur pozisyona geldim. Ayaklarımı tahtanın üzerine koyulmuş minder koltuktan aşağı sallandırdığımda ayak parmak uçlarım sert ahşapla temas etti. O ana kadar etrafımda dolanan yüzlerce erkeği fark etmemiştim ama şimdi görüş açıma girdiklerinden, genç ve orta yaşlı birçok erkeğin üzerlerinde gümüşi renkte zırhlarıyla etrafta dolaştıklarını, kendi aralarında gülüşüp ellerindeki bardaklardan içtiklerini görebiliyordum. Bir saniye sonra, olduğum yerde sallandığımı fark ettim ancak hayır, sadece ben sallanmıyordum yer de sallanıyordu. Kaşlarımı çatıp sırtımı dikleştirdiğimde üzerinde akıp gittiğimiz suyu fark ettim. Ah, bir gemideydim yani. O kadar büyüktü ki başta fark etmemem normaldi. Elimi başıma götürdüm, sağ şakağıma b…

Bölümün tamamını WritePad'de oku