Bataklık Çiçeği

“çiçekler ekeceğim yüzüme vurulan toprağa. Ve güneş açacak beni kapattığın karanlık odalara.”

Yazar:

Bataklık Çiçeği - Büşra Nur kitap kapağı
Bataklık Çiçeği kitap kapağı

BÖLÜM: 6 “çiçekler ekeceğim yüzüme vurulan toprağa. Ve güneş açacak beni kapattığın karanlık odalara.” “Devrim!” “Devrim! Baksana bana!” Küçük kız son ses odasının balkonundan, bahçede arabalarıyla oyalanan oyun arkadaşına bağırdığında küçük çocuk gözlerini yukarıya kaldırdı. Gözüne gelen güneşi engelleyerek balkondaki arkadaşını görebilmek için elini alnına siper etti. “Ne var?” dedi balkona bakarak. “Geliyorum! Bekle beni.” “Bir yere gitmiyorum ki zaten!” balkondan kulağına ilişen kahkaha sesine karşılık omuz silkerek oyununa geri döndü. Üstü başı çamur olmuştu. Annesi merkezden geldiğinde ona çok kızacaktı. Bunu biliyordu fakat yine de kamyonunun arkasına çamur doldurmaya devam ediyordu. Üzerindeki, lacivert eşofman ve beyaz tişörtün üzeri neredeyse kirden gözükmeyecek haldeydi. “Devrim!” yeniden aynı sesi işittiğinde bu sefer başını oyunundan kaldırmadı. Küçük kız her zaman olduğu gibi güzel elbiselerini giymiş, köyün bahçesine bile süslenerek inmişti. Ne de olsa boşuna süslü demiyorlardı ona! İstese manken bile olurdu. En azından Devrim küçük yaşında bile öyle düşünüyordu. “Efendim Serra?” dedi Devrim yanında söylenip duran küçük kıza bakışlarını çevirerek. Elindeki oyuncağa yere bırakmıştı. Serra, Devrim’in yanına çömeldi fakat üzerindeki pembe elbisenin etekleri yere değmesin diye onları toplamayı da ihmal etmedi. “Senden bir şey isteyeceğim,” dedi kısık sesle. Devrim’in gözleri merakla açıldı. “Ne isteyeceksin?” “İncir toplamaya mı gitsek?” Devrim öfkeyle nefes aldı. “Yasak dediler ya! Dut ağacına çıkmamız yasak.” “Ama annemler yok ki,” iddialaştı küçük kız haylaz bir sesle. “Hem hemen toplar ineriz. Daha gelmelerine çok var!” sesli harfleri uzatarak elini havada salladığında Devrim gülümsedi. “Yok,” dedi gülümserken bile. “Olmaz babam dövüyor sonra beni! Sana hiçbir şey olmuyor.” “Ya görmeyecekler diyorum! Hem canım çok çekti. Gelemezsen gelme! Ben çıkarım.” “O elbiseyle mi?” Serra ayağa kalktığında Devrim’de arkasından ayağa kalktı ve onu takip etti. Küçük bacaklarından neredeyse aşağıya düşmek üzere olan eşofmanını yukarı çekti. “Ne yapayım? Canım çekti diyorum.” Devrim bir süre düşündü. Annesi gelmeden çıkıp inebilir miydi? Daha yeni gitmişlerdi. İki tane bile koparsalar onlara yeterdi. “Tamam!” dedi eşofmanını tekrar yukarı çekerken. “Sen aşağıda beklersin ben koparırım iki tane.” “Anlaştık!” dedi Serra hevesle. Evin yanındaki çay yolundan aşağıya birbirlerine tutuna tutuna ilerlediler. Düşmemek için zaman zaman toprağa eğilip ellerini tuttular ve sonunda incir ağaçlarının olduğu bahçeye indiler. Büyük incir ağacının dibine yaslanmış olan kahverengi tabureye ellerini yaslayarak zor bela çıkan Devrim taburenin üzerindeyken ayağındaki terlikleri çıkarıp yere attı. “Ayağım böyle kaymazmış,” dedi sonra neden terliklerini çıkardığını Serra’ya açıklayarak. “Babam böyle çıkıyor.” “Tamam ben de geleyim mi?” “Yok,” dedi Devrim aceleyle. “Düşersin sen.” Bir yandan neredeyse bacaklarından düşecek olan eşofmanını yukarı çekip duruyor diğer yandan ağacı kavramaya çalışıyordu. İlk adımını attı. Küçük eli, zorlukla elinin tam kavrayamadığı ağaç dalına uzandı. Dala tutunarak yukarıya çıkmaya çalıştığında önce gücü yetmedi. Fakat pes etmedi, tekrar denedi. Elini acıtan ağaç dalına sıkı sıkıya tutundu ve küçük bedenini yukarıya itti. Sol bacağını ağacın gövdesine sararak sağ bacağı gövdeye yerleştirdiğinde bu iş tamamdı. Bir yandan gözü ağacın dibindeki kuzenine kaydı. Serra ona merakla ve heyecanla bakıyordu. “Devrim tamam, çıkamıyorsan zorlanma. Vazgeçtim.” “Yok,” dedi Devrim inatla. “Çıktım bile!” Gerçekten de sonunda çıkmıştı. Ağacın gövdesine basıyor, elleriyle dallarına tutunuyordu. Sağ tarafa sarkan köklerden birine geçerek elini yukarı uzattı. Eline aldığı incir yüzünde büyük bir gülümseme oluşmasına sebep oldu. “Aldım!” dedi heyecanla. “Aldım işte!” “Fırlat!” dedi Serra elbisesinin eteğini açarak. Devrim’in elinden bıraktığı incir Serra’nın elbisesine düştü. “Alıyorum bir tane daha!” dedi Devrim ve küçük elleriyle yukarıy…

Bölümün tamamını WritePad'de oku