“rüzgârı hissedince uçtuğunu sandın, düşüyorsun gök’yüzünden.”
Yazar: Büşra Nur

BÇ-ŞABLON_01.jpg 275.14 KB 3 “rüzgârı hissedince uçtuğunu sandın, düşüyorsun gök’yüzünden.” “Anne! Anne! Bak, kaç aldım sınavdan!” Tahta evin içinde yankılanan ses küçük kızın umurunda değildi. Elindeki kâğıtta gördüğü not istediği, düşündüğü her şeyin ötesindeydi. Annesine koşarak gitmek, notunu göstermek ve bir aferin almak istiyordu. “Anne, anne!” konağın bütün odalarını birer birer dolaştı. Sırt çantasını yere bile bırakmamıştı. Küçük ayakları büyük adımlarla tüm evi turluyordu. Büyük salona geldiğinde annesinin eniştesi ve teyzesiyle oturduğunu gördü. “Anne!” dedi yeniden heyecanla. “Bak aferin aldım ben.” Çantası omuzlarından sıyrılarak yere düştü. Pembe montunu çıkarmadan boynunda sallanan suluğuyla annesinin kucağına koştu ve oturdu. Küçük bacaklarını iki yana açmış, koyu kahve saçlarını geriye ittirmişti. Annesi kızının elindeki kâğıdı aldı. Alnına bir öpücük kondurdu. “Aferin benim kızıma!” dedi gururla. Yanında oturan eniştesi de annesine katıldı. “Aferin kızım. Sen de doktor olacaksın okuyup.” Göz kırptı. Fikret’e baktı Seher. “Babam,” dedi küçük kız. “Babam olsaydı da çok sevinirdi di mi anne? Mezarına gidelim mi? Bak ona aferin aldığımı göstereceğim!” Fikret bir an için durgunlaştı. Küçük kızın gözlerindeki hüzne karışık sevinç annesinin kalbine iz bıraktı. “Gideriz kızım,” dedi usulca. “Babam hiç gelmeyecek mi anne?” dedi küçük kız. “Gelmeyecek kızım,” dedi kadın. “Keşke bir kere olsaydı görebilseydim yüzünü.” “Gel seninle biz albümlere bakalım,” dedi Fikret. “Araba nasıl kaza yapmış ki? Ya sen de ölseydin anne? Sen hiç arabaya binmesen keşke. Ben korkuyorum.” Küçük kızın ardı ardına kurduğu cümleler annesinin gözlerinin dolmasına sebep oldu. “Yapmam kızım. O gün çok kar yağıyordu. Yollar çok kaygandı, araba hızlıydı.” “Biliyorum,” dedi küçük kız. “Ben aferinimi babama göstereceğim. Sakla anne olur mu? O beni duyar?” Üzerini kapattıkları o kazanın yükü Seher Karaçam’ın omuzlarında kızı tarafından her gün biraz daha hissettiriliyordu. Fakat artık yapabileceği hiçbir şey yoktu ve kendisi de içten içe yeniden aynı durumu yaşasa aynı kararı vereceğini biliyordu. 4 Mart, 2023 Bir nefeste söndürdüğüm muma ve elindeki pop keke bakarken o kekin benim için ne anlam ifade ettiğini bilip bilmediğinden emin değildim. Tek bildiğim orada, ellerinde sandığından çok daha fazlasını taşıyor olmasıydı. Bir gün böyle bir adam tarafından sevilir miydim ya da sevdiğim adam böyle birine evrilir miydi bilmiyordum. “Dileğin gerçek olur umarım,” dedi Devrim elindeki keki bana uzatırken. Uzattığı keki aldım ve ortadan ikiye ayırarak bir parçasını ona uzattım. Gözlerini kısarak bana baktı. Dudaklarında belli belirsiz, tatlı bir tebessüm oluştu. “Sen ye kuş kadarsın zaten,” dedi uzattığım keki almak için yeltenmeyerek. “Yok,” dedim hemen. “Olmaz öyle. Göz hakkı var bir kere.” “Göz hakkı?” dedi sorgulayarak. “Limonlu pop kekte.” “Hm,” diye mırıldandım kendi parçamın ufak bir kısmını ağzıma atarken. “Niye öyle küçümsedin ki dünya üzerindeki en güzel şey bence?” “Limonlu pop kek?” dedi yeniden. “Evet, hadi!” dedim cümlemi yenileyerek. Ardından uzattığım kek parçasını aldı ve tekte ağzına attı. “Off,” yalancı bir tavırla abartılı şekilde tepki verdi. “Nasıl güzel ama daha iyisini yememiştim.” “Dalga geç sen,” dedim dudağımı bükerek. Benden bazen o bile sakınılmıştı ve bir limonlu pop kekin bende ne anlama geldiğini bilemezdi. “Tamam ben de seni bir ara çok lezzetli bir şey yemeye götüreceğim,” dedi aramızdaki konuşmadan cesaret alarak. Bana karşı yanlış bir davranışı, tavrı yoktu. Onunla arkadaş olmam herhangi bir sorun teşkil eder miydi bilmiyordum ama açık açık ilişkim olduğunu belli etmiştim. Kötü biri olduğunu da düşünmüyordum. Yalan söylemezdi herhalde. Ayperi, dedim kendime. Seni çok kandırırlar kızım. “Sen yine yeni bir görüşme peşinde gibisin,” dediğimde güldü. “Arkadaş olduğumuzu sanmıştım,” dedi hoş bir tavırla. Samimi ve içten davranıyordu. Onunla konuşmak yaşadığım sıkıntının, zihnimden ayrılmayan düşüncelerin üzerini kapatıyordu…