Bataklık Çiçeği

“kaçış sandın, kurtuluştu tutsaklığın.”

Yazar:

Bataklık Çiçeği - Büşra Nur kitap kapağı
Bataklık Çiçeği kitap kapağı

2 “kaçış sandın, kurtuluştu tutsaklığın.” 3 - 4 Mart, 2023 Bir evin sana ait olması senin olmasıyla ilgili bir durum değildi. Ve aynı şekilde bir insanın ailen olması kan bağından geçmezdi. Ama hepimiz hayatımızı görünmez iplerle bağladığımız bu insanlara bir aidiyet ve sorumluluk taşıyorduk. Anne. Küçük bir çocukken de anlayamazdım gözlerinde taşıdığın öfkeyi şimdi de anlayamıyorum. Kim taşıyor yüreğindeki yangına odunları? Kim besledi içinde bitmek bilmeyen nefreti. Babam mı? Ben mi? Neden sevmedin beni? Neden hiç sahip çıkmadın? İnsan evladına bunun yapılmasına izin verir mi? Verir. Ve insan bazen evde olsaydım böyle hissetmezdim diyebilmek için de sokakta kalırmış. Bugün, bir bank üzerinde yabancının bıraktığı kremle parmaklarımı ovuştururken öğrendim. “Ayperi!” Mert’in sesini işittiğimde alele acele cebime attım. Küçük krem kutusu pantolonumun cebine sıkışarak şişkinlik oluştursa da aldırmadım. “Efendim,” dedim burnumu çekerek. Gözlerimden artık yaşlar süzülmüyordu. İçimde neden olduğunu kavrayamadığım bir erinlik vardı. Korkum ve acım yerini rahatlığa bırakmak üzereydi fakat sebebini çözememiştim. “İyi misin?” dedi yanağıma bakarak. Yanağımda koca bir kızarıklık olduğuna emindim. Keşke bu soruyu sorana kadar karşı çıksaydın Mert. Keşke babanın önünde durabilseydin. “Sence?” dedim onu tersleyerek. “Kızım önce bana söyleseydin ya,” dedi lafıma aldırmadan. “Önce bana gelseydin. Bir çaresine bakardık.” “Babanın attığı tokadın çaresine baktığın gibi mi?” cümlem yüzüne bir tokat gibi çarpmıştı. Gerçekti, kaçtığı gerçeği. Onun kardeşleri şehir dışında üniversite okurken ben burada evlerine üç kuruş para girsin diye çalışıyordum. Gecemi gündüzüme katarak. Yine yaranamıyordum. Yine anlatamıyordum derdimi. Koskoca adam ağzını açmıyordu babasına. “Ayperi ayıp ediyorsun,” dedi dik durmaya çalışarak. “Mert ya,” dürüst olmak istedim. Her zaman olduğum ve aynı zamanda hiçbir zaman olamadığım kadar. “Birbirimizi kandırmayalım. Elin adamı geldi babanın elini tuttu. Sen ne halt ediyorsun dedi, yetmedi az kalsın oracıkta öldürecekti. Sen ağzını açamadın. Koskoca avukat oldun bir sesin çıkamıyor. Hadi ben kuzeninim ya, hadi beni umursamadın. Hadi babanı haklı buldun. Adam babanı dövecekti. Adam senin babanı dövecekti. Utanmaz yine oturtursun o adamı masana. Bu kadarsın çünkü sen. Okuduğu okulun cübbesini bile üstüne, evine yakıştıramayan herhangi bir adam.” Gözlerime baktı. Bakışlarında öfkeyi ama en çok da yakalanmanın getirdiği o huzursuz hissi gördüm. Öfkesi bana değil söylediklerimin doğru olmasınaydı biliyordum. “Hak ettin o tokadı,” dedi aynı acımasızlıkla üzerime gelmeye çalışarak. Fakat kalbimde bir zerre olsun iz bırakamadı. “Senin gibi haysiyetsiz bir adamın söylediği cümle mi inandıracak beni buna?” dedim ve ekledim. “Sen dediysen içim biraz daha rahatladı. Demek hiç hak etmemişim o tokadı.” “Sen küçükken de böyleydin,” zehrini yeterince akıtamadığını hissettiğinden olsa gerek, daha da ileri gitti. “Hep bizi kıskanırdın. Gelir çöpten Merve’nin bez bebeklerini toplar, yıkar kullanırdın. Utanmaz benim tişörtlerimi giyerdin.” Yüzümde acınası bir gülümseme oluştu. Doğru söylüyordu. Küçükken hiç oyuncağım olmadığından onların çöpe atacağı oyuncakları toplardım. Onlarınki de çok güzel olmazdı ama hiç olmamasından iyiydi. “Neyini kıskanacağım be senin! Cebindeki beş kuruşu on kuruş göstermek için şekilden şekle giren haysiyetsizin tekisin sen! Okul arkadaşlarına İstanbul’da ailenle oturduğunu bile söyleyemeyen, yalanlarıyla yaşayan. Ya adamlığından şüphe eder be insan. Bi susar, bi durur. Bi der ki tamam kız haklı susayım. Acısı var susayım. Baban sana aldığı arabanın kredisini benim maaşımla ödüyor ya! İnsan biraz yerini, haddini bilir.” “Sidik mi yarıştıracağız?” dedi yüzünü ekşiterek. “Sen kendini Devrim seni iki korudu diye bir bok sandın ama adam acıdı nerden bilsin böyle bir sığıntı olduğunu. Senin maaşın evde yediğin ekmeğe, içtiği suya, kiranın yarısına yetmez.” Sustum. Haklıydı. Onların evinde oturuyordum. Annem kirada okuyup…

Bölümün tamamını WritePad'de oku