Bataklık Çiçeği

“Nasıl unutursun? Doğarken bir mezardan çıkarılan kadınların karanlığı aydınlanmaz gömülmeden toprağa”

Yazar:

Bataklık Çiçeği - Büşra Nur kitap kapağı
Bataklık Çiçeği kitap kapağı

BÖLÜM: 12 “Nasıl unutursun? Doğarken bir mezardan çıkarılan kadınların karanlığı aydınlanmaz gömülmeden toprağa ” “Babacığım,” yeşil gözleri kocaman açılmıştı Ayperi’nin. “Ne zaman döneceğiz Trabzon’a.” Adam saçlarını sıkıntıyla karıştırdı. Alnında biriken damlalar yüzüne süzülmeden elindeki havluyla alnını sildi. “Dönmeyeceğiz kızım,” dedi yanı başında duran küçük kızına. İstanbul’a taşınalı aylar olmuştu fakat küçük kızı sandıkları gibi yeni evlerine alışamamıştı. İstanbul’daki kardeşinin yanına taşınmış olmak sandığı kadar iyi gelmemişti ailesine. Karısı huzursuzdu. Kızı mutlu değildi ve burada kazandıkları para ayı çıkarmalarına zar zor yetiyordu. Elleri nasır tutmuştu adamın çalışmaktan. Ne iş yaptığını soracak olsan verecek bir cevabı bile yoktu. Ne iş gelirse eline debelenip duruyordu koca şehrin içinde. Yeri geliyor bir köşeye itiliyor, yeri geliyor haksızlığa boyun eğiyordu. “Böyle nereye kadar?” dedi kendine. Gidecek olsa nereye gidecekti. En azından burada devam eden bir hayatı vardı. “Ben özledim baba,” dedi küçük kız açık kahve saçlarını geriye savurarak. Al al yanakları, yemyeşil gözleri vardı. Öyle güzel bir kızdı ki bakanın içi giderdi. “Bir gün götüreceğim seni Ayperi,” dedi babası kızına. “Bir gün seni geri götüreceğim evine. Ama şimdi biraz burada yaşamamız gerekiyor. Baba sözü veriyorum,” kızının elini avuç içine aldı. Küçük kızın eli babasının avuç içinde adeta kayboldu. Sımsıkı tuttu kızının elini. “Bir gün hak ettiğin o hayatı sana vereceğim.” Adam iç çekti. Bir günahın bedelini kızının boynuna asmıştı. Esaretini kendi kızına ödetmişti. *** “Devrim,” ağzımdan çıkan isim dilimin ucunda bana yabancı hissettiriyordu. Kalbim heyecanla inip kalkarken ellerinde kelepçeler olan tanıdık ve bir o kadar yabancı olan o adama baktım. Gözlerine aynı karanlık çökmüştü. Beni kendi evine götürdüğünde çöken karanlık. Düğün gecesi kanlı bir gömlekle karşıma geçtiğinde çöken karanlık. Göğsümde ani bir sızı hissettim. Gözlerim kararır gibi oldu. Alele acele arabaya tutunmaya çalıştım. Beceremeyerek geriye sendelediğimde Devrim ellerini tutan polislere rağmen bana doğru hareketlenmeye çalıştı. Fakat polisler onu tuttu. “İyi misiniz?” dedi polis memuru kolumdan tutarak. “Devrim,” dedim yeniden yalnızca. Bakışlarında içimdeki yaraya ait olan ilacı gördüğüm adam bileklerinde kelepçeyle karşımda duruyor olamazdı, olmamalıydı. Devrim yeniden bana doğru hareketlenmeye çalıştı fakat polis memuru engel oldu. “Devrim Bey lütfen zorluk çıkarmayın. Sizi arabaya alalım,” dedi kaşlarını kaldırarak. “Hanımefendi bizimle ve güvende olacak. İfadesini alacağız.” “Sakin ol,” dedi Devrim bana bakarak. “Bir yanlış anlaşılma var. Çözülecek ve akşam eve döneceğiz.” Kendinden emin sesine güvenmek istedim. Fakat günlerdir gördüklerim, Muhammet’ten ona gelen mesajlar ve elindeki o kanlı gömlek sözlerinin önüne geçti. “Tamam,” dedim yine de dudaklarımın arasından süzülen bir parça sözle. Göz yaşlarım yanaklarımı ıslatmaya devam etti. Ne acıtıyordu bu kadar? Hani hapse girerse kurtulurdun Sezen? Hani sana zarar vermediği sürece bir önemi yoktu ne yaptığının ya da kiminle olduğunun? Öyle olmadı. Olması gerekiyordu ama olmadı. İçimde bir yerde, birisi aklımın ona söylediği cümleleri hiç işitmemiş gibi kalbimin canı yanmaya devam etti. Devrim’i öndeki polis arabasına bindirirlerken beni hemen ardındaki arabaya aldılar. Yolda geçen birkaç dakikalık mesafe içimde bir ömrü çürüttü. Neden içimde ona karşı çok değer verdiğim birine karşı hissetmem gereken duyguları besliyordum. Yaşlarım neden süzülmeye devam ediyordu? Bedenim neden titriyordu? Kimdi Devrim Kozan? Bir anlaşmadan öte nasıl bir yeri vardı hayatımda? İnsan tutsağı olur bazen önüne geçemediği hislerin. Ben sanıyorum ki ona oldukça değer veriyorum. Belki bu yalnızlığımdan. Belki hiç gerçek sevgi görmemişliğimden. Elini uzatanın bahçelerine çiçekler ekmek istiyorum. Kirini, pasını hiç görmeden. Ve her şeye rağmen kendime itiraf etmekte çok zorlansam bile onun katil olmadığına inanmak istiyorum. Ve…

Bölümün tamamını WritePad'de oku