“Aydınlanır sandım karanlığım, gömülmeden toprağa.”
Yazar: Büşra Nur

BÖLÜM 11: “Aydınlanır sandım karanlığım, gömülmeden toprağa.” Yaşanan en ufak hadisede içimde oluşan bu korkunun sebebi geçmişim miydi yoksa geleceğe karşı duyduğum umut mu? Titreyen ellerimle tuttuğum telefonun ucunda yazanlar bana neyin içinde olduğumu sorgulattı. Kapattım gözlerimi gayriihtiyari. Allah’ım ben ne yaşıyordum? Neyin içine düşmüştüm böyle? Bir yanını kabullensem, bir kere tamam güveniyorum desem bambaşka bir yerden yakıyordu canımı. Böyle bir şey miydi yaşamak yoksa ben hiç gerçekten yaşayamamış mıydım bu hayatı? “Sezen,” dedi yeniden Devrim kapının ardından. Fakat o an onunla yüz yüze gelmekten korkarak telefonunu aynı yerine bırakarak banyoya geçtim. Ses çıkmaması için banyosunun kapısını kapatarak duşa kabine girdim. İç çamaşırlarımı çıkartıp sıcak suyu ayarladım ve içimdeki ağlama isteğinin artık önüne geçmedim. Sabitli olan duş başlığından akan sular göz yaşlarımı örterken ağzımdan bir hıçkırık kaçtı. Elimle ağzımı tuttum. Sanki çıkan sesin önüne geçebilirmişim gibi. Devrim hala kapının ardında mıydı yoksa onu duymadığımı sanarak gitmiş miydi bilmiyordum. Tek bildiğim göğsümde hissettiğim acı, zihnimde dönüp duran korkularımdı. İhtimaller ve kaygılarım zihnimi ele geçirmişti. Her bir yanımda bambaşka an beliriyordu ve hepsi bir öncekinden çok dağa kötüydü. Ne yapacaktım böyle? Ola ki bir katille aynı masada oturuyor, aynı sofradan yemek yiyor, aynı odada uyuyor isem ne yapacaktım? Elinde sözleşmem vardı ne kaçıp kurtulabilirdim ne de boşanıp gidebilirdim. Sözleşmeye ne gerek dedi bir yanım. Adam katil Sezen. Adam katil. Bu gerçek bir kere daha yankılandı zihnimde. Beni ölümün kıyısından kurtaran adam. Ellerime ilaç olan adam. Bir kreme ne anlamlar yükledin Sezen? Ne çok tekrar ettin kendi içinde eline sürülen bir basit kremi… Ama o eller ilk kez birisi tarafından gerçekten tutulduğunda ve ilk kez bir erkek yara açmak yerine o yarayı iyileştirdiğinde insan içindeki hisse yenik düşüyor. Elime aldığım şampuanla saçlarımı köpükledim. Alelacele en azından onca vakit ne yaptığımı sorgulamayacağı şekilde duş almaya çalıştım. Bir yolunu bulacaktım. Artık yaptığı hiçbir şeyi üstelemeyecek bir yolunu bulup gerekirse onu polise ihbar edecektim. Hapse girecek olursa ne sözleşmesi kalırdı eline ne de beni tehdit edebileceği herhangi bir şey. Duştan çıktığımda hızlıca banyonun arkasına asılı olan bornozlardan küçük olanı giydim ve kurulandım. Melike Hanım benim için odaya pek çok kıyafet bırakmıştı. Onlardan bir takım gecelik alarak üzerime geçirdim ve lavabo aynasından yüzüme baktım. Gözlerim kızarmıştı, Devrim’in bunu fark etmeme ihtimali yoktu. Usulca kapının kilidini açarak odadaki gelinliği kenara toparladım ve yatağa girerek arkamı döndüm. Telefonunu da yere bıraktım. Uyuduğumu sanması bu gece ikimiz için de en hayırlısıydı. Merdivenden gelen sesleri işittiğimde gözlerimi kapattım. Nefes alışverişlerimi elimden geldiğince düzene sokmaya çalıştım. “Sezen,” kapının açılmasının hemen ardından Devrim’in boğuk sesini işittim. Sesi uykulu geliyordu. “Uyudun mu?” Kısık sesle konuşmaya devam etti fakat cevap vermedim. Kapı kapatıldı ve ardından odada kilit sesi yankılandı. Sırtımda hissettiğim nefesi yerdeki telefonunu aldığını anlamama yetti. Ardından banyonun kapısının kapandığını işittim ve gözlerimi hafif araladım. Banyodan su sesi geldiğinde ise mesajları gördüğüne emindim. Hemen ardında duş alıp uyuyacak mıydı? Bir adamı öldürmüş olma ihtimali onun için bu denli normal bir durum muydu? Uyu Sezen dedim kendime. Uyu yoksa boğulacaksın düşüncelerinin içinde. İçerideki su sesi yaklaşık yarım saat sonra kesildi. Uyumaya çalıştım ama uyuyamadım. Mümkün müydü böyle bir anda uyumak? Değildi. Zihnimde hiç susmayan onlarca ihtimalle konuşurken o ihtimalleri her seferinde baştan yaşarken imkansızdı. Bir adamı öldürmek ne demekti? Bunu nasıl sineye çekip sindirebilirdim içimde? Banyonun kapısı açıldı, gözümü hızla kapattım. Yüzüm duvara dönük olduğundan Devrim’in bunu gördüğünü sanmıyordum. Dolabın kapağının açıldığını işittim…