"Yaşadığı evi kendi cehennemi olan kızlar bir gün bir parçalarını yakmak uğruna bile olsa yolların aydınlatmak için ortalığı ateşe verebilirler."
Yazar: Büşra Nur

Nasılsınız? Bölüm öncesi sizi çok tutmadan yıldız ve yorum rica edeceğiiim. Keyifli okumalar ^^ BÖLÜM 10: "Yaşadığı evi kendi cehennemi olan kızlar bir gün bir parçalarını yakmak uğruna bile olsa yolların aydınlatmak için ortalığı ateşe verebilirler." Ellerim titriyordu. Devrim üzerindeki kana rağmen arkama geçip oturacağım sandalyeyi çekerken ne yapacağımız bilemez halde etrafa baktım. Etrafta bir alkış tufanı koparırken zihnimin içinde aynı cümle dönüp duruyordu. Nasıl böyle dimdik ayakta durabiliyordu? Gözümden bir damla yaş süzüldü, ağlamamak için kendimi zorladım. Üzüntüden değil korkudan ağlıyordum. Ve bu ilk kez deneyimlediğim bir duyguydu. Neyden korkuyordum peki? Ona bir şey olmasından mı yoksa onun birine bir şey yapmış olmasından mı? İkisinden de Sezen, dedim kendime. İkisinden de. Devrim'in yönlendirmesiyle sandalyeye oturdum. Devrim ben sandalyedeyken hiç zorlanmadan sandalyeyi öne ittiğinde kendime hâkim olmaya çalışıyordum. Masadaki nikah memura baktım korkuyla. O da ceketinin altındaki kanı görebilir miydi? Bakışlarım tekrar Devrim'e kaydı. Ben bile eğilirken ceketinin önü açılmasa gömleğindeki kanı göremezdim. Karnının tam üzerinde olmalıydı. Yanıma geçerek kendi sandalyesine oturduğunda dizlerimin titremesini geçirmek için olsa gerek elini dizimin üzerine yerleştirdi. "Hiçbir şeyim yok," dedi kulağıma eğilerek. "Sakin ol." "Kan," dedim aynı fısıltıyla. "Kan var Devrim. Nasıl hiçbir şeyin yok?" "Sana yemin ederim tenimin üzerinde tek bir çizik bile yok." Birine mi bir şey yapmıştı? Kimin kanıydı üzerindeki? Nasıl bir adamı oturtmuştum yanıma? Allah'ım ne olur bana yardım et. Yalvarırım bana yardım et. Tuttuğum oruçların, kıldığım namazların hürmetine yalvarırım bana yardım et. "Sayın misafirler, değerli şahitler... Bugün burada, iki insanın hayatlarını birleştirme kararına tanıklık etmek için toplanmış bulunuyoruz." Kısa bir duraksamanın ardından gözlerini önce bana, sonra Devrim'e çevirdi. "Türk Medeni Kanunu'nun bana vermiş olduğu yetkiye dayanarak, evlenmek üzere başvuruda bulunan Sayın Devrim Kozan ve Sayın Ayperi Sezen Kıran'in evlenme iradelerini açıklamalarını isteyeceğim. Sayın Ayperi Sezen Kıran, burada bulunan Devrim Kozan ile hiçbir baskı ve zorlama altında kalmadan, kendi özgür iradenizle evlenmeyi kabul ediyor musunuz?" Kalkabilir miydim şu an bu masadan? Annemi alıp çıkıp gidebilir miydim hayatından? Devrim birine zarar verebilir miydi? Ellerimdeki yaraları iyileştirmek uğruna kapıma bir kremle gelen o adamın birine zarar verecek kadar kötü kalbi olabilir miydi? Zihnimde ardı arkası kesilmeyen sorular varken ne yaparsam yapayım artık bu çıkmak sokağın içinde olduğumu kabullenerek cevap verdim. Ne gücüm yeterdi Kozan ailesiyle baş etmeye ne de Devrim'in sözleşmesini ödemeye. Bu hayata ve ona mecburdum. En acısı ise onun bunu benden bile iyi biliyor olmasıydı. "Evet!" Tireyen sesim salonda yankılandığında bir alkış koptu. "Sayın Devrim Kozan..." Salondaki tüm bakışlar ona döndü. "Burada bulunan Ayperi Sezen Kıran ile hiçbir baskı ve zorlama altında kalmadan, kendi özgür iradenizle evlenmeyi kabul ediyor musunuz?" "Evet!" Devrim'in benim aksime yüksek ve kendinden emin sesi yankılandı bu sefer salonda. Büyük ekranlara yansıtılan görüntümüze kaydı gözüm. Yanımda insanların imrenerek baktığı bir adam oturuyordu. Belki de salonun içindeki her genç kız çok şanslı olduğumu düşünüyordu. Şehrin en zengin ailelerinden birine gelin oluyordum ve Devrim eli yüzü düzgün bir adamdı. "Ben de sizi karı koca ilan ediyorum." Kadın kırmızı evlilik cüzdanını bana uzattığında uzattığı cüzdanı aldım. Kırmızı kadınların hayatında ne çok prangaya sebebiyet veriyordu. Kırmızı bir kuşağa bağlanıyordu önce namusun, sonra bir adamın boynuna ip gibi asılıyordu geleceğin. Kıyafetin kırmızı olsa dikkat çekiyor, rujun kırmızı olsa objeleşiyordun. Bir renge böyle anlam yüklenir mi bilinmez ama evlilik cüzdanımı elime alırken kendi yüklediğim anlamlarla nefret ettim kırmızıdan. Belki de ilk kez bu kadar keskin bir duygu duydum bir…