3.Bölüm:Yıllar Sonraki İlk Bakış
Yazar: Valerine

“Gözlerin,unuttuğumu sandığım tüm şehirleri tek bir bakışta yeniden yakmaya yetti” Hastanenin arka bahçesindeki zaman,sanki bir merminin namludan çıkış anı gibi donup kalmıştı.Kulaklarımda sadece kendi kalbimin o deli gibi atan,göğüs kafesimi döven sesi vardı.Esen hafif rüzgar,bahçedeki çam ağaçlarının kokusunu burnuma getirirken gözlerimi tam karşımda duran adamdan,Ateş'ten ayıramıyordum. O keskin çene hattı,sol kaşının üzerindeki o küçük yara izi ve bakışları insanı donduran yeşil gözleri...Yıllar onu daha iri yarı,daha heybetli bir adam yapmıştı ama o bakışlar hala aynıydı.Kalbimi yangın yerinden bırakıp giden çocuğun bakışlarıydı. Ateş,elindeki askeri havluyla boynunu silmeyi aniden bıraktı.Benim ona bakakaldığım gibi,o da gözlerini gözlerime dikmişti.Timdeki diğer askerler kendi aralarında gülüşüp kantine doğru ilerlerken,Ateş'in adımları doğrudan bana doğru yöneldi.Her bir adımı,postalının beton zeminde bıraktığı her ses içimde birşeyleri yıkıyordu. Aramızda sadece birkaç adım mesafe kaldığında durdu.Aramızdaki boy farkı yüzünden başımı hafifçe yukarı kaldırmak zorunda kalmıştım.Yakınına geldiğinde, dün geceki o barut kokusunun yerini ter ve hafif çam kokusunun aldığını fark ettim.Yüzü tamamen temizdi ama bakışları dumanlıydı. “Doktor Hanım”dedi,sesi sabah odamda bulduğum nottaki o nizami el yazısı kadar resmi ama bir o kadar da derindi.”Sizi bahçede görmeyi beklemiyordum.Kahvenizi beğendinizmi!” Elimdeki bardağı biraz daha sıktım.Sesimin titrememesi için içimden derin bir nefes aldım ve bir doktor olarak profesyonel maskemi yüzüme taktım.Onun beni tanıdığını az önce gözlerinden görmüştüm ama benim onu tanıdığımı anlamasını istemiyordum.Aradan yıllar geçmişti, o beni arkasında bırakıp gitmişti ve şimdi hiç bir şey olmamış gibi davranamazdım. “Teşekkür ederim Yüzbaşı”dedim,sesim tam istediğim gibi mesafeli ve soğuk çıkmıştı.”Kahve için de not için de.Ama bunlara hiç gerek yoktu,ben sadece görevimi yaptım.” Ateş'in yeşil gözleri,benim bu mesafeli duruşumla birlikte hafifçe kısıldı.Gözlerinde anlık bir kırılma, belkide bir hayal kırıklığı geçti ama bunu askeri disipliniyle gizledi.Çenesindeki kasların gerildiğini görebiliyordum. “Benim için...yani Pençe Timi için can taşıyan herkes değerlidir Dokror Hanım”dedi,kelimeleri bilerek seçiyor gibiydi.”Dün geceki tavrım için tekrardan kusura bakmayın.Operasyonda bie adamımı bile geride bırakmama sözüm var.O yüzden çizgiyi aştım.” “Anlıyorum”dedim başımı hafif sallayarak.”Askerinizin durumu gayet iyi,az önce kontrol ettim.Birkaç güne taburcu olur.Müsaadenizle,hastalarıma dönmem gerekiyor.” Arkama dönüp gitmek için bir hamle yaptığımda,Ateş'in”Doktor Hanım”diyen sesi beni durdurdu. Duraksadım ama ona dönmedim.Sadece omzumun üzerinden ona baktım.Güneş arkasından vurduğu için devasa gölgesi üzerime düşüyordu.Gözlerimin içine o kadar derin ve dikkatli baktı ki,sanki yüzümdeki her bir çizgiyi ezberlemek istiyo gibiydi. “Burası sınır bölgesi”dedi, ses tonu bu kez çok daha boğuk ve korumacıydı.”Hatanenin içi güvenli ama dışarısı herzaman tekin olmaz.Bir ihtiyacınız.bir sıkıntınız olursa...Pençe Timi her zaman bir telefon uzağınızda. Bunu unutmayın.” Sözlerindeki o gizli koruma içimi kıpırdatmaya yetmişti ama duruşumu bozmadım.”Hastanenin güvenliği tam,Yüzbaşı.Teşekkür ederim”dedim ve hızlı adımlarla hastanenin kapısına doğru yürüdüm. Hastanenin otomatik kapılarından içeri girip dezenfektan kokulu koridora adım attığımda,sırtımda hala onun o keskin bakışlarını hissedebiliyordum.Koridordaki büyük aynanın önünde durup yüzüme baktım.Yanaklarım hafifçe kızarmıştı ve kalbim hala normal ritmine dönmemişti. Ateş Dağhan buradaydı.Tam karşımdaydı.Beni tanımıştı ama benim onu tanımadığımı sanıyordu. “ Pekala Yüzbaşı Ateş Dağhan” diye fısıldadım aynadaki aksime bakarak.” Eğer bu oyunu böyle oynamak istiyorsan,oynayalım.Bakalım geçmişin küllerini hangimiz daha önce yakacak.