1.Bölüm:Barut Ve Şifa
Yazar: Valerine

“Yıllar önce yangından kaçırdığım kalbimi,şimdi bir barut kokusunun tam ortasında,şifa ararken buldum” Hastanenin koridorlarına hakim olan o keskin,soğuk dezenfektan kokusu,dışarıdan gelen ve gökyüzünü döven askeri helikopterin gürültüsüne karışıyordu. Tayinimin bu hastaneye çıktığını öğrendiğimde beni nelerin beklediğini az çok tahmin ediyordum ama buradaki ilk günümün bukadar hızlı başlicanı kesinlikle düşünmemiştim.Üzerimdeki beyaz önlüğün ceplerini kontrol ederken,hastanenin koridorunda aniden yankılanan o acı siren sesiyle irkildim. Hemen ardından telsizlerden o buz gibi,telaşlı anons yükseldi.Pençe Timi operasyondan dönüyor!Acil müdahale odasını hazırlayın,sahada sıcak temas yaşandı,yaralımızvar!” Daha ne olduğunu anlamadan hastahanenin çift kanatlı demir kapıları büyük bir gürültüyle ardına kadar açıldı.İçeriye adeta bir fırtına gibi,üstleri başları çamur,kan ve keskin bir barut kokusu içinde olan askerler girdi.İçlerinden biri omzundan ağır yaralanmıştı ve acıyla inliyordu.Diğer bir asker ise ona destek olmuş,hızla içeri taşıyordu.Silahları ellerinde,nizamı koruyan bu adamların hiçbirinin ismini henüz bilmiyordum;üzerlerindeki üniformalar ve rütbeler dişında hepsi bana yabancıydı. Ama içlerinden biri vardı ki,adımları koridoru titretiyordu. Yüzü tamamen siyah ve yeşil askeri kamuflaj boyasıyla kaplı,boynunda künyesi parıldıyan,gözlerinden adeta şimşekler çakan o heybetli Yüzbaşı içeriye girdi.Tam yaralı askere doğru hamle yapıp yarasına bakacakken, o devasa gölge önüme siper oldu. Sert,nasırlı eli bileğimi öyle bir kavradıki,acıyla nefesimi tuttum.Yüzümü yüzüme yaklaştırdı;o ormanı andıran buz gibi gözlerini gözlerime dikti.Sesi hastaneyi yıkacak kadar öfkeli ve derindi: “Onu kurtaracaksın doktor!”diye kükredi adeta.”Bu timden tek kayıp bile vermeyeceğim,anladın mı beni?” Bileğimdeki parmaklarının baskısına rağmen dik duruşumu bozmadım.Korkumu içime gömüp,gözlerimi o orman yeşili bakışlarından ayırmadan bileğimi hızla elinden kurtardım.Ona meydan okuyan bir sesle resti çektim: “İşimi bana öğretmeyin Yüzbaşı!Eğer önümden çekilmezseniz,arkadaşınız ellerinizde ölücek.Çekilin!” Sözlerim koridorda buz gibi bir yankı bıraktığında,Yüzbaşı tek bir kelime bile etmeden geri çekildi.Ama o yeşil renk gözlerindeki öfke şaşkınlığa bırakmıştı.Arkama bakmadan sedyenin peşinden acil müdahale odasına girdim ve kapıları üzerlerine kapattım. “Bana yardım et asker,”dedim yanımdaki temiz yüzlü sıhhiyeciye.İsmini henüz bilmiyordum ama üstündeki üniformada sadece rütbesi parlıyordu. “Emredersiniz doktor hanım”dedi asker hızla. Dışarıda dünyayı yakacak gibi duran o timin aksine,içeride zamanla yarışan bendim.Merminin giriş yerini temizledim,nabzını kontrol ettim.Kurşun neyseki derine inmemişti.Çatışmanın ortasında elinin hiç titremediğini anladığım sıhhiyeci askerinde yardımıyla,mermiyi tek bir hamlede çıkardım.Metal kabın içine düşen merminin sesi odada yankılandı.Yarayı hızla dikip bandajlarken derin bir nefes aldım. “Durumu stabil.Odasına alabilirsiniz”dedim sıhhiyeciye doğru.Asker bana hayranlıkla bakıp,”Elinize sağlık doktor hanım,çok hızlıydınız”diye mırıldandı. Eldivenlerimi çıkarıp çöpe attım.Üzerimdeki gerginliği atmak için derin bir nefes alarak acil müdahale odasının kapısını açtım ve koridora çıktım. Koridordaki hava hala kurşun gibi ağırdı.İsimlerini bilmediğim,her biri dev gibi olan o askeri tim,koridordaki oturaklara çökmüş elleri başlarının arasında bekliyordu.Ama o...Yüzbaşı,tam karşımda,sırtını duvara yaslamış bir heykel gibi kıpırdamadan duruyordu.Beni görür görmez dikleşti. “Arkadaşınız iyi,”dedim sesimi güçlü tutmaya çalışarak”Kurşun hayati bir damara gelmemiş.Birkaç güne ayağa kalkar.” Koridorda tek bir an içinde büyük bir rahatlama dalgası yayıldı.Oturaklarda oturan o iri yarı askerler birbirlerinin omuzlarına vurdu,derin nefesler alındı.Ama Yüzbaşı bakışlarını hala benden ayırmamıştı. Yüzümdeki sıcaklık hissiyle elimi yeşil cerrahi maskeme götürdüm.Maskenin iplerini çözüp yüzümden indirdiğimde,ardından boneyide çıkarıp…