Bana Gördüklerini Anlat

6

Yazar:

Bana Gördüklerini Anlat - pekbiafiliyalnizlik kitap kapağı
Bana Gördüklerini Anlat kitap kapağı

selamlar nasıl gidiyoruz? bol sina ve sahare'li bir bölüm oldu 🫠 ⚽️📚 Sahare, kulağına dolan o öfke dolu ses tonunu hemen tanımıştı. Yine aynı aksi ses dolmuştu kulaklarına. Ofladığında omuzları çöktü. ''Yalçın değilim, ben Sahare.'' Sina, az önceki öfkesini yutan o yumuşak ve duru sesi duyunca yatağında doğruldu. Onun araması Sina'yı hem endişelendirmiş hem de garip bir şekilde mutlu etmişti ama bunu dile getirmek onun gibi bir adam için imkansızdı. Bu kez telefon ekranında yine bir mutfak vardı. Kızın yüzünü henüz görememişti. "Sen niye aradın akşam akşam?" dedi, gardını düşürmeden, hesap sorar gibi. Sahare bu çıkışa gerçekten kırıldı. El yordamıyla mutfaktaki sandalyeyi bulup çöktü. "Sen neden hâlâ bu uygulamadasın o zaman?" dedi sesi titreyerek. "Görme engelliler için bu uygulama! Sadece gönüllüler giriyor buraya, insanlara yardım etmek için!" Sahare için bu uygulama hayatta kalması için en büyük yardımcısıydı. Ailesinden bile önemliydi bu insanlar. Hiç utanmadan, çekinmeden defalarca kez yardım istediği insanların arasında Zülfikar gibi biriyle rastlaşmak onu kırmıştı. Sina, futbol kariyerindeki çöküşü ya da neden burada zorla gönüllü olduğunu anlatacak durumda değildi. "Ben de gönüllüyüm işte," diye geçiştirdi. "Bu nasıl gönüllülük peki?" Sahare'nin öfkesi mutfağın sessizliğinde yankılandı. "Aradığım için bana kızıyorsun! Kendimi kötü hissediyorum, sanki sana yük oluyormuşum gibi... Oysa bu uygulama kimseye yük olmayalım, birinin gözlerine muhtaçken ezilmeyelim diye var!" Sina duyduklarıyla yerinde duramadı, yataktan fırladı. İçindeki o hırçın koruma içgüdüsü uyandı. "Ne yükü Allah Allah? Kaç kilosun sen de bana yük olacaksın?" Sahare burnunu çekti, sesi küçücük kaldı. "Kırk sekiz kiloyum!" Sina'nın yüzünde istemsiz bir gülümseme yayıldı. "Tek kolumla taşırım kızım seni, ne yükü!" dedi alaycı bir tavırla. Ama Sahare bu şakayı kaldıracak halde değildi. Günün ağırlığı, göremediği dünyanın omuzlarına bindirdiği yükle birleşince sessizce ağlamaya başladı. Sina, telefonun ucundaki o hıçkırıkları duyunca afalladı. Eli ensesine gitti, vicdanı sızladı. "Sahare? İyi misin sen? Ne zırlıyorsun akşam akşam?" Sahare, içinde taşan dertleri bir anda boşalttı. "Bok gibi bir gün geçirdim, tamam mı? Sabah iş arkadaşım bana alenen çirkin olduğumu ima etti. Sonra hamburgercideki kız bana bağırdı, hoşlandığım adama rezil oldum... Sabahtan beri de açım! Bir de üstüne kendimi sana yük hissettim! Oldu mu Zülfikar?" Sina bunca cümlenin arasından tek bir noktaya takıldı. "Sen çirkin değilsindir ya," dedi düz bir sesle. Ses tonu o kadar naifti ki, Sina'nın zihninde çirkin bir Sahare canlanmıyordu. "Göremiyorum ki kendimi," dedi Sahare çaresizce. "Belki de insanların bakmayı bile reddedeceği kadar çirkinimdir." Sina'nın kaşları çatıldı, sesi o eski sertliğine döndü ama bu kez Sahare'yi korumak içindi. "Sana bakmayı reddeden insanların gelmişini geçmişini sikeyim! Öyle şey mi olur? Çirkinler ölsün mü amına?" Sahare, aldığı bu beklenmedik cevapla gözyaşlarının arasından hafifçe gülümsedi. "Sen de mi çirkinsin yoksa?" diye sordu. Eğer o da çirkinse, bu dünyanın dışlanmışlar kulübünde kendine bir yol arkadaşı bulmuş olacaktı. Sina, o bildiğimiz narsist tavrıyla tok bir kahkaha attı. "Tövbe de kızım, Allah çarpar. Ben bayağı yakışıklı adamım," dedi. Sesindeki o sarsılmaz özgüven, odadaki havayı bir anda değiştirdi. Sahare buna hiç inanmadı, hatta inanmak istemedi. Zihnindeki Zülfikar, kesinlikle esmer, hafif göbekli, bıyıklı ve ortalama bir tipti. "Keşke çirkin olsaydın," derken buldu kendini. Sina kaşlarını çattı. "Bu nasıl dua anasını satayım! Gencecik, aslan gibi adamım ben!" "Bu kadar yakışıklısın madem," dedi Sahare burnunu çekerek. "Sevgilin var mı?" Sina sırıttı, aynadaki jilet gibi görüntüsüne bir göz attı. "Uzun ilişki insanı değilim, hiç de âşık olmadım." Sahare adamın sesindeki o rahatlıktan bunun bir yalan olmadığını sezdi. "Çapkın mısın yani?" Sina aslında hiç de öyle daldan dala konan bir tip değildi ama dışarıya karşı ele avuca sığmaz g…

Bölümün tamamını WritePad'de oku