Bana Gördüklerini Anlat

4

Yazar:

Bana Gördüklerini Anlat - pekbiafiliyalnizlik kitap kapağı
Bana Gördüklerini Anlat kitap kapağı

"Fethiyespor'un bu akşam düzenleyeceği takım yemeğinde futbolcular tam kadro hazır bulunacak. Teknik ekibin yanı sıra kulüp başkanının da katılacağı söyleniyor, fakat asıl merak konusu, son günlerin olay ismi Sina Erdem'in orada olup olmayacağı..." Sina, sabahın köründe başlayan spor programını okkalı bir küfür savurarak kapattı. "Amına koyduklarım, her hafta yemek! Sanki yetim besliyorlar!" diye gürledi kendi kendine. Tam o sırada telefonu çalmaya başladı. Arayan Yalçın'dı. Sina, sesindeki yorgunluğu gizlemeye çalışarak açtı telefonu. "Günün aydın olsun abilerin abisi!" "Akşamki yemekte ne giyeceğini ayarladık, Sina. Stilist bugün tasarım kıyafetleri eve bırakacak, sen hiç dert etme." Sina içinden, Tek derdim buydu zaten, diye geçirdi. "Abi, yemeği televizyondan öğreniyorum ya! Kimse bana haber verme gereği bile duymamış!" "Lan telefonuna baktığın mı var da sana söylesinler? Hem sen kimsin ki özel davetiye bekliyorsun? Ben menajerin olarak biliyorum, bu sana yeter!" Sina oflayarak yerinden kalktı. "Her ne sikimse! Ben gelmiyorum o yemeğe." Yalçın sesini düz, tavizsiz bir tonda tutmaya çalıştı. "Sina, sana fikrini soran olmadı. Akşam o yemeğe gidiyorsun, çıkıp bir konuşma yapıyorsun ve son dönemdeki davranışların için herkesten özür diliyorsun. Ben senin için şık bir özür metni yazdırdım bile." Sina öfkeyle doğruldu. Özür dilemekten nefret ederdi. Hatalarını bilerek yapmıştı ve ona göre bilerek yapılan şeyler için özür dilemek aptalcaydı. "Yalçın abi, özür dilenecek hiçbir şey yapmadım ben. Gelme üzerime! Gitmiyorum diyorum, kasıklarım ağrıyor benim!" "Sina!" diye kükredi Yalçın telefonun diğer ucundan. "Kalkıyorsun o koltuktan, adam gibi antrenmanına gidiyorsun. Antrenman bitince de sorunsuz bir şekilde evine dönüyorsun, anlaşıldı mı?" "Tasma da tak istersen bana!" dedi Sina, öfkesi sesinden taşıyordu. "Başıma da o mal asistanını dik, ne dersin, Yalçın abi? Tam olur!" "Onur kapıda seni bekliyor zaten. O çocuğa güzel davran, insan ol biraz." Sina acı bir kahkaha attı. "Onu yapamam maalesef, fıtratımda yok." Yalçın bu kez Sina'ya muhtaçtı. Eğer bu yemekte de bir hata yaparsa, kulübe karşı onu daha fazla savunamazdı. "Gençtir işte," diyemezdi, "Depresyonda," ya da "Pişman, bir daha yapmayacak," diye geçiştiremezdi. Aynı anda üç kulüpten aldığı pay, onun için çok değerliydi ve bu yüzden Sina'yı el üstünde tutmalıydı. Sonuçta hiçbir büyük kulüp, büyümemiş, sorunlu bir futbolcuyla çalışmak istemezdi. Sina, Yalçın'ın en büyük yatırımıydı. ''Sina koçum. Esat Bey de gelecek yemeğe. Değerli eşi ve kızları da orada olacak.'' Sina ofladı. Bakanın görgüsüz ailesiyle uğraşmaktan, çocuk oyalamaktan nefret ediyordu. Kendini süs köpeği gibi hissediyordu. ''Ödül mamamı da verecek misin, Yalçın abi?'' "Sina, sadece bugünlük adam ol. Sonra istersen yine dönersin o karanlık kulübene." Yalçın telefonu kapattığında Sina bir satır daha küfretti. Ardından hızlı bir duş alıp spor çantasını omzuna attı. Merdivenlerden inerken boy aynasındaki yansımasına takıldı gözleri. O aynada gördüğü, koskoca bir yıldız değil de sanki hayal kırıklığına uğramış çocukluğuydu. Duraksamadı, o bakışları umursamadan evden çıktı. Kapıyı açtığı an, asistanı Onur'un o her zamanki profesyonel ve gülen yüzüyle karşılaştı. "Günaydın, Sina Bey." Sina, yaşıtı olan bir adamın kendisine bu denli mesafeli ve hizmetkar gibi davranmasından nefret ediyordu ama Onur'un ispiyoncu biri olduğunu bildiği için ona karşı içindeki buzları bir türlü eritemiyordu. "Sana da" diye mırıldanıp arabasına yöneldi. Onur, elindeki spor çantasını almak için hamle yapınca Sina sertçe geri çekildi. "İşine bak, Onur. Ben taşırım." Sina, kırmızı spor arabasının koltuğuna geçti ve motoru kükretti. Onur'un binmesini bekledi ama genç adam kapının önünde çekingen bir tavırla dikiliyordu. "Lan oğlum, binsene!" diye seslendi dışarıya doğru. Onur, son zamanlarda Sina'dan zerre insaniyet görmediği için oldukça temkinliydi. "Taksiyle gelirim, Sina Bey. Rahatsızlık vermeyeyim şimdi size." Sina, kendisine böyle davran…

Bölümün tamamını WritePad'de oku