Bana Gördüklerini Anlat- Tamamlandı
30- FİNAL
Yazar: pekbiafiliyalnizlik

finalden herkese merhaba. sahare ve sina oya gibi kalbime işledi. onları güzel anacağım, ikisi de yakın iki arkadaşım artık. sorular sorup derdimi anlattığım. sahare hep özenle dinlerken sina dertlerime küfrediyor. ilk ve son halleriyle, her halleriyle seviyorum. iyi ki var oldular ve olmaya devam edecekler sevgilerimle, sultan. +++ Zaman, gecelerin ve sarsıcı kararların ardından pürüzsüz bir nehir gibi aktı. Günler günleri kovaladı; takvim yaprakları sessizce devrilirken Sahare ile Sina birbirinin kıvrımlarında tamamen eridi, tek bir bütün oldu. Artık ne karanlık korkutuyordu Sahare'yi ne de yeşil sahalardaki o yalnızlık incitiyordu Sina'yı. İkisi de bir diğerinin eksik yanını tamamlamış, çiftliğin toprağında kök salmışlardı. Çiftlik hayatı, ikisinin de ruhuna şifa gibi gelmişti. Sabahları çam kokulu esintilerle uyanmak, Çamur'un bahçede özgürce koşuşturması, Safa'nın fanusundaki o dingin süzülüşü ve ahırdan gelen kısrak kişnemeleri artık hayatlarının değişmez birer parçasıydı. O büyük taş ev, sadece başlarını soktukları bir çatı değil; fırtınalardan kaçıp sığındıkları, duvarları aşkla örülmüş gerçek bir yuva olmuştu. Sina'nın futbol kariyeri ise adeta küllerinden yeniden doğmuştu. Yeşil sahalara döndüğü o ilk günden sonra ayağı topa her değdiğinde, tribünlerde kenetlenmiş elleri ve Sahare'nin varlığını hissetti. Maç üstüne maç kazandı; her golünde, her galibiyetinde bakışları ve yüreği daima locaya, onun adını taşıyan o kadına yöneldi. Sahalarda esen o eski hırslı Sina Erdem gitmiş; yerine kendinden emin, ne yaptığını bilen ve aşkla beslenen muazzam bir kaptan gelmişti. Karanlığın içinde bir mum gibi yanan iki ruh, fırtınalı denizleri aşıp sonunda kendi kıyılarına, bir çiftlik dolusu huzura demir atmıştı. Sahare'nin dünyası da yeşillendi. Nihayet bitirdiği kitabını basıma göndermişti. Bu yolda bin kez vazgeçmiş, Sina tarafından bin kez ikna edilmişti. Sabahlarının keyifle geçtiği günler onlara sıkıca sarılıyordu. Bu sabah kahvaltı hazırlama işi Sahare'ye düşmüştü. El yordamıyla idame ettirdiği hayatta Sina ona yepyeni bir hayat sunmuştu. Evdeki her şey Sahare'nin işini kolaylaştırmaya devam ediyordu; şampuanların üzerindeki kabartmalardan mutfaktaki tezgâh düzenine kadar her detay onun rahatlığı için tasarlanmıştı. Sahare, Sina'nın çok sevdiği omletini pişirirken yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Bir yandan da radyodan yükselen şarkıyı dinliyordu. Çelik'in Afedersin şarkısına neşeyle eşlik ederken içsel bir huzurla doluydu. "Öyle bir yaşamak ki ne türlüdür sorma. Uzakta yaşamak yakınlardan yakın. Şimdi bir tek şey kalmış becerebildiğim. Bir sevgi, bir sevmek var gönlünün içinde." "Bir sevgi, bir sevmek var kalbimin içinde!" diyerek şarkıya katılan Sina, arkadan sessizce sokulup kızın yanağını koparırcasına öptü. Sahare mutfaktaki kokuların arasında ona döndü. "Uyandın mı? Sese mi uyandın yoksa?" "Yok yavrum, alarma uyandım," dedi Sina, masum bir tavır takınmaya çalışarak. "Yalancısın ama," dedi Sahare gülümseyerek. Sina kızın beline tutuldu, burnunu onun saçlarına gömdü. "Doğru, buna katılıyorum." Birlikte neşeli fısıltılarla kahvaltıyı hazırladıktan sonra bahçelerindeki o büyüleyici manzaraya nazır sofraya oturdular. İki kişilik kahvaltıları her zaman günün en güzel anıydı. "Bugün gidiyorsun değil mi?" dedi Sahare, tabağına zeytin alırken. Sina ağzına ardı ardına yumurta sokarken kızın bu ayılığını görmediği için içinden şükretti. "Evet yavrum, gidiyorum. Okula da yazdırdın ya beni, daha ne olsun." "Dershane bu Sina, daha ayrımını yapamıyorsun," dedi Sahare kıkırdayarak. Sina okulsuz olduğunu kendine dert ettiği için, Sahare onu üniversite sınavlarına hazırlamak amacıyla dershaneye yazdırmıştı. Sina omuz büktü. "Kızım, sınıftaki yaşıtlarım ufak. Ben nasıl giderim o çocukların arasına?" "Okumanın yaşı yok ki. Bizim fakültede elli yaşında insanlar vardı," dedi Sahare kararlı bir sesle. "Tamam, okuyacağım öğretmenim," dedi Sina teslim olarak. Sahare ağzına yeşil zeytin atarken bir an duraksadı. "Bak eğer güzel okursan, üni…