Bana Gördüklerini Anlat

3

Yazar:

Bana Gördüklerini Anlat - pekbiafiliyalnizlik kitap kapağı
Bana Gördüklerini Anlat kitap kapağı

bga kısa bir kurgu olacak, yazdıkça hızla bölüm atıyor olcam. fakat yorumlar benim için önemli. yorumlarınızı bekliyorum sina erdem? sahare? ⚽🌼 Sina, Yalçın'ın kapıyı çarpıp çıkarken bıraktığı o yankı hala kulak zarlarında uğuldarken, masanın üzerindeki telefonun yeşil ışığına hırsla baktı. "Açalım bakalım, neymiş bu," diye mırıldanarak parmağını ekranın üzerinde umursamazca kaydırdı. Kabul et tuşuna bastığı an karşısına çıkan görüntü, beklediği gibi karmaşık bir dünya değil, bembeyaz, pırıl pırıl bir mutfak tezgâhı ve üzerine titizlikle dizilmiş kek malzemeleriydi. Sina, elini sakallarına atıp sertçe kaşıyarak koltuğuna boylu boyunca uzandı. Sesindeki o her zamanki küstah ve ayarsız tonuyla, "Ne var oğlum akşam akşam?" diye söylendi. Karşısındakinin kim olduğunu, neye benzediğini zerre önemsemiyordu. Ekranın öbür ucunda, iştahla kek yemenin hayalini kuran Sahare, kulaklığına dolan bu kaba, hırçın ve oğlumlu hitapla neye uğradığını şaşırdı. Kaşları istemsizce çatıldı. Daha önce bu uygulamada hiç böyle bir gönüllü profiliyle karşılaşmamıştı. Bir an için yanlış bir yeri, hatta belki de birinin özel numarasını aradığı telaşına düştü. "Pardon," dedi Sahare, sesi şaşkınlıktan bir tık daha ince çıkarak. "Bana Gördüklerini Anlat değil mi orası? Yanlış mı aradım?" Sina, koltukta yayılmaya devam ederken elini başının altına aldı, sesi gevşek ve alaycıydı. "Yo, burası benim ev," dedi, sanki çok doğal bir şey söylüyormuş gibi. Sahare, bu beklenmedik ve ciddiyetten uzak ikinci cevabın karşısında içten içe öfkelense de asıl amacına, o çok sevdiği kekine odaklanmaya çalıştı. Bu kaba adamla muhatap olmak istemiyordu ama ihtiyacı vardı. Kamerayı tezgahtaki küçük paketlere doğru odaklamaya çalışarak sordu. "Ben kek yapmak istiyorum da... Tezgâhta iki tane paket var. El yordamıyla ayırt etmekte zorlandım. Birisi kabartma tozu, diğeri karbonat olmalı. Hangisi kabartma tozu acaba?" Sahare karbonatı çok acı buluyordu. Sina, duyduğu bu soruyla bir an duraksadı. Yalçın'ın uygulama hakkında anlattığı o yardım muhabbetini o kadar ciddiye almamıştı ki, karşısındaki bu güzel sesli kızın gerçekten göremeyeceğini, bir engelli olduğunu henüz idrak edemiyordu. Hafifçe doğruldu, koltukta oturur pozisyona gelip şaşkınlıkla saçlarını karıştırdı. "Abla... Sen şey misin?" diye sordu, sesindeki merakla. Sahare, o şey imasıyla ne kastedildiğini anlamamıştı. Engellilerin kullandığı bir uygulamaya gönüllü giren biri, herhalde karşısındakine "Kör müsün?" diye sormuyordur diye düşündü. "Şey derken?" Sina, dudaklarını dişleyerek kendi kendine, "Sıçtık," diye mırıldandı. Sahare bu mırıltıyı tam seçemedi ama kek özlemi ve bu adamın garip tavırları onu artık iyice asabileştirmişti. "Beyefendi!" dedi Sahare, sesini yükselterek. "Bunlardan hangisi kabartma tozu, söyler misiniz?" Sina, ekrana kısık gözlerle bakmaya başladı ama görüntüde sadece beyaz tozlar vardı. "Biraz sağa sola oynat telefonu, sadece un görüyorum bir de süt var," dedi. Sonra sporcu disiplini devreye girdi, kaşlarını çatarak ekledi. "Bu saatte süt içilmez yalnız.'' Sahare, kendi mutfağındaki düzenine ve yiyeceği keke karışılmasından nefret ederdi. "Süt içmeyeceğim ki, kek yapacağım ben!" diyerek kamerayı daha geniş bir açıyla tuttu. Sina, alaycı bir tavırla "Hah, bu daha kötü!" dedi. "Bu saatte kek hiç yenmez. Formuna yazık." Sahare artık bıkkınlıkla, derin bir of çekti. "Şimdi gördünüz mü? Hangisi kabartma tozu?" Sina ekrana iyice eğildi ama görüntü kumlu ve bulanıktı. "Sen kaçak telefon mu kullanıyorsun? Bu görüntü kalitesi ne? Çamur gibi," diye patladı Sina, kendi yüksek model telefonunun standartlarına alışık olduğu için bu gibi şeyler ona garip geliyordu. Sahare bu soruya gerçekten çok içerledi ve öfkelendi. Emek emek aldığı, her tuşuna, her sesine alıştığı kaçak Redmi'si onun dünyadaki en büyük yardımcısıydı. "Sana ne ya!" diye bağırdı. "Kabartma tozunu bul işte!" Sina, görüntünün dalgalanmasına küfrederek, "Göremiyorum," dedi. "Ekran titreyip duruyor." Sahare sonunda dayanamayıp patladı. "Of! Sen m…

Bölümün tamamını WritePad'de oku