Bana Gördüklerini Anlat- Tamamlandı
28
Yazar: pekbiafiliyalnizlik

sınır 200 Hayatın gökkuşağının yedi renginden çok daha fazlası olduğuna emin olduğu günler yaşıyordu Sahare. Ona kalsa hayat artık sadece yedi renk değildi. Belki de yetmiş yedi bin renkti. Hiçbir zaman görmediği veya göremeyeceği renklerin sayısını zihninde düşlerken, günlerdir üzerinde özenle çalıştığı kitabının bugünlük son sayfasına geldi. Parmakları klavyenin üzerinde hafifçe duraksadı ve derin bir nefes alarak o kapanış cümlesini ekledi. "Hayatın yedi renk olduğu yalanından daha büyük bir şey varsa, o da karanlığın renksiz sanılmasıdır; çünkü insan sevdikçe, karanlığın içindeki binlerce rengi görmeye başlar." Sahare bilgisayarını kapattığı sırada odasının kapısı hafifçe çalındı ve asistanı içeriye girdi. "Sahare Hanım, ziyaretçiniz var," dedi. Sahare hafif bir merakla sordu. "Kimmiş?" Kapıda beliren kişi ablası Azra'ydı. "Konuşabilir miyiz biraz?" dedi Azra, sesi her zamankinden daha yumuşak, biraz da çekingen çıkıyordu. Sahare asistanına dönüp, "Tamam, sen işine dönebilirsin," diyerek ablasını içeriye buyur etti. Azra ile Sahare eski samimiyetlerinden uzaktılar, aralarında yaşanmış kırgınlıklar vardı ama ne olursa olsun etle tırnaktılar, abla kardeştiler. Azra koltuğa geçerken gülümsedi. ''Ne içersin?'' diye sordu Sahare. İki kahve söylediler ve sohbete başladılar. "Annemlere ev almışsın," dedi Azra. Sahare, hayatındaki en büyük arzusu olan ailesini rahat yaşatma amacına ulaşmak için gece gündüz çalışmıştı ve başarmıştı. "Evet, aldım. Yakında Ayvalık'a taşınıyorlar." "Borca mı girdin?" Sahare dürüstçe, "Evet," dedi. "Ama hallediyorum, çalışıyorum." Azra başını salladı. "Birkaç taksitini de benden ödersin. Asistanına bilgilerimi bırakırım, bana atar hesabı." Sahare kısa bir an duraksasa da bu jesti kabul etti. "Sağ ol. Sen ne yapıyorsun?" "Haberciliğe devam. Spor programı yapıyorum aynı şekilde. Eskisi kadar ünlü değilim ama olsun." Sahare tebessüm etti. "İyi haberci olmak ünlü olmaktan evladır." "Umarım öyledir," dedi Azra. Ünlülüğe o ilgiye alıştığı için kaybetmek ona bir sürü psikolog sanansına mal olmuştu. Bir süre durup kardeşini süzdü. "Sina ile nasılsınız?" Sahare'nin dudaklarında yumuşak bir tebessüm belirdi. "Sevgiliyiz." "Ne zamana kadar?" dedi Azra, kardeşinin gözlerindeki o kararlılığı merak ederek. İçten içe Sina'nin kardeşini üzmesinden korkuyordu. Sahare tavrını netleştirdi, sesi kendinden emindi. "Sonsuza kadar sürmesini dilediğim bir ilişkinin içerisindeyim abla." Azra içtenlikle gülümsedi. "Daim olsun." "Amin." Azra ayağa kalkmadan önce hafif bir çekingenlikle sordu. "Bana da yer var mı o evde?" Sahare geçmişteki tüm kırgınlıkları tek bir cümleyle sildi attı. "Odan üst katta bile." İkisi birbirine baktığında aralarındaki pürüzlerin tamamen silinmediğini ama ilk kez gerçekten azalabileceğini hissettiler. Sahare, Azra'yla yavaş yavaş eskisi gibi olabileceklerine inanmak istiyordu; çünkü ne olursa olsun et tırnaktan ayrılsın istemiyordu. Ablasını uğurladıktan sonra Sahare tekrar işine dönmeden önce telefonuna düşen mesajları açtı. Sina her zamanki gibi yazmak yerine sesli mesaj atıyordu. "Salondayım şimdi güzelim, spor yapıyoruz. Bayağı yüklendik bugün. Sen bir fotoğraf at bana, valla billa özledim." Sahare gülümseyerek telefonun kamerasını açtı. Kamerada şu an nasıl göründüğünü, neye benzediğini deli gibi görmek istedi bir an. Çoktan yendiği bu merak hisleri onu yine çepeçevre sarmıştı. Ama bildiği tek bir şey vardı, güzel olduğuna emin olduğu tek yer Sina'nın yanıydı. Kendi fotoğrafını çekip Sina'ya gönderdi ve altına bir ses kaydı ekledi. "Özledim seni futbolcu." Sina'dan yanıt gecikmedi. " Futbolcun yiyecek seni, az kaldı!" "Şazi ile antrenör napıyor?" diye sordu Sahare. "Fingirdiyorlar yanı başımda. Beni takan yok Sahare." İki genç bu ikili hakkında konuşmayı çok seviyordu. "Akşam biz de fingirderiz üzülme futbolcu." Sahare gülerek telefonu kapatıp işine döndü. Seslendirilen kitaplarının dinlenmeleri harika gidiyordu. Özenle yazdığı ilk kitabının taslağını bitirmişti; şimdi son okumalarını yapıyor, i…