Bana Gördüklerini Anlat- Tamamlandı
27
Yazar: pekbiafiliyalnizlik

merhaba nasılsın? ben iyiyim efenim. bga canımdan bir parça taşıyan bir kurgu. çok da uzatmadan finale gideceğiz. keyifle okumanı çok isterim sınır 200 ⚽📕 Aradan geçen zaman Sahare'ye de Sina'ya da iyi gelmişti. Sahare'nin o gün Zeynel'den yardım istemesinin ardından Zeynel, kardeşine ve onun sevgilisine yapılanı karşılıksız bırakmamış; Yalçın meselesini bizzat üstlenerek kapatmıştı. Bu süreçte Sina da sevgilisinden bir an olsun ayrı kalamamıştı. Yaşadığı o derin korkunun ardından Sahare'yi gölgesi gibi yanında istiyordu. Nitekim iki sevgili aynı evde tam anlamıyla birlikte yaşamaya başlamışlardı. Sina, Sahare bir an bile yanından ayrılmasın, gözünü her açtığında onun kokusuyla nefes alsın istiyordu. Sahare ise bir yandan Sina'nın bu aşırı korumacı ve tutkulu sevgisiyle sarmalanırken, diğer yandan işine dört elle asılmayı sürdürüyordu. Çalışıyor, üretiyor ve mutlu oluyordu. Özellikle asistanı ile aralarında bir uyum yakalamışlardı. Çevresinin engelli bireylerle dolu olduğu bu çalışma hayatı, onun ruhuna adeta şifa gibi geliyordu. Bir sabah yine ofisindeydi. Masasındaki yerini almış, Sina'nın onun çalışma alanını renklendirmek için aldığı o mis kokulu canlı çiçekleri arka plan yaparak kameranın karşısına geçmişti. Her zamanki içtenliğiyle yeni bitirdiği bir kitabı anlatmaya, sayfaların ruhunda uyandırdığı o derin hislerden bahsetmeye başladı. "Kısaca bu kitap deniz suyundaki o tuza da razı geliyorsanız kesinlikle okumanız gereken bir kitap. Sevgilerle," dedi ve gülümseyerek kaydı kapattı. Ardından çantasını toplamaya başladı. Bugün Sina için menajer görüşmelerine gideceklerdi. Sina'dan önce şirketin ona tahsis ettiği arabaya bindi ve buluşacakları mekâna gitti. En yakın ve sadık dostu Peyami ile çay bahçesine yürüyüp, uygun bir yere oturdu. Çay bahçesinde çardakta otururken doğanın sesleri ona huzur veriyordu. Sina ise zenginliğini hissettiği kırmızı spor arabasıyla ortalama bir çay bahçesinin önünde durup park etti. Sahare'nin hediye ettiği güneş gözlüklerini gözünden alırken, çay bahçesinde piknik yapan, dondurma yiyen herkes dönüp ona bakmıştı. Sina "Allah Allah, bana niye bakıyorlar ki?" diye sorguladıktan sonra, konunun arabası değil kendi yakışıklılığı olduğuna kanaat getirdi. Zaten ona göre yaş ortalaması elli olan bir bahçede elbette teyzeler, nineler ona bakacaktı. Sina antrenmandan yeni çıktığı için şort ve tişörtleydi. Kimseye aldırmadan Sahare'yi gözleriyle aramaya başladı. Gözüne giren güneşten ve kalabalıktan dolayı kızı bulamayınca hemen telefonunu çıkarıp aradı. "Sahare neredesin sen?" "Çay bahçesindeyim." "Neresinde?" "İçindeyim." "El sallıyorum, görüyor musun beni?" dedi Sina birden. Sahare usulca güldü. "Benim el sallamam daha doğru sanki," dedi. Sina "Siktir!" dedi içinden. Anlık olarak Sahare'nin durumunu unutuyordu ve her unuttuğunda kendine çok kızıyordu. "Sen el falan sallama! Sabah sütyen gibi bir şey giydin, açılacak oran buran," diye kızdı tatlı sert bir tonla. Sahare ise gülüyordu. "Crop giydim geri zekalı." "Ben de seni özledim güzellik, geliyorum," diyerek çardakları tek tek gezmeye başladı. En sonunda Sahare'yi bulmuştu. Bulana kadar da neredeyse tüm bahçeyi dolanmıştı. "Kızım en sondakine oturmuşsun!" dedi kıza sarılırken. Sahare ise terli terli kendisine sarılan adamı öperken, "Kusura bakma, görmedim," dedi kıkırdayarak. Sina bir an duraksasa da aldırmadan yanına oturdu. Bedenleri birbirine temas ediyordu. "Sen antrenmandan mı çıktın?" dedi Sahare. Sina, "Allahsızın birisi antrenman saatlerimi yükseltmiş, sadece nefes almak için vaktim var," diye dert yandı. Sahare omuzlarını salladı. "Nefes almak için ayrılan vaktini bana harcamasaydın." "Ha, sonra nefes alamasaydım yani, öyle mi?" dedi Sina kızarak. Sahare, Sina'nın yanağını okşadı. "Şapşalın tekisin." "Öyleyim," dedi Sina kızın saçlarını severken. "Hadi," dedi Sahare sabırsızlıkla. "Nerede kaldılar menajer adayları?" "Çay bahçesine adres verince fakir sandılar sanırım bizi," dedi Sina. ''İsmimi de vermedin zaten. Bu tarz görüşmeler lüks ofi…