Bana Gördüklerini Anlat- Tamamlandı
26
Yazar: pekbiafiliyalnizlik

genç kurguda 1 olmamızın şerefine bölüm geldi. eğer 150 yorumu hemen geçerse bir bölüm daha gelir 🩷 🌱🌱🌱 Sina Erdem, uzun zaman sonra ilk kez bir futbol takımıyla resmi olarak masaya oturacaktı. Fethiye macerasından sonra bu kez muhatabı Beşiktaş'tı. İçten içe gergindi ama kendine güvenen, o sahaya ait olduğunu bilen yanı bu gerginliğe ağır basıyordu. Kulüp yöneticilerinin karşısına sadece kendisi ve Sahare'nin "Çok beceriklidir," diye öve öve bitiremediği avukatı ile çıkacaktı. "Başka kim istiyor beni?" diye sordu Sina, çenesini eline dayayarak. "Dört büyükler işte," dedi avukatı, elindeki listeyi işaret ederek. "Süper Lig'in üst sıralarındaki kulüplerin neredeyse tamamı resmi teklifini iletti." "Alt kadrodan peki?" Avukat şaşkınlıkla gözlerini gözlüklerinin üzerinden çıkardı. "Alt kadrodan mı? Neredeyse hepsi diyebilirim. İkinci Lig kulüpleri zaten kapıda yatıyorlar." Sina duraksadı, göğsünün sol tarafında beliren o ince sızıyla sordu. "Fethiye'nin durumu ne?" Avukat önündeki puan durumuna göz atıp iç geçirdi. "Küme düşecekler," dedi pürüzsüz ama soğuk bir sesle. "Matematiksel olarak mucizelere kalmış durumdalar." Sina, duyduğu o tek cümleyle canının feci şekilde yandığını hissetti. Sina duraksadı. Fethiye'nin çamurlu sahası, soğuk duşları ve parasını alamadığı hâlde antrenmana çıkan gençler gözünün önüne geldi. Küme düşerlerse yalnızca bir alt lige inmeyeceklerdi; o çocuklardan bazılarının futbol hayatı daha başlamadan bitecekti. Sina gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Büyük kulüplerin o milyon dolarlık teklifleri, şatafatlı formaları gözünün önünde bir an anlamını yitirdi. Sahare'nin ona hastanede söylediği o söz zihninde yankılandı. "Nerede en mutlu olacaksan, nerede o eski heyecanını bulacaksan orayı düşüneceksin." Sina, içindeki o yaralı çocuğun sesini dinleyerek gözlerini açtı ve avukatına baktı. O an ne yapacağını, adaletini nereye dağıtacağını bilemedi. "Hazır mısın? İletmemi istediğin detaylar var mı?" diye sordu avukat. "Şartlarımı söyledim işte." "Tamam. Mutlaka kulüpte çalışan engelli sayısı artacak, engelli sporseverler için stadyumda yardımcılar ayarlanacak, tribün erişilebilirliği baştan düzenlenecek, kulüp içi sosyal sorumluluk projelerinde aktif rol alınacak." "Şimdilik yeterli." "Magazin basınına girmek istemiyorsan söyle, sözleşmeye özel bir madde ekleteyim." Sina omuz silkti. "Siktir et. Nereye girerlerse girsinler." "Öyle olmaz," dedi avukat, sesindeki mesafeli ciddiyeti koruyarak. "Kulüp imajın ve yeni imzan açısından özel hayatın özel kalmalı." "Ne özeli avukat ya?" dedi Sina çarpık bir gülüşle. "İnternette öpüşme görüntülerimiz bile geziyor." "Rahatsızsan kaldırtayım?" Sina duraksadı. "Sahare rahatsız mı?" "Rahatsız olsa ilk bana söylerdi," dedi avukat gayet net bir tavırla. Sina kadını şöyle bir süzdü. "Siz ne zaman tanıştınız?" "Ortak bir arkadaşımız tanıştırdı." "Kim o?" "Bilmene gerek yok," dedi avukat kestirip atarak. Ardından önündeki dosyalardan birkaç bilgi aktardı Sina'ya. Yöneticilerin yanında nerede konuşup nerede susması gerektiğini bir bir sıralıyordu. Taktiklerini bitirdikten sonra dosyayı kapatıp Sina'ya baktı. "Bak bir de ne diyeceğim. Ben PR'dan ya da reklam işlerinden pek anlamam ama sana gelen şu deodorant ve meyve suyu tekliflerini kabul et bence. Fena para teklif etmiyorlar." Sina kaşlarını kaldırdı. "Fena para mı? Sen avukat maaşınla o paralara 'fena değil' mi diyorsun?" Avukat hanım hafifçe gülerek önüne döndüğünde, Sina onun ceketinin kolundan sıyrılan bileğindeki köklü ve pahalı markaya ait Van Cleef bileklikleri fark etti. Sina gülerek başını salladı. "Zenginmişsin. Vay be, Sahare'nin de zengin çevresi var artık." Avukat hanım bileğindeki mücevherlere kısaca bir göz attı. "Babamın hediyesi." "Baban kim senin?" "Yıllar yıllar önce şu an oturduğumuz bu restoranı çizmişti." Sina merakla sordu. "Ressam mı?" "Mimar," dedi avukat, dosyasını çantasına yerleştirip dik bir duruşla arkasına yaslanırken. Sina başını salladı. "İmzalamayacağız. Sözleşmenin bir kopyasını, benden i…