Bana Gördüklerini Anlat- Tamamlandı
23
Yazar: pekbiafiliyalnizlik

150 yorum Sahare, Sina'nın ameliyathane kapısından içeri adım attığı o ilk saniyelerde yüreğine çöken o devasa, o nefes kesen yastan sıyrılmak için bir irade gösterdi. Kendini hemen ameliyathane katındaki o gürültülü koridordan kurtarıp koridorun sonundaki sakin, tenha bir köşeye attı. Adımları onu katın loş ve gözden uzak deposuna ulaştırdı. İçeri girip ağır kapıyı arkasından usulca kapattı. Çantasından turuncu telefonunu çıkardı ve sesli asistan yardımıyla kamerasının açısını dikkatle ayarladı. Cihazı, hemen karşısında duran metal malzeme raflarından birinin üzerine, kendisini tam karşıdan görecek şekilde yerleştirdi. Ardından arkasını dönüp soğuk duvarın dibine, dizlerini kendine doğru çekerek çöktü. Çantasından çıkardığı ruju titreyen parmaklarıyla dudaklarına ve solgun yanaklarına alelacele sürdü; birazdan anlatacağı her kelime, geçmişin her bir yarası canını yakacak olsa durmaya şekilde tüm dünyanın karşısında dimdik ve güçlü durmaya şekilde kararlıydı. Kamerasının açısını sesli asistanın o mekanik onayıyla son kez kontrol ettikten sonra, derin ve sarsıcı bir nefes alıp o komutu verdi: "Başlat." İçindeki tüm gücü ses tellerine topladı ve sesinin zerre güçsüz çıkmamasını dileyerek o parıltılı, o sarsılmaz konuşmasına başladı: "Herkese merhaba, ben Sahare. Beni belki de 'Sesim Olur Musun?' uygulamasında yaptığım kitap seslendirmeleriyle tanıyor olabilirsiniz. Bugün buradayım çünkü hikâyeyi size en başından, tüm çıplaklığıyla anlatmaya karar verdim. Yeni yetme bir yazar olarak, sürekli birilerinin benim ve sevdiklerimin hayatı üzerine kirli senaryolar yazmasından, benim sessizliğimden beslenmesinden çok sıkıldım." Sahare kafaya koymuştu bir kere, bu yayının sonunda kıyamet bile kopsa, her şeyi, tüm gerçeği tek tek anlatacaktı. Günün sonunda insanların ne düşüneceği ya da ne söyleyeceği artık vız gelirdi çünkü biliyordu ki insanlar sadece inanmak istedikleri o yalana inanıyorlardı. "Ben kendi halimde kitaplarımı seslendirirken, aynı zamanda geçinebilmek için bir kütüphanede çalışıyordum. Malumunuz, engelli insanların çalışma olanakları ülkemizde maalesef vasat durumda. Eğer bir devlet memuru değilseniz, özel sektörün o acımasız çarkları sizi saniyeler içinde yer yutar," dedi, yıllarca o kör duvarlar arasında tek başına verdiği o mücadelenin kırgınlığını kelimelerine dökerek. "Hayatımı böyle tek başıma sürdürmeye çalışırken, sosyal hayatımda fazlaca kullandığım Bana Gördüklerini Anlat uygulaması üzerinden, bana etrafı, gördüklerini anlatması için birini aramam gereken bir an oldu. Ve o an, o ekranda karşıma çıkan, bugün hepinizin beni tanımanıza vesile olduğunu sandığı o ses Sina Erdem oldu. Aslına bakarsanız, Sina ile ilk başta hiç ama hiç anlaşamadık. Yani size o magazinlerde yansıyan o sahte imajın aksine, menajerinin baskısıyla orada olduğu her halinden belli olan, bana umursamaz, kestirip atan cevaplar veren biriydi. Hatta o kadar alıktı ki, benim görme engelli olduğumu bile sonradan anlamıştı." Sahare bu detayı hatırlayınca, dudaklarının kenarında içten, sıcacık bir gülümseme belirdi. "Yıllar sonra ilk kez, bir adam benim engelime güldürmüştü beni. Bildiğiniz alay ediyordu benimle ama o kadar saftı, o kadar salaktı ki, benim onunla ettiğim alaylara da aynı çocuksu saflıkla gülüyordu. Evet, ilk başta hiç anlaşamadık ama sonrasında yüz yüze buluştuk. Arkadaş olduk. Bana sadece bir futbolcu olduğunu söylemişti ama ben onun adını Zülfikar olarak biliyordum. Bugünlerde Sina'nın sırtından milyonlarca lira para kazanan Yalçın Bey'in ekranlara çıkıp, ağzından köpükler saçarak bahsettiği, 'Ona adını bile ben verdim!' feryatları var ya evet, doğru. Sina Erdem'in gerçek adı Zülfikar. Sina, benim yanımda sadece kendisi olmak istedi. Bana bu konuda tek bir yalan bile söylemedi. Futbolcuydu ve adı Zülfikar'dı. Hatta bugünlerde iptal olan o büyük Beşiktaş transferini bu ülkede bilen ilk kişi bendim. Ve o haberi basına yayan gazeteci de benim öz ablamdır. Benim tüm ricalarıma, yalvarmalarıma rağmen Sina'dan intikamımı alma bahanesiyle…