Bana Gördüklerini Anlat- Tamamlandı
19
Yazar: pekbiafiliyalnizlik

sınır 150 yorum ⚽️📚 Bir ay sonra Sahare, hayatının en yoğun ama aynı zamanda başarılarla dolu günlerini yaşıyordu. Seslendirme yaptığı uygulamanın parlayan yıldızı haline gelmişti. Ofiste ona özel tahsis edilmiş, kapısında adı yazan bir odası bile vardı. Seslendirdiği kitapların dinlenme sayıları gün geçtikçe çığ gibi büyüyor, yayınevlerinden ve yazarlardan daha fazla kitap seslendirmesi için ardı arkası kesilmeyen talepler alıyordu. Aynı zamanda, bugüne kadar sadece çok sevdiği balığı Safa'nın fotoğrafını profil resmi yapmak dışında neredeyse hiç adım atmadığı sosyal medya dünyasına da tamamen giriş yapmıştı. Uygar, hesabın yönetimini tamamen profesyonel ekiplere devretmesini söylese de Sahare buna şiddetle karşı çıkmıştı. Kendi hesabına kendisi de el atmak, takipçileriyle bizzat bağ kurmak istiyordu. Artık yaşadığı hayatın her detayına, attığı her adıma hâkim olmak ve bu süreçten zevk almak istiyordu. Bu amaçla kendine özel bir konsept geliştirmişti. Her hafta okuduğu bir kitabı derinlemesine incelediği, o kitabı kendi karanlık dünyasında nasıl canlandırdığını, satırları okurken neler hissettiğini ve kafasında o roman kahramanlarını nasıl gördüğünü anlattığı iki dakikalık kısa videolar çekmeye başlamıştı. Bu özel serinin adına da "Kör Kitaplar" koymuştu. Çünkü Sahare'ye göre, bir kitap onun zihninde ne kadar berrak bir görüntü oluşturabiliyorsa, o kadar güzel ve eşsiz bir kitaptı. Bu samimi içerik serisi sosyal medyada çok kısa sürede o kadar büyük bir ilgi görmüştü ki, videoları izlenme rekorları kırıyordu. Sahare, Uygar'ın reklam ve sponsorluk anlaşmalarını yönetirken sürekli yaptığı o "Ekranda renklerin uyumlu görünmeli, her şey kusursuz olmalı" uyarılarını harfiyen dinliyordu artık. Aslında normalde hiç tarzı olmayan, gerçekte olmadığı birisi gibi giyinip bu videoların karşısına geçiyordu. Üzerindeki her renk birbiriyle milimetrik bir uyum içindeydi, makyajını da ofisteki profesyonel makyaj sorumlusu yapıyordu. Uygar, "Ekrana yakışman, kitleni büyütmen için bunlar dijital dünyanın şartı Sahare" demiş, Sahare de bu profesyonel süreçte tamamen ona güvenmişti. Tam anlamıyla içinden geldiği gibi, o eski rahatlığıyla yaşayamasa da sosyal medyada var olmaya, orada mutlu olmaya çabalıyordu. Takipçi sayısı kısa sürede yarım milyona ulaşmıştı. Bu kadar çok insanın onun sesinde ve dünyasında buluşması onu içten içe çok mutlu ediyordu. Artık o eski, sessiz kütüphanedeki işinden tamamen ayrılmıştı, tek ve asıl işi burası, kendi sesinin dünyasıydı. Maddi olarak ise Uygar'ın hak ettiği parayı vermesi üzerine rahatlamıştı. Paranın yarısını anne ve babasına göndermişti, diğer yarısı ile de önce evinin eksiklerini giderip kendisine yeni bir laptop almıştı. Her ay düzenli gelir elde ettiği bir işi ve sosyal medyadan ek geliri vardı. Onu ruhen ve madden doyuran bu işine sıkı sıkı sarılmaya kararlıydı. Yine lisedeyken okuduğu ve ruhunda iz bırakan bir romanı anlatmak için odasında hazırlanmaya başladı. Markalardan reklam amaçlı gelen onlarca hediye paketinin arasından, bugün giyeceği parça zaten ajans tarafından net olarak belirlenmişti. Yaz ayının o cıvıl cıvıl enerjisini yansıtan, ince askılı, uçuş uçuş, hardal sarısı keten bir şort etek takımını üzerine geçirdi. Şimdi sahip olduğu hayatı Sina Erdem'e borçluydu. Eğer kızı paylaşmasa asla buralara gelemeyeceğine emindi. O yüzden içten içe ona minnettardı. Kameranın karşısına geçti. Stüdyodaki o kendine ait odasındaydı. Telefonu standa yerleştirdi. Geçen bir ayda sesli yönlendirmeler ve sabitlediği düzen sayesinde kameranın karşısında doğru noktada durmaya tamamen alışmıştı. Tam videonun kaydet düğmesine basıp çekime girecekken odasının kapısı tıklatıldı. İçeriye adımlayan Uygar'dı. "Sahare, günaydın," dedi Uygar, neşeli bir ses tonuyla içeriye doğru yürüyerek. Sahare sesin geldiği yöne doğru başını çevirip hafifçe gülümsedi. "Günaydın," dedi. "Ben yeni kitap bölümlerinin ses düzenlemelerini bitirdim, kontrol ettim. Öğleden sonra tamamen hazır olur gibi duruyor." Uygar, genç kızın bu bitm…