Bana Gördüklerini Anlat- Tamamlandı

18

Yazar:

Bana Gördüklerini Anlat- Tamamlandı – pekbiafiliyalnizlik kitap kapağı
Bana Gördüklerini Anlat- Tamamlandı – pekbiafiliyalnizlik kitap kapağı

sınır 150 yorum Sahare, üzerindeki o şıkır lila elbiseyle kimsenin dikkatini çekmemeye çalışarak zor bela partiden ayrıldı. Mekânın o şatafatlı ışıkları arkasında kalırken, ruhu zifiri bir karanlığa gömülmüştü. Üstelik en acısı, yanında her anında ona yol gösteren, hayatını kolaylaştıran en yakın dostu, peyami yoktu. Sokağa adımını atar atmaz kendisini bu koca dünyada yapayalnız, savunmasız ve çırılçıplak hissetti. Peyami yanında olmayınca, o sığındığı güvenli liman ellerinden kayıp gitmişti. Şimdi ne yapacaktı bu kalabalığın, bu gürültülü hengamenin ortasında? Yavaşça birkaç adım attı ama ötesi gelmedi, bacakları titredi. Etraf çok kalabalıktı; caddeden hızla geçen arabaların motor sesleri, korna gürültüleri ve insanların uğultusu kulaklarında devasa birer tehdide dönüştü. Korku tüm benliğini esir aldı, olduğu yerde çaresizce kalakaldı. Ne tarafa döneceğini, nereye sığınacağını bilemeden öylece bekledi. Kör bir gecenin ortasında kaybolmuştu. Tam nereye bastığını bilemeden yola doğru tekinsiz bir adım atıyordu ki, bileğine birisi sıkıca sarıldı. "Sahare! Nereye gidiyorsun?" diye panikle soran kişi, peşinden koşan ablası Azra'ydı. Sahare, ablasının o tanıdık kokusunu ve sesini duyar duymaz adeta uçurumun kenarından kurtulmuş gibi Azra'ya sıkıca sarıldı ve hıçkırıklara boğularak ağlamaya başladı. İçindeki o koca feryat dışarı sızdı: "Abla... Sina beni kullanmış," dedi, hıçkırıklarının arasından zar zor konuşarak. Azra duyduğu bu isimle şoke oldu, kaşlarını çatıp şaşkınlıkla kardeşini kendinden hafifçe uzaklaştırdı. "Sen Sina'yı biliyor mu-" "Sesimi paylaşıp bana yardım edenin, günlerdir yanımda olan o adamın Sina Erdem olduğunu biliyorum! Çoktan anladım abla, salak değilim ben!" diye bağırdı Sahare, kırılan gururunun acısıyla. "Sahare," dedi Azra, kardeşinin titreyen kollarını şefkatle severken. "Hadi gidelim buradan. Sakinleş, bana her şeyi anlatacaksın," dedi. Kardeşini yönlendirerek otoparktaki arabasına bindirdi. Yol boyunca Sahare'nin ağlaması hiç dinmedi; her bir hıçkırıkta acısı daha da katlandı, gözyaşları adeta yenilendi. Sonunda Sahare'nin evine geldiler. Genç kız, o çok iyi bildiği salonundaki koltuğa adeta canlı bir ölü gibi yığıldı. Azra hemen mutfağa koşup kardeşine soğuk bir su getirdi ve dizlerinin dibine çöktü. "Ağlama Sahare, lütfen yapma böyle, yalvarırım," dedi Azra, içi parçalanarak. Sahare ise sadece ağlıyordu; içi, kalbi delinmişti sanki. Sina'nın ona söylediği her şeyin, o güzel cümlelerin, korumacı tavırlarının ama her şeyin devasa bir yalan olduğuna artık adı gibi emin olmuştu. "Kendimi çok değersiz hissediyorum abla," dedi Sahare, sesi kısılarak. Görmeyen gözlerinden bu kez saydam yaşlar değil, o çok özenilen lansman makyajı siyah şeritler halinde akıyordu. O simsiyah yaşlar yanaklarından süzülürken çaresizliği hat safhadaydı. "Kullandı beni. Sırf beni kullanmak, prim yapmak için tanıştı benimle." Azra'nın zihninde bir an en kötü senaryolar döndü, endişeyle sordu: "Kullanmış derken peki... Yoksa siz? Aranızda başka bir şey mi geçti?" Sahare bir an duraksadı, acısının içinde ablasının neyi kastettiğini anlayınca kaşlarını çattı. "Abla saçma sapan konuşma ne olur!" diye kızdı, sesi sertleşti. Azra ne kadar ileri gittiğini fark edip hemen kendine kızdı. "Öyle demek istemedim, özür dilerim güzelim," dedi ve kızın sırtını şefkatle, sakinleştirmek ister gibi sıvılaştırmaya başladı. "Anlat bana. Ne oldu da hayatının en mutlu olması gereken gecesinde bu halde ağlıyorsun?" Sahare göğsünü sıkıştıran o havayı dışarı üfleyerek derin bir nefes alırken, Azra meraklıydı. Sahare artık içindeki hiçbir şeyi saklamak istemiyordu, her şeyi ama her şey anlatmaya karar verdi. "Hakkındaki haberleri okudum abla. Sina Erdem'in bizim tanışmamızdan, yani biraz öncesine kadarki hayatını araştırdım. Sorumsuz, şımarık, her gün skandallarla anılan bir futbolcuymuş." Azra derin bir iç çekti, o günleri hatırlayarak başını salladı. "Seninle hani o gün telefon konuşmamızda bahsettiğim sorumsuz topçu da oydu işte," dedi öfkeyle. "Sina E…

Bölümün tamamını WritePad'de oku