Bana Gördüklerini Anlat- Tamamlandı

16

Yazar:

Bana Gördüklerini Anlat- Tamamlandı – pekbiafiliyalnizlik kitap kapağı
Bana Gördüklerini Anlat- Tamamlandı – pekbiafiliyalnizlik kitap kapağı

gelecek bölüm ateştir, yakar +++ ''Bana gördüklerini anlat,'' dedim. ''Gördüklerim senden ibaret,'' dedi. Şafağın solgun ışıkları Adana'nın o sert sıcağını değil, İstanbul'un nemli ve gri sabahını müjdeliyordu. Sina Erdem, hayatı boyunca sahadaki hırsıyla, attığı gollerle, omuz omuza çarpışmalarıyla tanınmıştı ama şimdi, kendi evinin önündeki taş yolun kenarında, rüzgârın savurduğu sahipsiz bir çöp poşeti gibi boylu boyunca yatıyordu. Kimse gelip sırtını sıvazlamamış, kimse kalk dememişti. Ta ki o ıslak burun eline değene kadar. Çamur, gecenin karanlığında kaybolan sahibini ne yapıp edip bulmuştu. Sadık dostu, Sina'nın halsiz bedeninin dibine çökmüş, ağlar gibi sesler çıkararak onun yüzünü yalıyordu. Sina, kuruyan göz pınarlarının yeniden ısındığını hissetti. Şu koca dünyada, milyon dolarlık transferlerin, sahte gülüşlerin ve "abi" diyen sırtlanların arasında onun için sahiden endişelenen tek varlık bu hayvandı. Elini güçlükle uzatıp Çamur'un ipeksi başını okşadı. "Senden başka kimsem yok," dedi sesi çatallaşarak. "Kolum yok, kanadım yok... Halimi soranım yok, yalan dünyada..." Aklına gelen o eski şarkı sözü, çektiği acının ortasında dudaklarında buruk, neredeyse acınası bir tebessüm yarattı. "Dermansızım Çamur..." Çamur'un kafasından öptü, burnuna sızan köpek kokusu ona dünyadaki tüm pahalı parfümlerden daha gerçek geldi. "Zahit'i gördüm," dedi fısıldayarak. "Yanında Zeynel de vardı. Bir kızla gülüşüyorlardı." Alt dudağını dişlerinin arasına alıp ezdi, kanatmak istercesine. "Zeren'i göremedim ama o da onlar gibidir... Benim kanımdan olup benden bu kadar uzak olmaları... Canımı çok yakıyor be oğlum." Gün ağarırken dertleşebileceği tek canlının bir köpek olduğu gerçeği, Sina'nın kalbine saplanan en sivri iğneydi. Ama kaderin ona bu sabah için hazırladığı tek sürpriz yalnızlık değildi. Uzaklardan gelen topuklu ayakkabı sesleri, evinin taş yolunda yankılanmaya başladı. Sert, ritmik ve kendinden emindi. Esin, Yalçın'dan aldığı nişanlılık tüyosuyla soluğu burada almıştı. Yalçın için artık Sina'nın kiminle olduğu önemli değildi, işin içinde güç ve para varsa her yol mübahtı. Esin ise her istediğini elde etmeye alışmış, futbolcu Sina Erdem'in o yenilmez, cool imajına hayran bir kadındı. Ancak yol kenarında sefil bir halde yatan adamı görünce adımları yavaşladı. Önce bir evsiz sandı, tiksinerek yanından geçecekti ki, o meşhur dövmeleri fark etti. Güneş gözlüklerini yavaşça çıkardı. "Sina!" Sina, Çamur'a sarılı ellerini yavaşça çözüp başını kaldırdı. Bakışları boştu, ruhu çekilmiş gibiydi. Esin endişeyle yanına eğildi, tozun toprağın içine girmeyi göze alarak. "Sina ne oldu sana? İyi misin sen?" Sina, durumu normalize etmek ister gibi başını hafifçe salladı. "Sabah sporu yapıyorum, Esin... Görmüyor musun?" Esin'in gözündeki o devasa, güçlü futbolcu imajı çatırdayarak sarsıldı. "Sina ne sporu! Taşların üzerinde yatmak ne demek? Rezil bir haldesin!" "Esin," dedi Sina, sesi buz gibiydi. "Geldiğin yoldan git. İşim gücüm var benim." Esin, bir meydan okuma sezmiş gibi hafifçe gülümsedi. "Nişanlına bence biraz daha düzgün davranmalısın." Sina tiksinerek yüzünü buruşturdu. "Esin sikimde bile değil." "Yalçın öyle demiyor ama," dedi Esin, zafer kazanmışçasına. "İtibarın için bu nişanlılık şart. Kulüp disiplin istiyor, hatırlatırım." Sina, Yalçın'ın adını duyunca içindeki o güven kırıntısının da un ufak olduğunu hissetti. "Sabah sabah doğan güneşi de planlarınızı da..." diye söylenerek doğrulmaya çalıştı ama dünya etrafında hızla dönmeye başladı. Yalpaladı. Esin hemen koluna yapıştı, yoksa sert taşlara yüzüstü çakılacak herkesin çok beğendiği yüzünde yaralar açılacaktı. Sina, kolundaki o ellere baktı. Tenine dokunan elin Sahare olmasını ne çok isterdi... Sahare olsaydı, düşecekse bile onun kollarında düşmeye razıydı. Ama karşısında sadece Esin vardı. "Esin," dedi nefes nefese. "Git başımdan." Yorgun adımlarla evine doğru ilerlerken dünya tamamen karardı. Acı, fiziksel bir boyuta ulaşıp bilincini ele geçirdi. Sina, kendi kapısının eşiğine varamad…

Bölümün tamamını WritePad'de oku