Bana Gördüklerini Anlat- Tamamlandı
15
Yazar: pekbiafiliyalnizlik

ay bu sina beni üzüyo sevmeye başladım bu ii diil 300 yorum 📚⚽️ Sina, ipeğin ne kadar değerli olduğunu biliyordu; dokusu yumuşak, görüntüsü asildi ama elde edilmesi için binlerce ipek böceğinin kozasında can vermesi gerekiyordu. Uygar ona ipek gibisin derken, Sahare'yi bir kumaş gibi seyretmekten mi bahsediyordu yoksa o kozanın içindeki hapis hayatından mı? Sina'nın ayakları, o lüks ofis binasının soğuk zeminine beton dökülmüş gibi çakıldı. Sahare ve Uygar'ın o bitmek bilmeyen, birbirinin içine geçen sarılmasını izlerken boğazına bir yumru oturdu. On beş saniye içinde ardı ardına on beş tane küfür sıraladı zihninden. Hiçbir küfür onların sarılması kadar ağır hissettirmedi. Kapının ağzında öylece kalakalmıştı. Gitmesi gerekiyordu; bu manzarayı görmeye daha fazla tahammül edemezdi ama ayakları ona ihanet ediyordu. Ne o sarılmayı bozup içeri dalabiliyor ne de arkasını dönüp arabasına binebiliyordu. Sahare'nin ise mutluluktan ayakları yerden kesilmişti. Âşık olduğuna inandığı, sesine ve kokusuna şiirler yazdığı adam ona sıkıca sarılmıştı. İpek demişti ona. Sahare, kör dünyasında ipeği hep en saf, en pürüzsüz şey olarak hayal ederdi. Böcek olanı düşünmek istemiyordu; o, Uygar'ın gözünde en nadide kumaş olduğuna inanmak istiyordu. Uygar ise tamamen başka bir matematik içindeydi. Sesim Olur Musun uygulamasının kazandığı devasa rant, dökülen paralar ve artan kullanıcı sayısı gözlerini kamaştırıyordu. Sahare gibi dünyadan bihaber, paradan ve komisyondan anlamayan bir kızın bu başarının mimarı olması işine geliyordu. Sahare bir pay istemeyecekti, o sadece sevilmekle ve takdir edilmekle yetinecek kadar toktur. Stüdyonun içindeki şenlik havası devam ederken Uygar ve Sahare nihayet ayrıldılar. Sahare, o yoğun kokunun ve temasın etkisiyle bayılacak gibi hissetti kendini. Uygar, ellerini tamamen çekmeden, kızı kolundan kibarca ama sahiplenici bir tavırla tutarak odasına doğru yönlendirdi. Sina, o an Sahare'nin ellerinin titrediğini fark etti. Azmak Nehri'nin buz gibi sularında onun yanında kahkahalar atan, her türlü sakarlığına rağmen yanında dimdik duran o kız, şimdi bu adamın karşısında bir yaprak gibi titriyordu. Sina, kendisini Uygar ile kıyasladığı her saniye için kendine küfretti. Uygar ve Sahare'nin odaya girişini izlerken Sina'nın gözü döndü. Sağ elini yumruk yapıp tüm gücüyle duvara vurmak, o binayı yıkmak istedi. Tam yumruğunu savuracakken, stüdyonun camındaki yansımasını gördü. Beşiktaş haberi... Kariyeri... Ve en önemlisi Sahare'nin stüdyoya girmeden önce elini tuttuğundaki o huzurlu gülümsemesi aklına geldi. Eğer şimdi o duvarı indirirse, Sahare'nin bugününü mahvedecekti. Eğer o odaya dalar Uygar'ın suratını dağıtırsa, Sahare'ye en büyük zararı yine o verecekti. Kalan havada asılı kalan yumruğunu sıktı, tırnakları avuç içine gömülüp kanatana kadar bekledi. Vurmadı. Ama o yumruk, duvar yerine kendi kalbinin tam ortasına indi. Ve bu her şeyden ağır hissettirdi. Sina arkasını döndü, stüdyonun loş koridorunda omuzları çökerek uzaklaşırken tek bir şey mırıldandı. ''Hayır yani ben varken, Uygar'ı gören kör gözlerinin de amına koyayım!'' Sahare, Uygar Bey'in o yoğun parfüm kokulu makam odasında, yumuşak deri koltuğun ucuna ilişmişti. Odanın havası başarının ve paranın kokusuyla ağırlaşmıştı. Uygar, buz mavisi gömleğinin manşetlerini dirseklerine kadar ağır ağır katlarken, masasının arkasındaki heybetli koltuğuna büyük bir özgüvenle yerleşti. Gözleri parlıyordu. "Sahare, seni tekrar kutlarım," dedi sesi odanın içinde yankılanırken. "Gerçekten inanılmaz bir iş çıkardın." Sahare'nin ise kafası karışıktı. Avuç içlerini elbisesinin kumaşına sürterek merakını dizginlemeye çalıştı. "Uygar Bey," dedi nazik ama titreyen bir sesle. "Lütfen bana açıklar mısınız? Herkes beni tebrik ediyor ama ben nedenini tam olarak anlayamıyorum. Sadece birkaç kitap seslendirdim, her zamanki gibi..." Uygar'ın kaşları hafifçe çatıldı, karşısındaki kızın bu başarısından bu denli habersiz olması ona hem tuhaf hem de büyüleyici bir şekilde masum geldi. Gülümseyerek…