Bana Gördüklerini Anlat- Tamamlandı

14

Yazar:

Bana Gördüklerini Anlat- Tamamlandı – pekbiafiliyalnizlik kitap kapağı
Bana Gördüklerini Anlat- Tamamlandı – pekbiafiliyalnizlik kitap kapağı

bölümde kalpler kırıldı olaylar yavaş yavaş açılıyor 40 da finaliz güller sınır 259 ⚽️📚 Sahare, hayatının en huzurlu uykusundan Sina'nın sert dizlerinin üzerinde uyanmıştı. Sina ise genç kız rahatsız olmasın diye gece boyu nefes bile almaktan çekinmiş, kıpırdamadan beklemişti. Öyle derin, öyle ağır bir uykuydu ki bu; zaman akıp gitmiş, dış dünyayla bağları tamamen kopmuştu. Onları bu uzun uykudan uyandıran, Çamur'un neşeli havlaması oldu. Sina, gözlerini hafifçe aralayıp elini yüzüne götürdüğünde, bacaklarının üzerinde huzurla uyuyan Sahare'nin güzel yüzünü gördü. Hayatında ilk kez bir sabaha, içten bir gülümsemeyle uyandığını o an fark etti. Sahare'nin başında ise zonklayan bir ağrı vardı. Sina'nın hafifçe kıpırdanmasıyla o da uyanmaya başladı. Yüzünde hissettiği o yakıcı sıcaklığın güneş olduğunu düşündü. Güneşe doğru gülümserken yanaklarında bir ıslaklık hissetti, henüz ayılmadığı için bunun Çamur'un ıslak dili olduğunu kavrayamamıştı. "Benim eve yağmur mu yağıyor ya?" diye mırıldandı, sesi uykunun mahmurluğuyla iyice kısılmıştı. Sina, duyduğu bu saçma ama tatlı cümle karşısında kendini tutamadı. "He, birazdan sel alacak seni, dikkat et." Sahare, duyduğu bu kalın ve yabancı erkek sesiyle irkilerek oturduğu yerde doğruldu. Kalbi hızla çarparken, nerede olduğunu ve karşısındakinin kim olduğunu çözmeye çalışıyordu. "Sen kimsin? Ben neredeyim?" diye sordu telaşla. Sina, Sahare'nin onu hemen hatırlamamasına biraz bozulsa da bunu dışarıya yansıtmadı. Alaycı bir tavırla, "Erol Taş ben," dedi kısaca. Sahare'nin saçları birbirine girmiş, yüzünün her yanına dağılmıştı. Genç kız elleriyle saçlarını önünden çekmeye çalışırken Sina bu haline daha fazla dayanamayıp kahkahayı bastı. "Arala bakalım o gözlerini, sanki beni göreceksin." Bu sevimsiz ama tanıdık espri, Sahare'nin zihninde şimşeklerin çakmasına yetti. "Ha ha, çok komik, Zülfikar!" diye tersledi. Sina, isminin hatırlanmasından gizli bir memnuniyet duydu. Koltukta gerinerek bacaklarını uzatırken Sahare de elini ağzına kapatmış, uzun uzun esniyordu. Üzerindeki emanet kıyafetler üzerinden akıyor, omzunun bir kısmı açıkta kalıyordu; ancak Sina'nın gözü, o güzel yüzün ötesindeki hiçbir detayı görmeye niyetli değildi. "Of, hiçbir şey hatırlamıyorum..." dedi Sahare, sesi çaresiz geliyordu. Sina, sanki elinde büyük bir koz varmış gibi kötü adam gülüşü attı. "Nasıl unuttun yaptığın o rezillikleri? Seni okutmak için tarlada çalışan baban görse inan utanır, kapıya koyardı seni." Sahare yüzünü buruşturarak itiraz etti. "Benim babam mühendis ya ne tarlası?" "Peki ya o cefakâr anan? Kadıncağız tarhana kurutarak okutmadı mı seni?" "Annem bankacı benim, ne alakası var?" Sina eğlenen bir sesle devam etti. "Yani hiç mi tarhana kurutmadı bu kadın?" ''Of Kof kitabı değil bu! Bana Gördüklerini Anlat!'' ''İsmin çok yöresel olunca annenlerin tarhana ile ilişkisi yoğundur sandım.'' Sahare, daha fazla dayanamayarak el yordamıyla Sina'yı aramaya başladı. Sina, artık bu hareketin ne anlama geldiğini bildiği için, büyük bir istekle kolunu Sahare'nin elinin altına yerleştirdi. Sahare, bulduğu o dövmeli omuza sert bir tane geçirdi. "Saçmalamasana sen! Anlat bana, dün gece ne oldu?" "Elin de amma ağırmış," diye sızlandı Sina. "Kaç milyonluk futbolcuyum ben, dayak yiyoruz şurada." Sahare bu kez omzunu çimdirerek üsteledi. "Konuşsana, Zülfikar! Ne yaptık biz? Ben neden kendi evimde değilim?" Sina merakla sordu. "Kendi evinde olmadığını nereden anladın?" "Körüm ama salak değilim. Dokunduğum eşyaların dokusu benimkiler gibi değil. Ayrıca üzerimdekiler de benim değil, böyle marka kıyafetlerim yok benim." Sina omuz silkti. "Biraz kalite görsün üstün başın, dökülüyordun." Sahare tekrar bir tane vurdu. "Sus ya! Saat kaç?" Sina oflayarak, onlarca cevapsız çağrı ve mesajla dolu olan telefonuna uzandı. Bildirimlere bakmadan sadece saate baktığında duraksadı. "Saat sabah on bir," dedi şaşkınlıkla. Oysa dün sabaha karşı eve gelmişlerdi. Tarihe baktığında durumu anladı, tam bir gün bir geceyi devirmiş, ertesi günün on bi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku