Bana Gördüklerini Anlat- Tamamlandı
13
Yazar: pekbiafiliyalnizlik

uzun bir bölüm oldu sınır 250 ⚽📕 Muğla'nın ılık gece havası, hızla giden üstü açık spor arabanın içinde adeta dans ediyordu. Sina ve Sahare, şehrin ışıkları altındaki yollarda akarken, kabini dolduran tek şey rüzgârın uğultusu değildi. Çelik'in o eski, hareketli şarkısı hoparlörlerden yüksek sesle yükseliyordu: "Ah cici kız, cicili bicili... Giyinince sen kendini bir şey mi sandın..." Sina, direksiyonu tutan ellerinin arasından bakışlarını yola odaklamaya çalışsa da gözleri sürekli yan koltukta oturan kıza kayıyordu. Sahare ise rüzgârın tenini okşayıp geçmesine izin vermiş, yüzünde huzurlu bir gülümsemeyle geceyi içine çekiyordu. "Ben daha önce bu saatte dışarı çıkmadım," dedi Sahare, sesi rüzgâra karışarak. Sina, duydukları karşısında kaşlarını hayretle yukarı kaldırdı. Gecenin karanlığını seven, içmekten ve gezmekten çekinmeyen bir adam için bu cümle oldukça yabancıydı. "Neden ki?" diye sordu merakla. Sahare, çocuksu bir saflıkla gökyüzüne baktı. "Hava karanlık ya göremem ondan." Sina'nın dudaklarından keyifli bir kahkaha döküldü. "Ben de köylülüğünden dışarı çıkmıyorsun sanmıştım," dedi, sesindeki alaycı tınıyı gizlemeden. Sahare, hafifçe başını sallayarak ona döndü. "Köylü olduğumu nereden anladın?" "İsmin bile köylü bir kere." Sahare'nin bakışları ciddileşti. "Sahare ne demek biliyor musun sen?" Sina, bilmiş bir tavırla başını salladı ancak karanlıkta Sahare onun bu hareketini fark etmedi. Sahare, cevap gelmeyince sıkıntıyla ofladı. "İnsan arkadaşının isminin anlamını bilmez mi hiç?" "Biliyorum demedim ki," dedi Sina, hınzır bir gülümsemeyle. "Hem sen sanki benim ismimin anlamını biliyor musun?" Sahare bu kez sahici bir tebessümle ona baktı. "Zülfikar'ın anlamını biliyorum tabii ki." Sina'nın yüzündeki o sert ifade bir anlığına gevşedi. "Ben de Sahare'nin anlamını biliyorum." Kızın gözleri şaşkınlıkla parladı. "Araştırdın mı gerçekten?" "Evet," dedi Sina, sesi bu kez daha alçak ve tok çıkmıştı. "Araştırdım." "Ne demekmiş peki?" diye sordu Sahare, nefesini tutarak. "Şafak vakti demek." Sahare, duyduğu cevabın etkisiyle bir an sessiz kaldı. Bu anlamı, ailesi dışında ilk kez biri ona söylüyordu. Kalbinin bir köşesinde ince bir sızı hissetti, bu beklenmedik ilgi onu etkilemişti. Ancak büyüyü bozan yine kendisi oldu, aklına gelen pratik bir sorunla telaşla doğruldu. "Eee, şimdi nereye gidiyoruz? Bana çantamı bile aldırmadın aceleyle, üzerimde bir kuruş para yok." Sina, onun bu endişesine bir kez daha güldü. "Senin o iki kuruşunla Muğla gecelerinde midye bile yiyemeyiz biz. Fakir fakir konuşup canımı sıkma." Sahare kaşlarını çattı, gururu incinmişti. "Bir kere ben de iyi kazanıyorum, tamam mı!" Sina, araya bir sessizlik girmeden, aklının köşesinde dönüp duran o soruyu sordu: "Stüdyodan aradılar mı seni?" "Aradılar," dedi Sahare, sanki komik bir şey anlatıyormuş gibi yersizce gülerek. "Hatta Uygar aradı." Sahare'nin dudaklarında o isimle birlikte açan gülümseme çiçeği, Sina'nın içindeki bir damarı sertçe çekti. O gülüşü kendi elleriyle söküp atmak istedi ama direksiyonu daha sıkı kavrayarak kendini dizginledi. "Ne diyor o Uygar mıdır nedir? Ne sikimdir." "Açmadım ki," dedi Sahare rahat bir tavırla. "Kovacaktı beni kesin, eminim. Zaten dünden beri 'Sesim Olur Musun?'dan bir sürü mesaj alıyorum ama hiçbirini okutmadım daha." Sina, duyduklarıyla dişlerini sıktı. "Kızım salak mısın sen? Belki önemli bir şeydir!" "Of Zülfikar, kovacaklar beni diyorum, anlasana işte!" "Salaksın gerçekten." Muğla'nın o her köşesini avucunun içi gibi bildiği hareketli sokaklarından birinde, Sina arabayı şık bir gece kulübünün önünde durdurdu. Motorun susmasıyla birlikte dışarıdaki ritimli bas sesleri arabanın içine dolmaya başladı. Sina yan koltuktaki kıza dönüp göz kırptı. "Gecemiz başlıyor güzellik," dedi, sesi davetkâr ve güven doluydu. Sahare, mekânın dışarıdan sızan ışıklarına bakıp sırıttı. "Merak ediyorum, bakalım bu Muğla geceleri dedikleri neymiş." Sina arabadan indiğinde, valeler onu daha kapıda görür görmez tanıdı. Bir tanesi hemen yanına g…