Bana Gördüklerini Anlat- Tamamlandı
11
Yazar: pekbiafiliyalnizlik

hello genç. bu tatlişleri en başından beri okuyan sana sesleniyorum, heyyy love u sınır 150 yorum. sina ve sahare hakkında düşünceleriniz birkaç bölüm daha tatliş tatliş gidelim, sonra deco kilidimi açıyorum. afiliwp kanalımı ve pekbiafiliyalnizlik instagram hesabımı takip etmiyosan en yakın zamanda hakkında suç duyurusunda buluncam, sory ⚽📕 Sina, Sahare'yi evine bıraktıktan sonra kendi evinin sessizliğine adım attığında, zihnindeki gürültü bir an bile dinmemişti. Evin o geniş, modern ve soğuk salonu şimdi gözüne her zamankinden daha anlamsız geliyordu. Sahare'nin o mahzun sesi, iskeledeki titrek gülüşü ve en çok da o acıma kelimesinin yarattığı yıkım Sina'nın göğüs kafesini daraltıyordu. Onu mutlu etmeliydi, Sahare kendisini bundan dolayı kötü hissetmemeliydi. Kötü hissetmeyi Sahare'ye hiç yakıştıramıyordu. Hızla telefonuna uzanıp Yalçın'ı aradı. ''Yalçın abi, bana sosyal medya şifrelerimi ver,'' dedi, sesi her zamankinden daha kararlı ve sertti. Yalçın, telefonun ucunda adeta kükredi. ''Lan Sina! Yarın hayatının maçı var, benim burada götümde ayılar bağırıyor stres yapmaktan, sen sosyal medya mı diyorsun? Ne yapacaksın, eskort mu düşüreceksin gece gece? Otur oturduğun yerde!'' ''Ne zaman telefondan eskort düşürdüm!'' dedi öfkeyle. ''Saydırma bana!'' Sina dişlerini sıktı, sabrının son kırıntılarını kullanıyordu. ''Abi, ver dedim şu şifreleri. Uzatma!'' ''Esin orada burada konuşuyormuş. Yatmışsın kızla!'' ''Yatmadım!'' dedi Sina. ''Öpüştük falan o kadar.'' ''Lan Sina, başkanın kızıyla yatmak ne! Adam duysa asar seni!'' Sina'yı yıllardır tanıyan Yalçın bile güvenmiyordu. Bu bazı anlarda canını acıtıyordu. ''Abi yatmadım diyorum!'' ''İnanır mıyım lan sana!'' Sina o konuyu hızla yuttu. Çünkü daha önemli bir konu vardı. ''Abi yeter gece gece! Sikik sokuk konuşma da şifrelerimi ver bana.'' ''Vermiyorum oğlum! Yarın maçtan sonra ne bok yersen ye, git vücudunu sergile sosyal medyaya gir. Ama maçtan sonra, şimdi uyu!'' Sina, Yalçın'ın en zayıf noktasından vurdu. ''Abi, at şu şifreleri... Söz veriyorum, yarın o sahada üç golüm var. Hat-trick yapmazsam bir daha ağzımı açmam. Ama şimdi o şifreleri bana ver.'' Yalçın bir süre sustu. Sina'nın sesindeki o garip, yıkıcı ama bir o kadar da inançlı tonu tanıyordu. ''Bak Sina, eğer yarın sahada rezil olursan o telefonu senin bir tarafına sokarım,'' diye homurdandı ve küfürler eşliğinde şifreleri mesaj atıp telefonu suratına kapattı. Sina, telefonuna gelen şifreyle instagram hesabına girdi. Uygulama açılır açılmaz telefon bildirim yağmuruyla kilitlenecek gibi oldu. Çok nadir girdiği, genellikle sosyal medya uzmanlarının yönettiği hesabı üç milyon takipçiye ulaşmıştı. Profilindeki fotoğraflara baktı, hepsi aşırı cool, sahalarda ter dökerken çekilmiş sert pozlar ya da lüks arabasının önünde verdiği o mesafeli karelerden ibaretti. İnsanlar onu bir ikon olarak görüyordu ama o şu an sadece güzel bir sesin elçisi olmak istiyordu. Hızla bilgisayarını çıkardı, "Sesim Olur Musun?'' uygulamasına girdi. Bilgisayarı kucağına aldı, salondaki L koltuğa oturdu. Sahare'nin seslendirdiği o son kitabın, İçimizdeki Şeytan 'ın en can alıcı bölümünü açtı. Telefonunun kamerasını hazırladı. Ekranın bir köşesinde çıplak vücudu, diğer köşesinde ise Sahare'nin uygulamadaki kullanıcı adı ve sesinin odayı doldurduğu o uygulama ekranı vardı. Kayda bastı. Sahare'nin sesi, odaya bir büyü gibi yayıldı. "İçimizde öyle bir şeytan var ki, bizi bizden daha iyi tanıyor. Bütün zaaflarımızı, bütün hırslarımızı biliyor ve en zayıf anımızda fısıldıyor kulağımıza.... İnsan, ancak bu karanlığı kabul ettiğinde, kendi ışığını aramaya cesaret edebiliyor." Sina videoyu bitirdiğinde elleri titriyordu. Üç milyon insanın karşısına bu videoyu şu notla bıraktı. ''İçimdeki şeytana merhaba.'' Paylaş tuşuna bastığında, Muğla'nın bir köşesinde Sahare uykusunda belirsiz bir huzurla gülümserken, diğer köşesinde Sina Erdem, hayatının en büyük pasını yeşil sahalara değil, bir genç kızın hayallerine atmıştı. Yarın o sahada üç gol değil, bir mucize gerek…