BAL KABAĞI

📚 8. BÖLÜM: Vagon Parkındaki Gölgeler ve Üçüncü O

Yazar:

BAL KABAĞI - zeynep ay kitap kapağı
BAL KABAĞI kitap kapağı

(Ayşenur’un Anlatımıyla) Coğrafya zümre odasının kapısının kırılmasıyla başlayan o büyük deprem, Gümüşhane Lisesi’nin koridorlarında saatlerce konuşulacak bir efsaneye dönüşmüştü. Olayın hemen ardından okul yönetimi ve nöbetçi öğretmenler araya girmiş, koridor boşaltılmıştı. Ancak Ahmet Hoca, Alaz’ın o son tehdidinden ve koridordaki yüzlerce şahitten o kadar korkmuştu ki, Alaz hakkında resmi bir şikayette bulunmak yerine odasına kapanıp kapıyı kilitlemeyi seçmişti. Biliyordu ki, bu olayın üzerine gitmek, 2022 yılındaki o kirli arazi davasının dosyalarının yeniden açılması demekti. Okul çıkışında hava tamamen kararmış, Gümüşhane’nin üzerine o keskin, ayazla karışık Karadeniz karanlığı çökmüştü. Sokak lambaları sisin içinde soluk birer nokta gibi parıldarken, adımlarımız bizi şehrin hemen çıkışında, rayların sonundaki o eski, terk edilmiş vagon parkına götürdü. Burası yıllar önce paslı demir yığınlarının bırakıldığı, gençlerin pek uğramadığı kasvetli bir alandı. Alaz’ın sakinleşmek ve düşünmek için Eren’le birlikte sığındığı gizli mekandı. Paslı, gri vagonlardan birinin açık duran sürgülü kapısından içeri sızdık. İçerisi dışarıdan da soğuktu; havada küf ve demir oksit kokusu vardı. Eren, çantasından çıkardığı şarjlı kamp fenerini vagonun ortasındaki tahta kasanın üzerine yerleştirdi. Fenerin yaydığı beyaz, çiğ ışık, vagonun sac duvarlarında devasa gölgelerimizi oluşturuyordu. Alaz, vagonun köşesindeki kırık bir tahta kasanın üzerine oturmuş, dirseklerini dizlerine dayamış, boşluğa bakıyordu. Odadaki o yıkıcı öfke gitmiş, yerini bir heykel kadar sessiz ve ürkütücü bir kararlılığa bırakmıştı. "O adamın yüzünü gördün mü?" dedi Eren, fenerin ışığında ellerini ısıtmaya çalışarak. "Ayşenur, yemin ederim Ahmet Hoca’nın rengi kireç gibi oldu. Alaz, oğlum o davayı bildiğini duyduğu an adamın ruhu çekildi sanki." "Bu yetmez," dedi Alaz, başını kaldırmadan. Sesi vagonun demir duvarlarında boğukça yankılandı. "Babamın adını lekeleyen, bizi o çamurlu yollarda çaresiz bırakan adamın sadece korkması yetmez. O cübbeyi giyeceğim Eren. O adliye sarayında, onun yalan söylediğini tüm şehre kanıtlayana kadar durmayacağım." Tam o sırada vagonun paslı kapısı büyük bir gürültüyle yana doğru kaydı. Hepimiz irkilerek kapıya döndük. Gelen Selin’di. Okul çıkışında kütüphanedeki bazı sistem kayıtlarına bakmak için geride kalmıştı. Nefes nefeseydi, atkısı boynundan sarkmış, saçları rüzgardan dağılmıştı. Gözlerindeki ifade, sabah kantinde yaşadığımız şoktan çok daha büyüktü. "Çocuklar..." dedi Selin, nefesini toparlamaya çalışarak vagondan içeri adım attı. Kapıyı arkasından yarıya kadar çekti. "Büyük bir sorunumuz var. Çok büyük." "Ne oldu Selin? Ahmet Hoca Alaz’ı şikayet mi etmiş?" diye sordum, gözlüklerimi parmağımla sertçe burnumun üzerine iterek ileri atıldım. "Hayır, keşke öyle olsaydı," dedi Selin. Elindeki akıllı telefonu hızla kurcalayıp ekranı hepimizin görebileceği şekilde fenerin ışığına doğru uzattı. "Ahmet Hoca okuldan ayrılmamış demiştim ya... Az önce, okulun resmi e-posta sistemine, yani tüm öğretmenlerin, idarenin ve hatta ilçe milli eğitimin izleme havuzuna bir ses kaydı ve video sızdırıldı. Bak şuna!" Ekrana yaklaştık. Videoda, Ahmet Hoca’nın olaydan hemen sonra, zümre odasındaki kitaplığın arkasına gizlenmiş küçük bir casus kamerayı panikle sökmeye çalıştığı anlar görünüyordu. Ama asıl bomba ses kaydıydı. Ahmet Hoca’nın kamerayı sökerken telefonda Berk’in babasıyla yaptığı konuşma net bir şekilde duyuluyordu: “...Oğluna sahip çık Süleyman! O kaba kafa çocuk her şeyi öğrenmiş. Mahkeme kupürünü masama fırlattı! Eğer o dava dosyası yeniden açılırsa, senin aldığın o araziler de gider, benim öğretmenlik hayatım da biter! Kim sızdırdı o günlüğü kütüphaneye, çabuk bul!” Eren hayretle ıslık çaldı. "Oha... Adam resmen kendi kendini ihbar etmiş gibi olmuş. Bu maili kim atmış?" Selin başını iki yana salladı, gözlerindeki şaşkınlık yerini derin bir tekinsizliğe bırakmıştı. "İşte mesele de bu. Maili atan Ahmet Hoca değil. Mail, okulun sistemine dışarıd…

Bölümün tamamını WritePad'de oku