BAL KABAĞI

🏛️ 4. BÖLÜM: Sınıftaki Çatlaklar ve Gizli İttifak

Yazar:

BAL KABAĞI - zeynep ay kitap kapağı
BAL KABAĞI kitap kapağı

Ertesi sabah Gümüşhane Lisesi’nin kapısından içeri adım attığımda, havada asılı duran o bildik gerginliği hemen hissettim. Karadeniz’in o meşhur, insanı iliklerine kadar üşüten pusu okul bahçesini tamamen kaplamıştı. Gözlüklerimin camları sıcak binaya girer girmez buğulandı; her zamanki gibi parmağımla sertçe yukarı itip atkımı çözdüm. Sınıfa girdiğimde gözlerim refleks olarak en arka sıraya, pencere kenarına kaydı. Alaz oradaydı. Kapüşonunu yine kafasına çekmiş, başını sıraya gömmüştü. Yanındaki sıra boştu; çocukluk arkadaşı Eren bile henüz gelmemişti. Alaz’ın o yalnız, etrafına görünmez dikenli teller örmüş hali dün geceden sonra içimi daha çok acıttı. Artık o dikenlerin neden orada olduğunu biliyordum. Sırama geçip çantamı bıraktım. Çok geçmeden Ceren ve Selin de sınıfa girdi. Ceren gözleriyle beni selamlayıp hemen yanıma oturdu, Selin ise arkamızdaki sıradan öne doğru eğildi. "Dün geceden beri rüyamda bal kabağı görüyorum," diye fısıldadı Ceren, sesini sadece bizim duyabileceğimiz bir tonda tutarak. "Vallahi içim elvermiyor artık. Bugün Berk bir şey derse cırlayacağım, haberiniz olsun." "Şşşt, sessiz ol," dedi Selin, gözleriyle Alaz’ı işaret ederek. "Uyanık galiba, duymasın. Ama haklısın, Berk bugün kesin yine kaşınır. Matematik sınavı var diye herkesin stresi tepesinde zaten." Tam o sırada sınıfın kapısı büyük bir gürültüyle açıldı. İçeriye, elinde basketbol topunu parmağında çevirerek Berk ve arkasındaki o ayrılmaz iki gölgesi girdi. Berk, sınıfa adım atar atmaz gözlerini doğrudan arka sıraya dikti. Yüzündeki o çiğ, kibirli gülümseme yerli yerindeydi. Sınav stresini birilerini ezerek atmak onun en büyük hobisiydi. "Ooo, bizim tarla mahsulü erkenden gelmiş!" diye bağırdı Berk, topu sertçe yere vurarak. Top patlayarak tavana doğru yükseldi. "Naber lan Bal Kabağı? Bugün sınavda hangi sayfaları kemireceksin? Gerçi kabağın beyni mi olur ki matematik çözsün?" Sınıftan birkaç cılız kıkırtı yükseldi. Alaz başını sıradan kaldırmadı ama omuzlarının kasıldığını, sırtının bir yay gibi gerildiğini görebiliyordum. Yumruklarını sıranın altında sıktığına emindim. Berk durmadı. Adımlarını Alaz’ın sırasına doğru yöneltti. "Sana diyorum lan, duymuyor musun? Yoksa kabuğun kulaklarını da mı tıkadı?" Daha fazla dayanamadım. İçimdeki o sessiz, kitapların arasına gizlenen kız bir anda yok oldu. Sandalyeyi sertçe geriye iterek ayağa kalktım. Çıkan gürültü sınıftaki tüm bakışları bana çevirdi. Gözlüklerimi burnumun üstüne doğru sertçe ittim. "Berk, kes sesini artık!" diye bağırdı ifadem. Sesim sınıfta yankılandı. Berk şaşkınlıkla durakladı, arkasındaki çocuklar da donakaldı. "Ne dedin sen, gözlüklü?" dedi Berk, alaycı bir tavırla bana dönerek. "Diyorum ki, o iğrenç esprilerin bayatladı," dedim, adımlarımı onun olduğu tarafa doğru atarak. Ceren ve Selin de hemen arkamda ayağa kalkmışlardı. "Her sabah aynı aptal lakabı tekrarlamaktan bıkmadın mı? Kendine ait bir beynin yok mu ki sürekli başkalarının hayatıyla besleniyorsun? Kimsenin senin o seviyesiz şakalarını çekmeye niyeti yok. Git sırana otur ve sınavına çalış!" Sınıfta ölümcül bir sessizlik oldu. Berk’in yüzündeki o sırıtan ifade bir anda dondu, yanakları kızardı. Bir kızdan, üstelik okulun en sessiz sakin kızından böyle bir tepki almayı asla beklemiyordu. Tam bana doğru bir adım atıp ağzını açmıştı ki, arka sıradan bir sandalye gürültüyle devrildi. Alaz ayağa kalkmıştı. Kapüşonunu arkaya fırlattı. Gözlerindeki o simsiyah fırtına doğrudan Berk’e kilitlenmişti. Adımları ağır, yavaş ama o kadar tehditkardı ki, Berk gayriihtiyari bir adım geri attı. Alaz benimle Berk’in arasındaki mesafeyi kapatıp tam önümde durdu. Beni arkasına almıştı. "Ayşenur’a tek bir kelime daha edersen," dedi Alaz. Sesi bağırmıyordu ama sınıftaki soğuk havayı daha da donduracak kadar derinden geliyordu. "O topu da, seni de bu pencereden aşağı fırlatırım Berk. Adımı da, onun adını da o pis ağzına alma bir daha. Şimdi kaybol." Berk yutkundu. Alaz’ın öfkesinin sınırlarını çok iyi biliyordu ve bu sefer o öfkenin arkasında sad…

Bölümün tamamını WritePad'de oku