BAL KABAĞI

📚 19. BÖLÜM: Harşit’in Türküsü ve Gece Gelen Mekt

Yazar:

BAL KABAĞI - zeynep ay kitap kapağı
BAL KABAĞI kitap kapağı

(Ayşenur’un Anlatımıyla) Edebiyat hocasının sınıfta yankılanan sözleri, günlerdir üzerimizde taşıdığımız o ağır, çelikten zırhı eritmeye yetmişti. Ders boyunca kimse defterine tek bir satır müfredat notu almadı; onun yerine adaletten, haksızlığa karşı tek bir ses yükseltmenin bir şehri nasıl değiştirebileceğinden konuştuk. Okul çıkışında binadan ayrılırken, koridorlardaki o eski tekinsiz fısıltıların yerini, yarınlara dair umutlu okul planlarının, sınav hazırlıklarının ve arkadaşça gülüşmelerin aldığını fark ettim. Gümüşhane Lisesi, sökülen mühürlerin ve temizlenen odaların ardından nihayet sadece bir okul gibi kokuyordu. Hava kararmaya yüz tuttuğunda, Alaz’la birlikte adliyeden çıkan Yavuz Başsavcı’nın yanına uğramıştık. Yavuz amca, adliye sarayının merdivenlerinde bizi karşıladığında yorgun ama mağrur görünüyordu. Süleyman Bey’in ilk sorgusunun tamamlandığını, Ankara’dan gelen müfettişlerin okul aile birliği hesaplarını incelemeye başladığını bizzat çıplak sesinden duyduk. Ali amcanın o çalınan vadideki arazisi için açılan iptal davası da resmi olarak yürürlüğe girmişti. Adliyenin o yüksek tavanlı koridorlarında yürürken, kanunların sadece kağıt üzerinde kalmadığını, doğru insanların elinde nasıl birer kalkan ve kılıca dönüştüğünü ilk kez bu kadar yakından görüyordum. Alaz, Yavuz amcanın elini sıkarken, "Hukuk kitaplarımı şimdiden hazırlayın savcım," dediğinde, Yavuz amcanın gözlerindeki o baba dostu parıltı görülmeye değerdi. Adliyeden ayrıldıktan sonra Harşit Çayı’nın kenarındaki o ahşap çay bahçesine geri döndük. Bu kez yalnız değildik; Eren, Selin ve Ceren çoktan masayı donatmış, Gümüşhane’nin o meşhur sironundan ve sıcak ketelerinden sipariş etmişlerdi. Rüzgar hala vadinin dik yamaçlarından aşağıya doğru sertçe esiyordu ama bu sefer içimizi üşütmüyordu. Masanın ortasında yanan küçük tüplü ısıtıcının kızıllığı, hepimizin yüzüne sıcak bir aydınlık vuruyordu. "Eee, adliye kuşları," dedi Eren, çayından büyük bir yudum alarak. "Söyleyin bakalım, o büyük patron Süleyman’ın cezasını ne zaman kesecekler? Şöyle ağırlaştırılmışından bir şeyler çıkar mı?" "Hukuk süreçleri biraz zaman alır Eren," dedim, gözlüklerimi burnumun üzerine yerleştirirken. "Ama Yavuz Başsavcı davanın peşini bırakmıyor. Bilirkişi raporları, sahte imzalar ve en önemlisi o sanayideki eski çırağın ifadesi dosyayı sarsılmaz hale getiriyor. Kaçarı yok yani." Selin dizüstü bilgisayarını kapatıp çay bardağına uzandı. "Okulda bugün herkes bana ders notlarını sordu biliyor musunuz? Eşit ağırlık sınıfının popülaritesi sayenizde tavan yaptı. Murat Hoca’nın gidişiyle birlikte, rehberlik servisinin başına Trabzon’dan yeni, pırıl pırıl bir hoca atanacakmış haftaya. Artık odalarda gizli dosyalar değil, gerçekten öğrencilerin dertleri dinlenecek." Konuşmalar, gülüşmeler ve Harşit’in o gürül gürül akan bulanık sularının sesi birbirine karışırken, Alaz’ın sessizce cebinden çıkardığı bir kağıt parçasına odaklandığını gördüm. Beyaz, çizgisiz bir dosya kağıdıydı bu; ikiye katlanmıştı. Bakışlarındaki o derin ciddiyeti fark ettiğimde masadaki diğerleri de yavaşça sustu. Eren simidinden bir parça koparacakken elini havada tuttu. "Bu ne Alaz?" diye sordum, masanın üzerinden ona doğru eğilerek. Alaz kağıdı yavaşça açtı. Üzerinde dolma kalemle, aceleyle yazılmış ama okunaklı bir el yazısı vardı. "Bu mektup, bugün öğleden sonra ben adliyedeyken evimizin posta kutusuna bırakılmış," dedi Alaz. Sesi tıpkı depodaki o sakin, olgun tınısına geri dönmüştü. "Berk bırakmış. Trabzon’a giden otobüse binmeden hemen önce." Hepimiz nefesimizi tutmuş Alaz’ın mektubu okumasını bekliyorduk. Alaz, gözlerini kağıdın ilk satırlarına dikti ve okumaya başladı: "Alaz... Bu mektubu yüzüne karşı konuşacak cesaretim olmadığı için yazıyorum. Belki beni asla affetmeyeceksin, bunu biliyorum ve sana hak veriyorum. Yıllarca bu şehirde, babamın bana sunduğu o sahte gücün arkasına saklanarak yaşadım. Okulda size, diğerlerine yaptığım zorbalıkların, aslında kendi içimdeki o korkak çocuğu gizlemek için olduğunu yeni a…

Bölümün tamamını WritePad'de oku