BAL KABAĞI

📚 15. BÖLÜM: Harşit’in Bulanık Suları ve Son Sığı

Yazar:

BAL KABAĞI - zeynep ay kitap kapağı
BAL KABAĞI kitap kapağı

(Ayşenur’un Anlatımıyla) Ahmet Hoca’nın polislerin arasında, o yıllardır bir kale gibi sığındığı Coğrafya odasından yaka paça çıkarılışının üzerinden tam üç gün geçmişti. Gümüşhane Lisesi’nin koridorlarındaki o ağır, basık hava bir nebze olsun dağılmış gibiydi ama şehrin üzerine çöken o gri kış bulutları hala yerli yerinde duruyordu. Harşit Çayı, dağlardan eriyen çamurlu karların etkisiyle her zamankinden daha hırçın, daha bulanık akıyordu. Okuldaki herkes bize, özellikle de Alaz’a bakarken artık "Bal Kabağı" alaycılığıyla değil, ne zaman patlayacağı belli olmayan bir yanardağa bakar gibi derin bir çekingenlikle bakıyordu. Cumartesi sabahıydı. Okulun o boğucu atmosferinden uzaklaşmak, günlerdir zihnimi kemiren o son soru işaretlerinden kaçmak için Harşit Çayı’nın kenarındaki o eski, ahşap çay bahçesinde buluşmuştuk. Rüzgar, vadinin iki yakasındaki dik kayalıklardan aşağıya doğru uğuldayarak esiyor, masamızdaki ince belli bardaklardan yükselen çayın buharını anında dağıtıyordu. Gözlüklerimin camı soğuktan hafifçe buğulanmıştı; cebimden çıkardığım mendille camları yavaşça silerken masanın karşı tarafında oturan Alaz’ı izledim. Üzerinde yine o siyah montu vardı ama bu sefer yumrukları sıkılı değildi. Bakışları, çayın bulanık sularında akıp giden ağaç dallarına kilitlenmişti. Yüzündeki o aşılmaz, sert kabuk yerini ilk defa derin bir yorgunluğa bırakmıştı. Eren, masanın ucunda oturmuş, önündeki bayat simitten kopardığı parçaları çaya doğru fırlatıyordu. Selin ve Ceren ise yanımızdaki sandalyelerde, kucaklarındaki dizüstü bilgisayardan adliyenin resmi sitesindeki gelişmeleri takip ediyorlardı. "Süleyman Bey hala ortalıkta yok," dedi Selin, bilgisayarın ekranından başını kaldırmadan. Gözlerini bana çevirdi. "Yavuz Başsavcı onun için şehir dışına çıkış yasağı ve acil yakalama kararı çıkarmış ama adam adeta yer yarıldı da içine girdi. Berk de dünden beri okula gelmiyor. Evlerinin önünde sürekli polis otoları bekliyormuş." "Kaçamaz," dedi Eren, oturduğu yerde dikleşerek. Sesi hala öfke doluydu. "Bu küçücük şehirde Süleyman’ın saklanabileceği her deliği polisler de biliyor, biz de biliyoruz. Ahmet Hoca içeride bülbül gibi ötüyormuş zaten. Kendi paçasını kurtarmak için Süleyman’ın tüm rüşvet ağını, imzalattığı o sahte tapu senetlerini bir bir anlatmış savcıya." Bakışlarımı Alaz’a çevirdim. Gözlüklerimi burnumun üzerine sertçe iterek ona doğru eğildim. "Alaz... Sen ne düşünüyorsun? Murat Hoca tutuklandı, Ahmet Hoca yolun sonuna geldi. Ama içimde hala bir huzursuzluk var. Sanki Süleyman gitmeden önce son bir hamle yapacakmış gibi geliyor." Alaz, bakışlarını nehrin sularından çekip doğrudan gözlerimin içine dikti. O simsiyah gözlerdeki fırtına dinmişti ama içindeki o korumacı kor hala capcanlıydı. Elini masanın üzerine koydu; avcundaki tırnak yaraları artık tamamen iyileşmiş, geriye sadece hafif beyaz izler kalmıştı. "Süleyman’ın kaybedecek hiçbir şeyi kalmadı Ayşenur," dedi Alaz. Sesi Gümüşhane dağlarının ayazı kadar net ve kararlıydı. "Ahmet’i ve Murat’ı satın alabilirdi ama Yavuz Başsavcı’yı satın alamaz. Babamın hakkı olan o vadi arazisi, o belgelerle birlikte asıl sahibine, yani bize iade edilecek. Süleyman’ın derdi artık parayı kurtarmak değil, paçasını kurtarmak. Ve böyle adamlar köşeye sıkıştığında en çok en yakınındakilere zarar verirler." "Ne demek istiyorsun?" diye sordu Ceren, araya girerek. "Berk’i kastediyor," dedim, Alaz’ın ne demek istediğini anında kavrayarak. "Berk, babasının tüm kirli işlerini biliyordu. Hatta okulda bizi durdurmak için babasının gücünü kullandı. Eğer Süleyman kaçacaksa, Berk’i arkasında bırakabilir ya da onu da bu pisliğin içine tamamen çekebilir." Tam o sırada, Selin’in kucağındaki bilgisayara okulun resmi e-posta sisteminden bir bildiri düştü. Selin kaşlarını çatarak ekrana yaklaştı, hızlıca tuşlara bastı. Yüzündeki ifade aniden dondu, gözleri büyüdü. "Çocuklar... Buna inanamayacaksınız," dedi Selin, sesi titreyerek. Bilgisayarı masanın ortasına doğru çevirdi. "Milli Eğitim Müdürlüğü’nden okula acil bi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku