YILDIZLAR GİBİ
Yazar: RAVZA NUR DÖNGEL

Bölüm şarkısı: Benden Sonra- Rıza Tamer Kader, geçmişi puslu aynalara mühürler; fakat bazı yansımalar, zamanın eliyle silinmez. İnsan, unuttuğunu sandığı her şeyi bir gün yeniden görmeye mahkûmdur. 18 Eylül 2010 Gözlerimi aşağıdan gelen teyzemin sesiyle araladım. Gözlerimi iki elimle ovalayıp saate baktığımda çoktan 6 olduğunu gördüm. Bugün okulun ilk günüydü ve ben artık 7. sınıf olmuştum. Depremin üzerinden tam 7 yıl geçmişti ve ben bu süre boyunca teyzemin kanatları altında yaşam sürmüştüm. Ailemi ne kadar özlesem de teyzem bana hiçbir zaman onların yokluğunu hissettirmemişti. Bana hem anne hem baba olmuştu. Depremin ardından şehir dışında çalışan eniştemin enkazda kaldığını öğrenip hızlıca hastaneye gitmiştik. Hastaneye vardığımızda eniştemin de aynı babam gibi felç kaldığını öğrenmiştik. Teyzem eniştemin hastalığı süresince onunla çok iyi ilgilenmişti hatta ilgilenmekle de kalmamış her gün farklı bir doktora başvurmuştu ama ne yazık ki 3 yıl önce eniştemi kaybetmiş ve teyzemle ikimiz yalnız yaşamaya başlamıştık. Bu süreç boyunca ise ben büyüdüğümü hissetmiştim. Erken büyümek zorunda kalmış bir çocuktum, her ne kadar çocukluğumu yaşamak istesem de. Yatağımda oturur pozisyona gelerek uyuşmuş bedenimi esnettim. Boynumu iki yana çevirip çıtlatarak, gözlerimden akan uyku yaşlarıyla son bir kez esnedim. Üzerimdeki yorganı atarak yatağımdan ayrıldım. Soğuk zemine değen çıplak ayaklarımla uykum bir nebze de olsa açılmıştı. Odamdan ayrılarak hemen karşıdaki banyoya girdim. Elimi yüzümü yıkayarak yeniden odama döndüm. Dolabımdaki okul kıyafetlerimi alıp üzerime geçirerek teyzemin akşamdan yaptığı örgülerimi açtım ve saçlarımın serbest kalmasını sağladım. Son bir kez ellerimle saçımı düzenledikten sonra okul çantamı da alarak aşağı indim. “Günaydın teyze!” “Günaydın kuzum. Hadi masaya tostunu soğumadan ye.” Elimdeki çantayı masanın ayağına dayayarak sandalyeye oturdum. Tabaktaki tostu önüme çekerek bir ısırık aldım. Teyzemin önüme koyduğu çaydan da gülümseyerek bir yudum aldım. “Lina sınıf öğretmeninin değiştiğinden haberin var mı?” “Evet teyze dün akşam Yiğit söyledi.” Teyzemde kahvaltısını yapmaya başladığında dışarıdan gelen korna sesiyle masadan kalktım. “Akşam görüşürüz teyze.” Yanağına bir öpücük kondurduktan sonra eşyalarımı alarak evden çıktım. Kapının önündeki ayakkabılarımı hızla giyerek servise bindim. Okula vardığımda ilk önce özlediğim arkadaşlarıma sarılmış ve sonra da sırama geçerek oturmuştum. Aşağıda İstiklal Marşı okuduktan sonra sınıflara dağılmıştık. Ders kitaplarımı ve defterlerimi çıkarıp masaya koyduğum anda sınıf öğretmeni yanında bir çocukla sınıfa girmişti. “Oturun çocuklar. Evet sınıfımıza yeni birisi geldi ve bundan sonra eğitimine bu sınıfta devam edecek. Yunus Emre boş yerlerden birisine geçebilirsin.” Çocuk utangaç bir ifade ile bakışlarını sınıfta gezdirerek boş yerlere baktı. Gözleri bende durduğunda tebessüm ederek elime yanıma oturacağını gösterdim. İşte o andı, hayatımın asıl değişmeye başladığı o an. Bilmiyordum, o çocuğun hayatımı hem güzelleştirip hem mahvedeceğini bilmiyordum. Günümüz “Sunum dosyası hazır mı Arel?” “Hazır efendim.” “Sözleşme?” “Hazır efendim.” Koridor boyunca hızlı bir şekilde yürürken aynı zamanda da Arel’e peş peşe sorular soruyordum. “Bugün Çınar gelecek. Ben toplantıdayken gelirse odama geçmesini söylersiniz.” “Emredersiniz.” Odamın kapısını sertçe aralayarak masama doğru ilerledim. Toplantı için gerekli olan dosyaları ve tabletimi alarak odadan ayrıldım. Toplantı odasına doğru ilerlerken Ayça da çoktan yanıma gelmiş ve benimle birlikte yürümeye başlamıştı. “Sunum için hazır mısın?” Ayça 21 yaşında atıldığım bu şirket serüveni boyunca yanımda olmuştu bana en büyük desteği veren kişilerden birisiydi. 5 yıl sonra ilk defa sunum yapacaktı ve bunun heyecanı yüzünden fazlasıyla belli oluyordu. Yüzümdeki tebessümü silerek yerine ciddi bir surat ifadesi kondurdum ve toplantı odasına girdim. Odaya girince ayağa kalkan kişilere selam verip oturmalarını belirttikten sonra bende mas…