2. Bölüm
Yazar: dnizyildiizi

Merhabaaa Yeni bölüm ile karşınızdayımmmm Bu hikayeyi yazmam için destekleyen arkadaşlarıma çok teşekkür ederimm onlar kendilerini biliyorlar 🫶🏻 Ve okuyup şans veren sizlere de çok teşekkür ederimm. Hepiniz iyi ki varsınızzz İyi okumalarrr 🌸 Ölüm, kalan ruhlardan da birer parça götürüyormuş giderken… Bunu ruhumdan birer parça eksiklidiğinde anladım. Ruh bir yapboz bütünü gibidir her eksilen parça da önce hisler gider sonra duygular sonrası bi hiçlik… Önce hislerimi kaybettim sonra duygularımı, hiçliğe doğru yol alıyorum. Benden bir şey kalmadı ruhum parçalanıp yok oldu. Ben fark etmeden ruhumu katlettiler kurtarmak için çok geç kaldım ya da kalmadım. Bilmiyorum… Hiç bir şeyi bilmediğim gibi. Yazdım ve defteri kapattım. İçimi günlüğe dökmek her zaman iyi gelmiştir yarayı kapatmıyor ama iyi geliyor birine anlatmışım ve o da anlamış gibi… Okumayı Melek annem öğretmişti hastane odasında, yazmayı da okula başlayınca öğrenmiştim o günden beri mutluyken mutsuzken hep yazarım hep iyi gelmiştir. Hatta bazen dileklerimin bile kabul olduğunu düşünürdüm. Belki de çocukken oluyordu artık hiç bir dileğim kabul olmuyor. Bunları düşünmeyi bırakıp uyumaya geçtim, uyumayı seviyordum ama uyku zihindekilerle anlaşma yapınca o uyku kâbusa dönüşüyordu. Kâbus ise geçmişti… Bu sefer kâbus yok diye kendimi teselli edip uykuya daldım. Zihniniz dolu olunca bedeniniz uyku da bile dinlenemiyor. Yine kâbus görmüştüm. Rüyadayken kendimi kasmaktan kaskatı şeklinde alarmın çalması ile uyandım. Buna uyanmak denirse tabii… Saat beşti, 3-4 saatlik uykuyla duruyordum ama kendimi dinç hissediyordum. Alışmıştım artık kalkmaya hayatımın bir parçasıydı. Ortaokulda yatılı kalırken başlamıştım erken kalkmaya o zamandan beri erkenden uyanırdım. Kendimi ne kadar dinç hissetsem de uykunun o tatlı çekişi her zaman kalkmama engel oluyordu neyse ki hemen kalkıp banyoya gittim ardından üstüme hastanede üstümü tekrar değiştiriceğim için fazla abartmaya gerek duymadan kahve rengi v yaka dekolteli bodymi, altına lacivert mini kot eteğimi giydim. Altına çizmelerimi giyip kombinimi sonbaharın ortasında olduğumuz için kabanımla bitirmiş oldum. Elim boynumdaki kolyeye gitti o da burda olduğuna göre makyajı da halledip çıkmaya hazırdım. Nöbet günleri fazla makyaj yapamasam da ruj, rimel , soluk cildim için bolca allık kullanıyordum. Bazen geç kalıp makyaj işini atlayınca hastalar beni de hasta sanıyordu. Bu üçlü hayatımı kurtarıyordu. Bu üçlü ile işim bitince hemen çıktım. 🌸 Bitlis'te ki zorunlu görevim bittikten sonra Ankara'ya ailemin yanına geri dönmüştüm. Öz olmasalar da öz ailemmiş gibi davranan asla kızları -benimde kardeşim olan- Miray’dan ayırmayan canım ailem… İzmir'e gidip kendi yolumu çizecektim ama iş bulana kadar ailemle vakit geçirip kafamı dinlemeyi düşünüyordum. Düşünmemle kalacak gibi görünüyordu. Ankara'nın en iyi hastanesindeki başhekim aralarına katılmamı istiyordu. Annemin de çalıştığı hastane olduğu için annem konuştu diye düşünüp vazgeçmiştim. Ama durumun öyle olmadığını daha sonra anladım. Üniversiteyi birincilikle bitirdikten sonra kendi isteğimle Bitlis'te köyde görev almam ve köyde oluşan salgın hastalığı fark edip insanların canlarını kurtarmam epey hastaneler arasında ses getirmişti. Bundan dolayı beni uzun zamandır istediklerini söylediler. Annemle bir alakam olduğu hiç akıllarına gelmemiş soyadlarımızı ise soyadı benzerliğidir diye geçiştirmişler. Annemin çalıştığı hastane olduğu için baştan reddeticektim. Ağzını arasam da bir bilgisi olmadığını öğrenince anneme sormadıkları için çok sevinmiştim. Ben bu hayatta hiç bir zaman başkalarının desteğiyle bir yerlere gelmemişdim. Bu saatten sonra da Melek annemin torpiliyle gelemezdim. Ama annemin desteğiyle değilde kendi başarım sayesinde istendiğimi öğrenince kabul etmemezlik edemezdim. Ona sormadan benimle konuşmaları kararımı tamamen değiştirmişti. Ankara'da kalmaya karar verdim. Bana soyadlarını verip bir aile olsakta onların çevresinden hep uzak dururdum. Ortaokul ve lise de İzmir'de yatılı okudum.…