1. Bölüm
Yazar: dnizyildiizi

21 YIL ÖNCE... MELEK “Çok yaşamaz diyorlar çocukta burda perişan oldu. Babası da çekip gitmiş çocuk bir başına kaldı. Elimizden de bir şey gelmiyor çocuğa çok üzülüyorum doktor hanım” diyen hemşire Ayşeyi duysam da bir şey diyemedim. Pencerenin arkasından annesine bakan küçük kıza bakıyordum. Annesinin ameliyat öncesi dedikleri aklımdan çıkmıyordu. Kafamdaki o sesi susmuyordu. Küçük kızı Bahar tek başına aylardır bu hastane de annesinin iyileşmesini bekliyordu. Babası ortadan bir anda kaybolmuştu. Bir akşam Bahara ben kantine gidip geliyorum diyerek annesinin odasında bırakmış bir daha da dönmemişti. Bahar da onları bıraktığını anlamış ve bir daha babasını sormamıştı. 6 yaşındaydı ama çok olgun, cesur bir kızdı. Sabırla annesinin iyileşmesini bekliyordu. Her gün Melek abla, annem iyileşecek mi? diye soruyordu. Evet demekten başka bir şey diyemiyordum. Yeşil gözleriyle çipil çipil bakıyordu. Camdan kafasını çevirince göz göze geldik tam konuşacaktı ki ondan önce makine konuştu… Makinenin çıkardığı o uzun dıııt sesi her şeyi söyledi aslında. Bahar da anladı ve gözünden yaşlar süzülmeye başladı. İçeriye girdiğimde her şey için çok geçti. Hemşire Ayşe “Hastanın ölüm saati 18.23 doktor hanım” diyerek üstünü örttü. Odadan çıktığımda kapının karşısındaki duvara yaslanmış bacaklarını kendine çekmiş yerde ağlıyordu. Beni görünce kafasını bacaklarının arasına gömdü. Gidip sarılmaktan başka bir şey yapamadım. Bir süre öyle kaldık sonra hasta olacağını düşünerek kucağıma alıp odama götürdüm. Bir süre bana sarılı şekilde kucağımda kaldı, en son ağlamaktan uyuyakaldı. Odamdaki sedyeye yatırdım, üstünü örtüp odadan çıktım. Saatler önce annesinin “ Bana bir söz ver, eğer bana bir şey olursa kızım sana emanet doktor hanım. Sakın onu yetimhaneye göndermeyin. Ben kimsesizdim bir ailem olmadı, sonrada evlenerek hata yaptım. Kızımı emanet edeceğim kimsem bile yok, babası desen çoktan gitmiş bile, onun mutlu bir aileye ihtiyacı var. Seni çok sevmiş, seni gördüğünde gözlerinin parlamasından adını sayıklamasından belli, sende onu seviyorsun görüyorum. Onu yalnız bırakma adı gibi bahar açsın. Solmasına izin verme” diyerek elimi tutmasıyla bende refleksle elini tutmuştum. İkimizde ağlıyorduk. Ama birimiz rahatlamış, birimiz olayları kavramaya çalışıyordu. Onun için bu bir sözdü anladım ve göz yaşları içinde içi rahatlayarak uyumasını izlemiştim. Kafamdan bu olanlar çıkmıyordu. Koridor da ilerlerken Ayşe hemşirenin bana seslenmesiyle arkamı döndüm. "Melek hocam, Meryem hanımı kaybedince Bahar'ı alması için tekrar babasını aramışlar, sonunda telefonunu açmış ve gelip almazsa sosyal hizmetlerin gelip alacağını söyleyince almaya gelmiş, en son sizinleydi nerede acaba” diye söyleyince afalladım. “Ne yapıcaz annesi size emanet etmişti.” dedi. “Babası ortaya çıktığına göre onunla gitmeli babası sonuçta, çocuk odamda babasını danışmaya yönlendir, geliyoruz.” diyerek yanından ayrıldım. Bir an önce odaya gidip baharı uyandırmalıydım. Onunla konuşup öyle babasına vermeliydim. Konuştuktan sonra Bahar’a haber alabilmem için eski telefonumu verecektim. Babasıyla gitse bile arada sesini duyup iyi olduğunu öğrenmeliyim. Bunu Meryem hanıma borçluydum, söz vermiştim. Ömer'in lazım olur diye saklattığı telefonu başta ne gerek var diye istemesemde kabul etmiştim. Şimdi bu telefon bahara lazımdı. İçinde Ömer'in numarası vardı sadece kendi numaramı da ekleyip telefonu bahara vermek için cebime koydum. Önce onu uyandırmalıydım. Yanına gittiğimde koltuğun üstünde uyuyordu. Yüzünde korku dolu ifade vardı gözlerinden yaşlar dökülüyordu. Anne diye sayıklıyordu. Garibim belli ki rüyasında annesini görüyordu. Sakinleştirmek için saçlarını okşayıp Bahar diye seslendim. Bi anda irkilip uyandı beni görünce sarılıp ağlamaya başladı. Yarım saat kadar öyle sarılırken Ayşe hemşirenin içeri girmesiyle artık konuşma vakti geldiğini anladım. Yanaklarına süzülen yaşları silip karşısına geçtim. “Bahar baban gelmiş birtanem seni görmek istiyormuş gidelim mi” dedim. “Beni götürmeye mi geldi Me…