37.Bölüm
Yazar: UykuluHatun

Toygar Işıklı - Sen yanımdayken Üniversiteye gittiğimde sadece vizeleri kaçırmamakla kalmamış çoğu projelerden geri kalmıştım.. Hatta final sınavını etkileyecek projelerden... Okula bir hafta gelmiyorum başıma gelene bakar mısın! Son bir aydır başıma gelen şeyler yüzünden bırak okulu, kendimi unutmuştum. Okul işini halledince ilk durağım Makbuş'un yanı olmuştu.. Bedenim buradaydı fakat ruhum problemleri çözmekle meşguldü. 3 numaralı masaya siparişlerini verdikten sonra kendime bir kahve alıp o masanın çaprazına oturmuştum. Kahveyi içerken gözlerim onlara takılı kalmıştı. Kadın kapalı hafif kiloluydu, eşi herhalde uzun ve geniş omuzluydu. Kadının neden kilolu olduğunu eşinin karnını severken anladım.. Bebek bekliyorlardı. Sonra adamın dediklerine kulak misafiri oldum. " Bak kızım anneyi çok yoruyorsun bunun hesabını doğunca sormayacağım sanma " " Ayıp Alper kızımızı şimdiden korkutma onun yorgunluğu bile tatlı. " diyip gülümsedi. O zaman eşi ise kadının güzel yüzünü avuçladı kadın buna karşılık eşinin avcunun içini öptü.. Dolan gözlerimi elimin tersiyle sildim. " Efser valla yoruldum az yukarıdaki müşterilere bakar mısın? " diye söylendi Pınar. Yüzüne bakmadan başımı sallayıp kalktım masadan. " Kahveni içmedin mi? " " Benim yerime sen iç " diyebildim. Üskata çıkınca ilk işim lavaboya girmek oldu. Aynadan kendime baktığımda kendimi acıdım. Bizim aşkımız çok zordu. Her an bi engelle karşılaşıyordu buna dayanmak o kadar zordu ki! Ben mutlu bir yuva ve aşık olduğum bir eş istemiştim sadece.. Deniz'den başkasına aşık olmayı bırak düşünmüyordum bile. Ondanj başkasını düşünmek bile saçmaydı. Onun yokluğu ile sınanacak olursam eğer. Bütün o'nlu yerlerimden kırılırdım. Sonra parçaları batardı kendime, daha çok kanardım. Onsuzluk kan kaybıyla ölmekle eş değerdi, yavaş yavaş can çekişerek.. Düşüncelerime çalan telefonumla ara verdim arayan oydu.. Aynada kendime bakıp zorla gülümsedim, " Sen gülmelisin Efser Gece! " dedikten sonra telefonu açtım. " Efendim canım? " " Sa-sana ihtiyacım v-ar ya-yanıma gel.. " dedi telefonu suratıma kapattı. Kapıdan nasıl çıktığını anlamadan aşağı bile inmiştim. " Makbuş Deniz evde mi? " " Evet odasında ama onu görmek pek mümkün değil. " " Yanına gitmem gerek beni aradı " cebinden anahtarı çıkardı. " Bunu al kızım, ona iyi bak. Hiç iyi değil durumu. " diyince başımı salladım. " O ilk Allaha sonra sana emanet güzelim. " dedi gülümsedim ve kafeden çıktım. Hızlı adımlarla Makbuş'un evine yol aldım.. Hızlanan nefesim ona birşey olacak diye korkan kalbim.. * Kapıyı bir türlü açamadım " Nasıl bir kilitsin sen ya! " diye bağırdım. O kadar saçmalamaya başladım ki kilitle bile kavga ediyordum. Titreyen ellerimi dizginlemeye çalıştım. Derin nefes aldım sonra tekrar denediğimde kapıyı açabildim. Ceketimi ve çantamı koltuğa bırakıp merdivenlerden koşarak yukarı çıktım. Derin bir soluk alıp kapısını tıkladım, " Makbuş rahatsız etme dedim değil mi?! " diye bağırınca kaşlarımı çattım. Manevi annesine nasıl böyle bağırıyordu? " Benim Deniz, Gece " " Kapı açık " demekle yetindi. Ağzım şaşkınlıkla açılırken kapıyı açıp içeri girdim. Deniz yüz üstü yarı çıplak bir şekilde yatıyordu. Evet eşofman hariç birşey yoktu. Sayılan kemikleri morarmış olan vücudu dikkatimi çekti. En çok dirseklerinin iç kısmı.. Oda dağılmış ve havasızdı, sigara izmaritleri, boş bira şişeleri anlamadığım tek şey kısa sürede nasıl bu kadar kafayı dağıttıydı. " Deniz " diyebildim sadece.. Kelimeler boğazımda düğümleniyor cümle olarak dudaklarıma ulaşmıyordu. Eliyle gel gel işareti yaptı. " Geciktin bir bira daha devirdim. " dedi eliyle ağzını kapatıp geğirdi. " Pardon " dedi gülmeye başladı. " İyi değilsin. " " Nasıl olayım? " sırt üstü yattı . " bana bak nasıl iyi olayım? " dişlerini gösterek sırıttı yavaş yavaş ayağa kalktı. " Deniz tedavi olman gerekiyor. " dediğim zaman üstüme yürüdü. " Tedavi olmam gerekiyor.. " diye beni tekrar etti. " Deniz banyoya yürü " diye kolundan çekmeye başladım. Kolunu hışımla çekti. " He amınakoyum Deniz bunu yap , Deniz şu…