32.Bölüm
Yazar: UykuluHatun

Mustafa Ceceli - Sultanım Kalbimin üzerinden kalkan fil rahatalamamı sağlamıştı. Deniz'den ne kadar uzak kalmaya çalışsam o bana daha bir yakın oluyordu. Bu adamdan nasıl uzak kalınır? Ekranı defalarca öptükten sonra telefonu göğsümün üzerine koyup sırıttım. Aşk en çok Deniz'de güzeldi. Nefes alışıma anlam katan adam. Bir süre şapşal şapşal sırıttım sonra çığlık atmamak için ona mesaj atmaya karar verdim. Ama ilk olarak bana yazdığı tahminimce Lazca olan kelimeyi google amcaya sordum. Karşıma çıkan tek şey seninle yaşlanmak istiyorum oldu. Bunu görünce daha da sırıttım ! Bu sırıtmama suratıma düşen telefonla biraz ara vermiş olabilirim. Telefonumu karnıma koyup burnumu tuttum, Ah lanet ! Çok acıtmıştı. Ama Deniz 'de kabahat bu kadar büyük telefon alıp ne yapıcaktım ki! Canımın acısı biraz geçtikten sonra yârime mesaj atma gereği duydum. Yârim nasılda yakışmıştı bu herife! alıcı; Romantik Ağacım Ben seninle yaşlanmak istiyorum , Seninle yaşamak istiyorum. Solum soluğum , Son nefesim ol istiyorum. Ben, Ben seni istiyorum. Seni çok seviyorum , seni çok çok fazla seviyorum. (kalpkalpkalp) Mesajı attıktan sonra yorgana sarıldım sanki Deniz'e sarılıyormuş gibi hissetmesi yokmu! Ne güzel mutluluk. Yorganıma daha sıkı sarılıp sırıtarak gözlerimi kapattım. ⚡⚡⚡ Annemle Kamran'ı yolcu ettikten sonra tuhaf bir his çöktü kalbimin üzerine. Deniz hala mesaj atmamıştı. Ailem gitmişti. " neyin var? Nisan gülü? " " Annemi uzun süre sonra bu kadar sevgi dolu gördüm ya belki ondandır. " diyerek omuz silktim. " Yufka yürekli kardeşim benim. " dedi sarıldı. " İkizleri bıraktık eniştene öğle vakti gelmeden gidelim. " diye ekledi. Başımı olumlu bir şekilde salladım. Telefomu 100. Defa kontrol ettikten sonra sıkıntılı bir nefes verdim. Neden hala mesaj atmadı ? Yada aramadı? Bu adam hücrelerimi yaktı yemin ederim! Eve gittiğimizde ikizler eniştemi şekilden şekile sokmuştu. Miray Hanım eniştemin saçlarına tokat atmıştı, Miraç ise tabancayla sürekli eniştemi vuruyordu. Ablam bu manzara karşında gözleri doldu. Bense gülümsemekle yetindim. Baba olmak buydu. Kendi çocuğundan ayırmıyordu ablam boşuna endişe etmişti. Eniştemi yolcu ettikten sonra bana tuhaf tuhaf baktı. Başımı salladım, " Bana neden öyle bakıyorsun? " " Sen ne bakımsız kız oldun? Deniz nasıl tahammül ediyor bu tipe? " AA şuna bak nasılda eziyor beni! " Ne varmış tipimde yahu! Hem gideceğim bu gece sevgilimi özledim." " Saçların sakız gibi , bırakmışsın onları kendi haline. " saçlarımı tuttu. " uçları çatalaşmış kırık dolu,Bıyıkların? Hele o pos bıyıkların yok mu! " dediğinde sözünü kestim. " Tamam yeter kuaföre gidelim, gömdün de gömdün mübarek! " dediğimde kıkırdadı. " Kesmekle olmaz saçlarına renkte vermek gerek. " dediğimde gözlerimi devirmekle yetindim. ** Kuaförden çıkarken söylene söylene çıktım. " Abla dua et arkadaşın yoksa saçlarını yolacaktım! İyi ki ucundan al dedim kadına! Bide gözlerimi kapattınız! koyu tenliyim ben sarı nedir! " diye bağırıyordum. " Amma tantana yaptın, Kötü mü olmuş? Bilen bilmeyen platin sarı yaptı sanacak! Alt tarafı rengini açtı saçlarının , kapa çeneni hey Allahım! " diye bana bağırınca gıkım çıkmadı tabi. " Tamam ya neden bağırıyorsun ki? " " Ya kızım cidden ben seni çok düşürmüşüm küçükken! " gözlerimi kısıp ona dil çıkarmakla yetindim. Belime gelen saçlarım omuzumun üstü olunca başım hafiflemişti. Eve varınca ilk olarak aynanın karşına geçip saçlarıma baktım. Sanki yakışmıştı, yakışmış canım. Elimle saçlarımı geri attım dudak büzdüm. Evet kesinlikle yakışmıştı. Ablamıda baya kızdırmıştım. Olsun ya ben küçük kardeşim affeder beni o. Telefonumu alıp selfi yaptım bir kaçtane. Deniz beğenir miydi? En önemlisi buydu zaten. O beğensin bana yeterli. Ağzını yediğim yaa ekran fotoğrafımda onu görünce. " Kızım Deniz bitti telefonlamı aşk yaşıyorsun? " diye ablam dibimde bitti. " Duvar kağıdım Deniz Güney'se yaşarım tabi. " dedim gözünün önünde ekranı öptüm. " Az deliydin zaten şimdi tam deli olmuşsun. " dedi başını sallayıp elini alnına koydu. " Sence beni beğen…