BAĞIMLI YEŞİLİN SİYAHI

Bölüm 6

Yazar:

BAĞIMLI YEŞİLİN SİYAHI - UykuluHatun kitap kapağı
BAĞIMLI YEŞİLİN SİYAHI kitap kapağı

Sadece bir hafta... Bir haftadır tanıdığım bu adam, Deniz Güney. Sızlayan başımı tutunca göz göze geldik. Büyüyen göz bebekleri o kadar güzel görünüyordu ki, benim yerimde olsanız siz de benim gibi hissederdiniz ama Deniz için bu hisleri hissetmeyin! " Bana kafa atan ilk kızsın " dedi ve gözlerinin etrafını sıcacık birkaç çizgi ele alırken kahkaha atmaya başladı, sesinde ki alaycılığı görmezden geldim. Halimize dayanamadım ve ben de Deniz'e eşlik ettim. Yıldızları seyrettiğim pozisyona geri döndüm ve o da bana bakarak aynısı yaptı bir şey sormadı, bir şey demedi. Birkaç dakika önce içimden geçirdiğim anın bir anda gerçekleşeceği aklımın ucundan geçirmezken şu an yaşıyordum. Tarif edilemez mutluluktu , bu anın bozulmasından o kadar korkuyorum ki. Çünkü her şeyin bu kadar mükemmel olması gerçekten korkutucuydu! Allahım sesimi bu kadar hızlı duyacağını bilseydim, başka şeylerde eklerdim araya! Yıldızlara bakmayı kesip kafamı sola yatırdım hızla inip kalkan göğsü dikkatimi dağıttı, çok hızlı nefes alıyordu. Sonra mükemmel kıvrımların barındığı yüzüne çıktı gözlerim, zaten vücudum bana sormadan hareket ediyordu onu görünce. Gözlerim ona bakıyordu, dudaklarım onu görünce tebessüm ediyordu ve kalbim kırmızı pelerini görmüş bir boğa gibi hızla atıyordu. Ne kadar ona öyle baktığımı bilmiyorum ama bir ilkti birisinin suratına bu kadar uzun süre bakmam. Deniz Güney, sen benim başıma bela falan olmayacaksın direk belasın, beni darmaduman edip hiçbir şey olmamış gibi yaşıyorsun. Ben böyle düşünürken göz göze geldik, bir an için onu izlerken yakalanmış olmamın utancıyla yanaklarımın ısındığını hissettim ama kafamı çeviremedim, bu güzellikten neden mahrum kalayım ki? Neden bakışlarımı kaçıramıyorum, beynim rica ediyorum gözlerime komut verir misiniz lakin ben yapamıyorum! Gözlerini kaçıran Deniz olunca kalbime sanki binlerce iğne batırdılar gibi hissettim. Gözünde bakılmayacak kadar mı çirkindim? Asılan suratımı fark ketti mi bilmiyorum, konuşmaya başladı. " Kızlar merak eder, haber vermemişsindir sen şimdi, " dedi elini ensesine götürüp kaşıdı. Hafif dalgalanan denize baktım, fazla yosun boğazımı yaksa da aldırış etmedim. Kalbim kadar yanamaz boğazım, kursağıma kadar gelen ağlama hissini yollamak için o kadar çabaladım ki. Hayır neden duygularımı bu kadar uçta yaşamak zorundayım ki? Adam benim gibi hemen etkilenmemiştir, belki ona göre değilimdir. Tamam yeşil gözlü minnoş bir kız olsam da göbeğim var biraz da gıdık ellerimde minik ve tombik yani belki manken gibi kızlardan hoşlanıyordur? Haksız mıyım, değilim. Evet ilk başta Deniz'in dış görünüşünden etkilendim kabul ama metrodakilerle bakışırkende etkileniyorum ama Deniz öyle değildi. Gözleri başka güzeldi hele gülüşü, bunların yanında boyu posu çok sonra kalıyordu, dili konuşmasa da gözleri konuşuyordu. İç sesim beynimden geçen sözlere gözlerini kısara bakıyordu. Ah be şair olacak kadınmışsın vesselam, diyerek dalga geçmesine gözlerimi devirip , Deniz'in sesi ile düşüncelerimden ayrıldım. " Hadi kalk, kızlara haber ver, " dedi aniden. " Seni bir yere götüreceğim. " can çekişen kalbim hızlanmaya başladı. Yanan ağaç filiz verir miydi sanırım benim yanan ağacım filiz açıyordu. Kalbim, bir insan bedeninde karşımda olsaydı kesinlikle ona tekme tokat dalardım. İki dakika önce bir hareketi yüzünden sızlayan kalp, benim kalbim değildi sanki. Ah beynim ve mantıklı iç sesim yüzünden delireceğim! "Burada kalacağım , gelmiyorum, kızlar alışık geç gitmeme. " Bacak bacak üstüne atıp kollarımı birleştirdim. "Hayır, ufaklık kalkıyorsun, ya benimle köfte yemeğe geliyorsun ya da doğru evine bırakıyorum seni, " dedi ve sertçe kolumdan tutup kendine doğru çekti. Bir an için dengemi kaybederek tökezlerken ellerim Deniz'in kaslı göğsüne tutundu. Yüzlerimiz bir an öyle yakın geldi ki gözüme, başımın döndüğünü sandım. Deniz'in bir kolu belimi sıkıca kavramış, düşmemi son anda engellemişti. Evet evet her şey filmlerde ki gibi! Bir kaç saniye şaşkınlıkla birbirimizin yüzüne baktık. Ellerim onun göğsünde, onun kol…

Bölümün tamamını WritePad'de oku