Bölüm 24
Yazar: UykuluHatun

Gözlerimi kapatıp bugünleri olanları düşünmeye başladım, hayatımda ekşınsız bir gün yoktu. Hergün illa birşey olacaktı , helede bugün Deniz mal yüzünden en yakın arkadaşını dövmüş ve beni ittirmişti. Can , Nur'un yaptıklarını öğrenmiş ama tepki vermemişti. Neden tepkisiz kaldığını merak ediyorum ne düşünüyor ne yapmak istiyor hiç bir fikrim yok.. Bugün süpriz yaparak gelen Esra'm , nasılda özlemişim. Yeni evli olmasalar 2 gün falan onlarda kalabilirdim. Esra üzülmesin diye Makbuş rahatsız olduğu için yanında duracağımı söylemiştim. Makbuş'a emrivaki gibi olsada yanında kalmam için çok ısrar etti. Başımdan geçenleri hiç atlamadan ona anlattım, Deniz'in davranışlarına sinir olmuştu. Omzuna yaslanarak ağlamıştım sonra başımdaki yaraya pansuman yapmıştı. Akşam yemeği yedikten sonra beni Deniz'in odasına postalamıştı. Deniz'im odası kendine has odun kokusuyla beraber ter ve havasız kokuyordu, doğruyu söylemek gerekirse. Camı 10 dakika havalandırmam üşümeme yetmişti. Geniş bir odaya sahipti , karyolanın ucu kapıya doğruydu. Solunda cam ve baş ucu çekmeceleri vardı, hani ona sarılırken uyanmıştı ve ben pat diye düşmüştüm. Oda yerde ne arıyosun dediğinde halı beni özlemiş demiştim sonra abajuru kırmıştım... Ah Allahım manyağın tekiyim ben gerçekten! Yatağın sağ tarafında kalan camlı bir dolap, içinde cdler kitaplar vardı önünde ise lacivert bir gitar. Diğer fotoğraf makinaları vardı. Bütün kendine özel eşyalarını sağ tarafına koymuştu. Solunda ise gardolap ve tek kişilik bir pofuduk koltuk.. Yanına uzandığım anı düşünmeye başlıyınca gülümsemeye başladım. " Geldiler herhalde ne gülüyosun, " diye güldü Makbuş. " Birşey yok. " diye mırıldandım ağzım kurumuştu.Yüzüme garip bir şekilde baktı. Elini yanaklarıma koydu. "Gece yanıyorsun!" dedi çıktı odadan kısa bir süre sonra ateş ölçerle geldi. " ateşin 39 doktora gidelim hadi kalk! " " Doktor dede bu sefer dellendirir beeenii, ban banyoya gideliim " ayağa kalkmaya çalıştım. Belimden tutup kendine çekti. Gözlerimin içi alev alıyor gibi yanıyordu, bedenim sırılsıklam olmuştu ve delice susamıştım. Makbuş buz gibi suyu doldururken ona sarıldım. " Beni onun içine sokma yalvarrım donuyorum zaten! " gözlerim yarı açıktı ve başımı tutmak kolay olmuyordu. "canımın içi su ılık, doktora da gitmiyorsun! " dedi kıyafetlerle yavaşca küvete itti. Dudaklarımdan kaçan çığlıklara engel olamadım, bütün vücudum titremeye başladı. Soğuk su vücudumda jilet görevi görmeye başlamıştı. " Güzelim az kendine gel ben sana kıyafet getireyim. " Başımı titreyek salladım, bütün kıyafetlerimi çıkarıp sonkez duş aldım titreye titreye Deniz'in odasına gittim. Saliha'nın getirdiği iç çamaşırları hemen üzerime geçirdim. Yatağım üzerine bırakılmış bol kazağı giydim. Eşofman altını almak için arkama döndüğümde kapı birden açıldı. Arkamı döndüğümde çığlık attım Deniz eliyle yüzünü kapattı. " Yemin ederim giyiniksin bir şey görmedim. " " Ya bir de giyiniksin diyo! " ateşim düşmüşken bir daha çıkmaya başladı. Saliha hanım sağolsun gündelik kıyafetler getirdiği için bende üç beden büyük eşofmanı ayağıma geçirdim. Deniz arkasını dönmüştü. İpi sıkıca bağlayınca dizlerimin ucuna kadar gelmişti. " Giyindim. " dedim durgun bir sesle. " Özür dilerim ben " " Önemli değil " dedim ,sonuçta düğünde daha kısa bir elbise giymiştim. Saçlarımı kurulamaya çalıştım, hastalık beni halsizleştirmişti. Kolumu kaldıracak halim yoktu. " Dur ben kurulayım otur yatağa. " " Kırmaktan başka birşey becerebiliyor musun ? " dedim iğneleyici bir şekilde. Yatağa oturdum sırtımı ona döndüm oda yanıma oturunca yatak biraz çöktü. Bana cevap bile vermemişti. Eğilip çekmeceği karıştırdı bir tarak çıkardı. Saçlarımı bir yandan tarayıp biryandan kuruluyordu. Bir süre saçlarımı bu şekilde dokundu. Gözlerim kapandı kapanacaktı sayesinde mayışmıştım güzel bir uyku uyuyacaktım. Tarağı ve havluyu kenara bıraktı. Saçlarımı yavaşca yanıma koydu kolumu boynuma doladı ve geri çekti. Kalbim şimdi çıkacaktı, yarıcak orayı ve fırlayacaktı. Şuan kalbi tutup ümüğünü sıkmak istiyorum…