Bölüm 19
Yazar: UykuluHatun

Efulim: Sevgilim , sevduğum demek .. Efser Gece'den.. " Pınar sencede bu elbise kısa ve açık değil mi ? " üzerimde lacivert elbiseyi çekiştirmeye başladım. Pınar benim yokluğumda daimi olarak kafeye başlamıştı, bir hafta yakın beraber çalışmıştık birbirmizle fazla vakit geçirdiğimiz için arkadaşlığımız kaçınılmazdı. Pınar açık kumraldı, mavi yeşil gözleriyle çok güzel bir kadındı. " Gece saçmala harika oldu kızma ama kısa boylu olduğun için mini giymen gerek. " dedi kaşlarını havaya kaldırarak. Liseden sonu babasını kaybettiği için küçük kardeşine ve annesine destek olmak için üniversiteye gidememiş ne iş olursa yapmaya başlamış fakat dünyada kadın olmak zor olduğu için bazı yerlerden bu yüzden çıkmıştı.. " Hiç alınır mıyım canım yanımda manken gibi kız varken benim boyum yere yakın sadece." benim küçük boydan aynama sığmaya çalışıyorduk. Siyah belden oturtmalı dantell modeli olan elbise vücudunda hayat bulmuş gibiydi. " Allah vergisi napalım. " egosunu da aynaya sıkıştırarak. " Ukalalığıda kdv'si sanırım " dediğimde kahkaha attı. " Ay Gece ilahii " dedi. " Kız sessiz, içerisi akraba kaynıyor. Teyzeler 4 koldan kız arıyorlar göze batma sus. " " Aman banane yaa! " işte her güzelin bir kusru vardı. Tanımadığı kişilere saygı göstermiyordu. " Bu elbiseye örgü gitti mi ? " " Bol örgü ve muhteşe durdu " Son kez aynada elbiseye bakıp vizon rengi topuklu ayakabbıları ayağıma geçirdim. Deri ceketimi üzerime geçirip içeri geçtim. " Melike anne biz gidiyoruz " kına Makbuşun alt katında olacaktı. Esra'nın pek arkadaşı olmadığı için büyük yer tutmak istemedi bende Makbuşun yerini önerdim. 1 aydır kafeden ayrılmayan Can ses sistemi kurmuştu. Kınada çalacaklarıda ayarlamıştık. Tunç ve Can kameracılarımızdı. Beleş bir şey varsa oradaydım. Yuva kurmaya yardım ediyoruz hemde beleş! Deniz mi ? Onun 1 aydır yüzüne hasrettim. Yağmurun toprağa, gökyüzünün güneşe ve ayın yıldızlara hasret olduğu kadar hemde. Bir süre kafeye gitmeme kararı vermiş olsam da, arada bellki görürüm diye gitmiştim. Makbuş çok sık rahatsızlandığı için de zaten hemen eleman almıştı. Bugünde rahatsız olduğu için kınaya gelemeyecekti. Benim durumu bildiği için çok ses etmiyordu. " Gecemm ne güzel olmuşsun ! Seninde bugünlerinide görmek vardı, nasip olmadı. Rabbim en hayırlısını çıkarsın karşına. " Evet, Deniz ile çok büyük kavga sonucu ayrıldığımızı söylemiştim, nişanlılık döneminde olur böyle şeyler desede ayrılığımız kesin dediğimde altını kurcalamamıştı. " Nasipten ötesi olmaz Melike annem, amin amin inşallah. " " Çok zayıflamışsın güzeliğin gitmiş " " Bu iltifatmıydı hakaret mi ? " dedim ciddi bir şekilde. Güldü. " Hey Allah'ım hadi hadi gidin son kontrolleri yapın bizde bir saate geliriz deli kız. " yanaklarından öpüp kapıdan çıktık. Bu sırada telefonum çalmaya başladı. Can arıyor.. "Efendim Can " " Nur, Destan ve Esra'yla gelecek ben sizi alacağım, kapının önündeyim. " " Bizde iniyorduk şimdi " " Tamam " dedi telefonu kapattım. " Ya bişi sorcam Nur manyak mı Can'ı neden kabul etmiyor ? " dedi dibimden bir an ayrılmayan Pınar. " Nur'u tanımıyosun canım böyle düşünmen çok normal." demir kapıyı açtım. İlkbahar şimdiden göstermeye başlamıştı kendini. Can siyah bir arabanın içinde bizi bekliyordu. Bunlar bu kadar pahalı arabaları nerden buluyor yani çok merak ediyorum doğrusu. Arabaya biner binmez Can gaza bastı. " Çok güzel olmuşsun Efser, gelinin kız kardeşi olduğun 5 metreden belli. " dedi dikiz aynasında göz kırptı. Yapmacık sırıttım. " Teşekkür ederim, Tunç nerde ? " " Kameraları götürdü Makbuş'un oraya " " Hımm tamam " dedim. Camdan dışarı seyretmeye başladım. Arabadan indiğimde hafif esen rüzgar perçemlerimi karıştırmaya yetti. Acaba Deniz gelmiş miydi? Yemin ederim bir ayda eridim ne göbek kaldı ne basen. Zayıflamak istiyorsanız aşk acısı çekin. Şaka şaka aşk acısı kadar berbat bişey yok. Sanki ruhun yavaş yavaş çürüyormuş gibi. O acın ne tedavisi var ne de izi. İçin sızlıyor kesmişler kalbini dikmeyi unutmuşlar gibi ama öyle değil işte. Ne izi var nede belli yeri. K…