0.5
Yazar: Ekin Elif Kızğın

“Güneşin doğmadığı sokakların kesik çocukları.” 5. Bölüm, “Kesik.” 🎵 Güncel Gürsel Artıktay– Bana Da Sorma 11 Şubat 2025 [İstanbul] Alina Alaca... Kâğıt kesiği, derinin sadece iki katmanını kesen en az cam kesiği kadar can yakan bir kesik. Bu kesikler bazen ruha hatta varlığınıza bile atılabilir, acısını ise bir ömür çekersiniz. Kimi zaman belli dahi olmayan bu kesikler gün geldiğinde acımaktan çekinmezler. Hayatta böyleydi işte onca yıl yaptığınız şeyler tek bir yanlışınız ile çıktığınız merdivenlerden dibe yuvarlanmanıza neden olabiliyordu. Mahvolmuştuk. Bir çakmak çakıldı ve sadece o an değil, bir ömür boyu yanacak bir ateş bırakıldı. O ateş beni de yanımdakileri de kavurdu. Kül olmak, sadece bedenin değil, ruhun da yanıp tükenmesi demekti. O alevin içinden çıkılsa bile, içe işleyen sıcaklık asla kaybolmazdı. Babam her şeyi öğrendiğinde aramıza giren buz parçaları kırılmış savrularak her birimize saplanmıştı. Her geçen gün bir sonrakinden daha da kötüye gitmiş en sonunda yapayalnız kalmıştım. Şatafatlı hayatların en kötü yanı da buydu, dostunuz yoktu. İnsanlar para ve şöhret için peşinizden koşar, almak istediklerini aldıklarında yok olurlardı. Babam benimle konuşmuyordu. Babası tarafından korunarak büyümüş bir kız için bu, kâbus gibi bir şeydi. Babam çok kızgındı . Yalanım güvenini parçalamış, kendime bu denli zarar verecek hâle geldiğimi öğrendiğinde ise öfkesi kontrol edilemez bir hâle gelmişti. Çıldırmıştı. Ama aslında… sadece korkuyordu. Olayı bütün şeffaflığı ile anlatmak imkansızdı. Polis gerçekleri öğrendiğinde bu işin peşini bırakmayacaktı ve bu hiçbirimizin istediği bir şey değildi. Aslan’ın tuhaf işler içinde olduğunu bu olaylardan önce takıldığı tiplerden biliyordum ama bu kadarını bende herkes gibi tahmin edememiştim. Bu ne kadar suç olsa da kuzenimin ya da kardeşimin içeri girmesine izin veremezdim. Her gün olduğu gibi pansumana gelen doktor bugün dikişlerimi almak için gelmişti. Altay o gece düşündüğünden daha iyi bir iş çıkarmış yapılması gereken her şeyi yapmıştı. Göğsüm o sıkıntılı anları hatırladığında sızladı, babamın vereceği tepki beni yaşadığım şeyleri bile unutturacak kadar korkutmuştu. Bu hislerimde haklıydım, korktuğumdan daha kötüsü olmuştu. Annem ve Gürol abiyi salonda gördüğümde bunu anlamıştım. Ne kadar saygı çerçevesinde bir boşanma yaşasalar da annem hiçbir zaman evimize yeni eşiyle gelmemişti. Bu aralarındaki tuhaf gizli bir anlaşma gibiydi ve bu o gece ihlal edilmişti. Annem gözyaşları içinde Gürol abinin omzuna yaslanmış, babam ise solonun içinde volta atıyordu. O an gelmek için her şeyimi feda edeceğim evden koşarak uzaklaşmak istedim. Bizi ilk fark eden amcam oldu. Yüzüne düşen dehşet, bir bomba gibi patladı ve salondaki herkese sıçradı. Annemin bakışları yüzüme tırmandığında, tiz çığlığı tüm bedenimi titretti. Duymaktansa sağır olmayı diledim. Babamın adımları yavaşladı. Tam önümde durduğunda, Aslan aniden önüme siper oldu. "Ona hesap sormak için doğru zaman değil." Babam gözlerini ona dikti. "Çekil!" dedi hiddetle. "Kızıma nasıl davranacağımı bu yaştan sonra senden öğrenmeyeceğim!" O sabah babam bir kızın ihtiyacı olan bütün sevgiyi bana vermiş, ertesi gün beni terk etmişti. Merdivenlerden yuvarlanmak yerine yere çakıldığımda bunu fark edebilmiştim. Saatlerce başımda bekleyip korkmamam için onlarca cümle kuran babam, uyandığımda beni korkuya boğan bir sessizliğe hükmetmişti. Kâbuslar gün ortası uykularımda bile yakamı bırakmıyor, sessizce kanımı emiyordu sanki. Aslan ve Sıraç, ilk günlerde beni konuşturmak için özen gösteriyorlardı. Sessizliğimi kırmak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Ama günler geçtikçe, babamın beni mahkûm ettiği bu sessizlik onların da pes etmesine neden oldu. Sonunda, beni yalnız bırakmayı seçtiler. Bencil biri olduğumu biliyordum. Ama tüm bunlardan sonra, kimse beni böyle olduğum için suçlayamazdı. Çünkü hayatta bazen, insanın kendini koruması için bencil olması gerekirdi. On beş gün içerisinde tüm şatafatlı hayatımı kaybettim. Katılmak için kendimi aç bırak…