Back To Black

0.4

Yazar:

Back To Black – Ekin Elif Kızğın kitap kapağı
Back To Black – Ekin Elif Kızğın kitap kapağı

Güzel günlerin güz günlerine daha yakın olduğu bu evrende bazı hayatlar gün görmeyecek. Ve sen tanrım onun varlığı benim karanlığımda bir son olacaksa, bağışla. Onu benden bağışla.” 4. Bölüm,“Kor.” 🎵Emir Can İğrek - Kor [Ankara] 17 Aralık, 2020... Kursakta kalan acı sizi kendi cehennemine hapsettiğinde insan ateşle mühürlenir. Ten yanar kavrulur, ruh zindanlara savrulur. Kimi zaman öfke en az acı kadar sizi kendi cehennemine çektiğinde aslında artık o kadar da yanmadığını fark eder insan. Hissiz bir ten hissiz bir beden kadar mühürlü olabilir. Bir kurşun ile de alınabilirdi bir intikam, göğsü delen bir mermi de bitirebilirdi acıyı ya da bir bıçak. Fakat bazı intikamlar fazlaca anlamlı ve detaylı olabilirdi. Yanan canın yanmadan intikamı alınır mıydı? Yakılan umutların koru mu daha çok yakardı yoksa göğse düşen bir kor mu bilinmez. Ankara o gece cayır cayır yanan binayı hiçe sayarcasına biraz daha soğudu. Nefes kesen soğuk çoğu kişinin tenini alev alev yakacak kadar acıydı. Siren sesleri tüm izbe sokağı doldurduğunda, binanın camlarından çıkan dumanlar ciğerleri yaktı. Dağhan yanan binadan çıkan is kokusunu ciğerlerine çektiğinde belki de aylar sonra ilk defa bu zehirli havaya rağmen rahat bir nefes almış gibiydi. Cebinden çıkardığı sigarayı dudaklarına yerleştirdi. Ellerini çakmağına uzattığında bir anlığına ne yaptığını unuttu, bu farkındalık erkeksi bir kahkaha koparmasına sebep oldu. Ancak dumanla zehirlenmiş ciğerleri bu gülüşe uzun süre dayanamadı; öksürükler içinde boğulurken Altay endişeyle ona baktı. Dağhan dakikalarca yanacak olmasını umursamadan yanan binanın içinde beklemişti. Sanki tüm bu cehennemin sebebi kendisi değilmiş gibi huzurlu bir ruh hali vardı. “Çakmağın var mı?” diye sordu umursamaz bir ses tonuyla. “Ne o bu sefer de kendini mi yakacaksın Dağhan?” dedi ağzındaki sigarayı almaya çalışırken Altay. Dağhan hızla geri çekildiğinde isle çevrelenmiş gözlerini dostuna dikti. “Bu gece kendimi yeterince yakmamış gibi hissedersem neden olmasın.” “Hiçbir zaman yeterince olmayacağını ikimiz de biliyoruz.” “O zaman ben ölene kadar beni yakan bu ateşin sönmeyeceğini de anla artık.” dediğinde çakmağı ondan kaptığı gibi sigarasını yaktı ve bir kez daha zehre buladı kendini. İtfaiye yangını söndürmek için sokağa girdiğinde göğsü daraldı genç oğlanın, huzuru bulmuşken elinden kayıp gitmesi onu büyük bir boşluğa sürükledi. Tüm gece öfke saçan bakışları dakikalardır acı içindeydi. “Gitmemiz gerekiyor Dağhan.” “Şimdi değil...” diye mırıldandı, ablasını izlediği gibi o adamlarında yanışını izleyecekti. Bir can almak kolaydı, ama bir canın bedenden çıkışı asla öyle olmadı. Tam 17 dakika boyunca duyduğu çığlıkları asla unutmayacaktı. 17 Aralık’ta, 17 dakika boyunca içeride kalmış ve binanın yanmasına izin vermişti. Alevlerin içinde geçen her saniye, hafızasına kazınan bir kefaretti. Birkaç saniyenin daha geçmesini beklediğinde son kez sigarasını içine atıp çekti ve yere fırlattı. Zaman dolmuş gitme vakti gelmişti. "Babana benden bahsettin, değil mi?" Altay yürürken başını hafifçe çevirdi. "Babam seni Alphan olarak tanıyor," dedi sakince. "Ona, sana bir can borcum olduğunu söyledim. Daha fazlasını dinlemeden kabul etti." "Can borcu diye bir şey kalmadı, Altay," diye mırıldandı Dağhan. Sesi, gecenin içinde yankılandı. "Sen benim için bu gece bir bina yaktın. İçinde öldüğüm bir bina. Üstelik yakalanma ihtimalin olmasına rağmen..." Altay, belindeki silahı tek hamlede çıkarıp adımlarını hızlandırdı. Dağhan, bu ani hareketle içine gömüldüğü düşüncelerinden sıyrılıp gözlerini bedene dikti. Tanıdık siluet, her geçen saniye daha netleşiyordu. Altay’ın kıza olan mesafesi artık on adıma düşmüştü. Hiç tereddüt etmeden silahını doğrulttuğunda, genç kız kendini geriye çekmeye çalıştı. Altay, beklenmedik bu hamleye refleksle karşılık verip tetiği çekti. Silahın patlamasıyla arabanın dibine sinen genç kız korkudan çığlık attı. Dağhan, parçalanmış bir zihinle bakışlarını birkaç dakika önce tüm planın bir parçası olan kıza çevirdi. Onu burada,…

Bölümün tamamını WritePad'de oku