1.4
Yazar: Ekin Elif Kızğın

“İnsan, geceleri uyuyamayan kimseye dönüştüğünde; güneşin her doğuşu her geçen gün daha da değerli olur.” 14. Bölüm, “Sahir Yaralar.” 🎵 Çağan Şengül – 22 28 Şubat 2025 [İstanbul] Alina Alaca… Sığındığımız şeyler bazen insanlardan ziyade dudaklarımızdan firar eden sözcükler olabiliyordu. Yalanlar da bunlardan biriydi. İnsan dilinden çıkan zehrin gününü kurtardığını düşünürken yarınını mahvettiğini unutuyordu. Şimdi kollarında olduğum adama baktım, yıkılmaz gibi duruşunun arkasındaki rahatsızlık hissedilebilir boyuttaydı. Gözlerindeki tedirgin ifadesinin sebebi karşımızda duran adamdı. Adam şapkasını çıkardı ve ellerini saçlarından geçirerek bize bir adım daha yaklaştı. “Sizi korkuttuğum için kusura bakmayın Alina Hanım, Dağhan’ın da bildiği gibi tek amacım yardım etmek.” “Neden buradasın?” Bir yabancı kadar uzak, bir tenha kadar ıssız. “Sözümün karşılığını almak için geldim Dağhan. Sözün benim için yemin sayılır biliyorsun, artık zamanın doldu.” Dağhan etrafına bakındı ve daha sonra beni bırakmadan adama yaklaştı. “Biri seni burada görürse başımızın ne tür bir belanın içerisinde olacağının farkında mısın? Birinin seni tanıması demek, ikimiz içinde son demek.” İkisi arasında meraklı bakışlarım gidip geliyordu. Adamın yüzünde sahte bir gülümseme belirdi. “Sence de başımız yeterince belada değil mi? İlker piçi, kız arkadaşının başına silah dayıyor ve sen öylece onu buraya mı getiriyorsun? Ben aklını almadan sen aklını başına al, çocuk. Hata üstüne hata yapıyorsun, çakılacaksın.” “Bazı şeyler eskisi gibi değil tamam mı? Denemiyor muyum sanıyorsun? Onu bu bokun içine çekmekten nefret ediyorum ama bazı şeyler için zorundayım.” “Zorundalığının ecdadını sikeyim çocuk!” Sesi öfkeyle kalınlaştı. “İlker’in kafasına sıksan şurada sorgulayacak kaç adam var lan? Öz’sün sen, gölgen adamın dizlerini titretecek güçte senin. Gelmiş bir de bana zorunluluk diyorsun. Koy avucuna parasını bas götüne tekmeyi.” Onun birlerini öldürmesi düşüncesi tüylerimi diken diken ederken, omuzumdan enseme sinsi ağrılar gönderiyordu. Dağhan’ın göğsü hızla inip kalkarken derin bir nefes aldı ve kendini buradan soyutlamak için gözlerini kapattı. Onun kim olduğunu bilmiyordum fakat onun hissettiği gibi yanlışlar olduğunu hissediyordum. Onun adını biliyordu, sadece benim söylemem için yalvarırcasına dudaklarından çıkan ismi çekinmeden kullanabiliyordu. “Konu para değil.” O an bakışları bana kaydı. “Buradayken konuşamayacağımı bilerek kaçak oynamayı bırak.” Üstü kapalı konuştuğunda bile gerginliğimin bu kadar farkındayken, gerçekleri duyduğumda yaşayacağım şeyden korkuyormuş gibi sessizdi. Kendimi kandırmaya gerek yoktu, deli gibi korkuyordum. Bu korku hiçbir zaman kaybolmayacaktı çünkü ben bu vahşete hiçbir zaman alışamayacaktım. Kan her zaman midemi bulandıracaktı. Onun ellerimi tutan ellerine bulaşacak kan, bize korku ekerdi. Korku çiçeği soldururdu. “Öfke ölmekten beter eder. Seni, onu, diğerlerini… hepinizi savurduğunda binlerce parçaya bölünürsün ama kendini dahi kurtaramazsın.” Dağhan gözlerini hızla açtı ve elimi daha sıkı tuttu. “Kimsenin savrulacağı yok, bunları burada konuşmayacağım Batın. ” Batın da kimdi? “Savrulacak, eğer sen özüne dönmezsen her şey için çok geç olacak.” Batın denilen adam şapkasını hızla takarak yüzünü bir kez daha gizledi ve etrafı kontrol ederek kalabalığın arasında hayalet gibi kavruldu. Dağhan’ın gözleri, onun arkasında uzun bir süre kalabalığa daldığında sözlerimle dikkatini dağıttım. “Ne oluyor Dağhan?” Her kelimede sesim daha da içime kaçmıştı sanki. “Bu gece benimle kal Alina.” Söylediklerimi bilerek görmezden gelmiş gibiydi. “Kendimi kaybetmek üzereyim, önce o orospu çocukları şimdi bu derken kafayı yemeye hazır bir adamım.” Alnını alnıma yaslanmış boştaki eli ile belimi okşuyordu. “Sadece kal, senden hiçbir şey istemiyorum Alina. Bu gece o kocaman evde yalnız kalırsam hatırlayacağım tek şey sen kalana kadar içeceğim.” “Âlâ.” dedim gülümseyerek. Afallayarak bana baktı. “Sen Âlâ de.” “Bu gece benimle gelecek misin Âlâ?” Onun ağz…