Back To Black

0.9

Yazar:

Back To Black – Ekin Elif Kızğın kitap kapağı
Back To Black – Ekin Elif Kızğın kitap kapağı

“Yasaklar, onun için konulduğunda zaten hükmünü yitirirdi. Çünkü bir melek, cennetten kovulmayı göze almışsa hiçbir sınır, onu durduramazdı.” 9. Bölüm, "Sus Çizgisi.” 🎵 Ahiyan – Akıllanamadım [İstanbul] 14 Şubat 2025 - 00:21 Alina Alaca... Yok olmak ve bazı şeyleri bir daha asla yaşamak istemediğim her saniye, hayatımdan onlarca yılı çalıyor gibiydi. Son zamanlarda bu paradoksa takılıp kalmıştım. Sürekli başıma birtakım belalar geliyor, her defasında hayatım bitmiş gibi hissediyordum. “Tamam,” diyordum, “Daha fazlası gelmeyecek.” Ama her seferinde, bir öncekinden daha beterini yaşıyordum. Aslan’ın evine ilk geldiğimde, kafamı dağıtmak neredeyse imkânsızdı. Ne kadar düşünmemeye çalışsam da bu çaba beni daha da çok düşünmeye itiyordu. Sanki zihnim, kendi kendini cezalandırıyordu. Üzerimdeki elbiseyi çıkardığımda, sırtımda hâlâ onun elinin izlerini hissediyordum. Merhametle boyanmış parmak uçlarının ardında, acı veren avuçlar vardı. Beni iyileştirmek isterken nasıl bu kadar kolayca yaralayabilmişti? Rahat bir şeyler giydiğimde, Kıtır tamamen beni ele geçirdi. Yanıma sokulup üzerime yattığında, içimde biriken özlem vücuduma yayıldı. Sanki yalnızca o vardı aklımda. Yaralı bir ruha sahip olmasına rağmen nankör değildi. Bizim gibi değildi. Yaralıydı; belki sesi çıkmıyordu ama içinde taşıdığı yorgunluk, en az benimki kadar yoğundu. Ve tüm o yaralara rağmen hâlâ şefkatliydi. Hâlâ sadıktı. Hâlâ terk etmeyen taraftı. Sonra zaman su gibi akıp geçti. Kaçıncı olduğunu önemsemediğim bir tabak daha elimdeydi; Kıtır kucağımda yayılmış, birlikte televizyona kilitlenmiştik. Aslan, yerde sırtını koltuğa yaslamış, bacaklarını uzatmış, orta sehpaya koyduğu tabağından makarnasını iştahla yiyordu. She’s The Man izliyorduk. Bu filmi kim bilir kaçıncı kez izlememe rağmen, sahnelerdeki aynı şakalara ilk defa görüyormuş gibi gülüyordum. Sanki içimdeki yorgunluğu geçici bir süreliğine unutturuyordu. “Yemin ederim, Viola g ibi kızlardan deli gibi hoşlanıyorum,” dedi Aslan bir anda ağzı doluyken. Gözlerimi devirdim, bir parça makarnayı ağzıma atarken başımı yana eğip ona baktım. “Peki gerçek hayatta neden onlardan ödünüz kopuyor ve kaçıyorsunuz?” Alaycı bir gülümsemeyle ekledim: “Siz erkekler, tehditkâr özgüven karşısında hemen kabuğunuza çekilen sürüngenler gibisiniz. Kadınların tahammül sınırlarını zorlamak konusunda evrensel bir yetenekle doğuyorsunuz.” Aslan, çatalını tabağına bırakıp kaşlarını çattı, ama yüzündeki sırıtışı saklayamadı. “Tamam, evrensel bir cazibem olduğu ve kabuğuma zaman zaman çekildiğim doğru…” Sonra bana hafifçe eğilerek devam etti: “Ama bunu söyleyen, sabah jilet gibi takılıp akşam battaniyenin altına kaçan sen mi söylüyorsun gerçekten?” Kıkırdadım, omuzlarımı hafifçe silktim. “En azından benim kabuğum estetik.” Birkaç saniye düşünür gibi yaptım. “Seninkiyse, eski taş devrinden kalmış gibi.” Aslan başını iki yana salladı, kahkahayı bastı. Kıtır iç geçiren bir homurtuyla kıpırdandı, ikimiz de sustuk. Bir an sessizlik oldu. Televizyondan gelen replikler odanın içini yumuşak bir şekilde doldurdu. Esnerken hafifçe doğrulup Aslan’ın telefonuna uzandım, ekrana göz gezdirdim. Saat 00.34’tü. Günlerden 14 Şubat. Evren, tüm bu olanları dev bir ironiyle süslemeye kararlı gibiydi. Bütün bu karmaşanın ortasında, zamanın böyle bir tarihi seçmesi ancak kocaman bir şaka olabilirdi. Önümde oturan Aslan’ı hafifçe dürttüm, gülümseyerek. “14 Şubat’a iki yıkık gibi yalnız girmemiz hakkında ne düşünüyorsun, Bay Kabuk?” “Spesifik olarak bu olaya tam anlamıyla senin gibi bakmıyorum, Ala.” Yüzünde o tanıdık, dalga geçmeye hazırlanan ifade vardı ama sesi beklediğimden daha sakindi. “Yani evet, dışarıdan bakan biri için iki yıkık gibi görünebiliriz ama en azından makarnamız var.” Omuzlarını silkti, gözlerini tekrar televizyona çevirdi. “Cidden,” dedim, sesim biraz daha yumuşarken, “böyle geceler iyi geliyor. Saçma sapan bir film, bir tabak makarna, senin boktan esprilerin…” Aslan başını geriye yasladı, gözlerini kapadı. “Ve hiçbir şeyden memnun olmayan bir…

Bölümün tamamını WritePad'de oku