19.Bölüm
Yazar: UykuluHatun

Yanımızdaki cihaz çıldırmış gibi ses çıkarırken arkada gelen annemi görünce neden olduğunu anladım.. Neden bunca yıl hasret çekmişlerdi birbirilerine? Neydi bu gurur mu? Güvensizlik mi? Yıllardır onları ayıran ve ayrı tutan neydi? Babam diyebildi mantıklı yanım.. Acı da olsa böyle olmamızın sebebi o..Öldü zannetmiştim bir an tüm dünyam durmuştu, doya doya kızım kelimesini duymadan elimden kayıp gittiğini sanmıştım.. Acım nefretim kinim, o an gitmişti pek bir şey umursamamıştım. Babam yaşıyordu, yaşasın bana babalık etmese de razıydım. Bu yaşıma kadar babam olmamıştı zaten.. Annemle babam birbirine bakarken odadan çıkmanın ve onları yalnız bırakma zamanı geldiğini anlamıştım.. Gülümseyerek kapıya yöneldiğimde kapıda bizi izleyen bir adet siyah incilerle karşılaştım. Tebessüm edince beni kendine çekti Ah o portakal kokusu! " Kalp atışlarını sesi buraya kadar geldi Güneş Bey 'in. " dedi saçlarımı öperken. " Yıllara meydan okuyan yalanlara inat devam eden bir aşk onların ki " çok fazla kırılgan.. " Umarım Aysima abla affeder onu " dediğinde hafif uzaklaştım. " Dışarı çıkalım mı, nefes almam gerek. " diyerek omuz silktim. Büyük bir sorun vardı. Aşk çekilen bütün acıyı silip atabilir miydi? Annemin 21 yıldır çektiği acılar.. Affeder miydi babamı? Affetmeli miydi bilmiyordum, zihnim yayık ayranına dönmüştü. Dışarda bir süre bankta oturup etrafa bakındım sonra başımı Asaf Azerin omzuna koydum. 3 gün öncesini hatırlayınca yüreğim cız etti. Anneme ve Büşra olayı düğün sonunda öğrenmişlerdi. Büşra'nn en mutlu gününü zehir edemezdim her yıl bu şekilde anmasını istemezdim. Söylemedim diye çok kızmış olsa da en iyisi bu olduğuna arar vermiştik.. Asaf herşekilde yanımdaydı benimle uyudu benimle uykusuz kaldı.. Bu adam ilk kalbimi çaldı sonra bütün benliğimi... Sinirlenice kömür karasına dönen gözlerine ölürüm be. "Bence sen eve git kaç gündür harap oldun burada " dedi saçlarımı severken, mayışmıştım.. " Ama babam .." " Emin ol annen ona çok iyi bakar. " " Sence onu burada bırakmak ne kadar doğru, yani annemi. " " Bende buradayım sen merak etme ilk olarak seni eve bırakayım." " Ya zahmet etme ben giderim " deyince kaşlarını çatarak bana baktı. Bu bakışa hayır denilir mi? Ben diyemem yemez çünkü. Gülümsedim anneme haber vermeyi gerek duymadım nasılsa Asaf geri gelecekti. Metrobüsü Asaf hiç mi hiç sevmemişti yada dolmuşu. Çoçuk gibi mızmızlanıyordu " Ben şimşeği özledim en iyisi atla seyahat " dedi yüzünü buruşturarak. " Üzgünüm İstanbul gibi yerde atla ulaşım yok. " dedim dudaklarımı büzerek. " Biz çiftlikte yaşayalım buraya ayak uydurmak çok zor. " "Biz mi? " dedim şaşırarak. "Canım evlenme teklifi ettim kabul ettin hem seni yıllar sonra bulmuşum kaybedeceğimi sanmıyorsun herhalde" " Annemi bırakamam " " Çiftliğe gelir " " Sonay çiftliğine mi asla! " " Hayır canım Miran çiftliğine " dedi kendinden emin bir şekilde. " Nasıl yani " " Artık kendi çiftliğine kurma zamanı geldi tavukla başlayıp at inek devam ederim diye düşünüyorum. Sana uyar mı ? " " Ciddi misin ?" " Boşuna şehirli demiyorum çok safsın. " gözlerimi kısarak baktım. Gıcık herif. ** Asaf beni bırakıp hastaneye gitmişti o gittikten 1 saat sonra annem gelmişti. Ben duşumu almış saçlarımı kuruturken annemin yaşlı gözlerine baktım. Bir kadın 3 gün içinde bu kadar çökemezdi. " Annemm iyi misin?" dedim havluyu bırakıp koşarak ona sarıldım. Zorla gülümsemeye çalıştı " İyiyim minik fare " annem babam için çok üzülmüş ben uyusam da o uyumamıştı. " Haklısın bir şeyin yok birçok şeyin var" boynuna sarılıp öpücükleri kondurdum. " Babam benden af dilemek için gelmiş.. Sanırım Asaf'la konuştuklarımızı duyup vazgeçmiş " dedim omuz silktim. Gelmişti sonuçta kızından af dilemeye gelmişti. " Düşüncelerim çok karışık, ben biraz uyuyacağım kızım." dedi yanağıma öpücük kondurdu. Yamacına yattım hemen bende belimden sımsıkı sarıldım.. " Özür dilerim annecim her şey için." sadece derin nefes verdi.. Bende ona sarılarak gözlerimi kapattım.. ** Sabah uyandığımda annemin patates kızartmasıyla kalktım, " Mis…