Bölüm 8
Yazar: UykuluHatun

özlem Sağ yatıyorum yok , sola yatıyorum yok, keçileri koyunları inekleri atları sayıyorum , uykum gelmiyor! Yok , yok , yok. Bana bu gece uyku yok ya. İçimdeki sevinçle harmanlanmış hüzün yüzünden gözümü uyku girmiyor. Tam gözlerimi kapatıp uyumaya çalışacaktım ki sabah ezanı okunmaya başladı. Güneş Sonay'ı görene kadar bana uyku haramdı belliki. Yatağa oturup ayaklarımı sarkıttım. En iyisi banyo yapmaktı sabah ezanında kimse banyo yapmazdı herhalde. Havlumu diş fırçamı herşeyimi poşete koyup yavaş yavaş aşağı indim. Bütün gece Güneş Sonay'ı hayal ettim acaba nasıl biriydi güler yüzlü mü asık suratlı mı.. Bu düşünceler beynimi istila ederken uyumak imkansızdı. Tam kapıyı açacaktım ki Asaf içerden çıktı çığlık atacaktım ki eliyle ağzımı tuttu. " Sabah sabah ne işin var kızım banyo da " eli neredeyse yüzümü kaplamıştı. Eli ağzımdayken konuşmaya çalıştım. " Ne diyon? " dedi fısıldayarak, gözlerimi devirip elini işaret ettim. Asaf elini yavaş yavaş çekerken. İyi ki içerde giyinmiş diye şükrettim. " Sen sabah sabah ne arıyorsun? " " Sanane ne karışıyon?" sabah sabah şivesi kaymıştı.. " tamam. " diyerek kestirdim. Banyoya girip kapıyı kitledim, ilk olarak güzelce banyoyu yıkadım sonra hızlıca duşumu aldım. Giyinip hazırlanmaya başladım , içimdeki heyecan dedemin geldiği son bayramdaki gibiydi. En son o bayramda sabah kalkıp giyinip süslenmiştim. En son bayramım oydu ondan sonra öptüğüm şefkatli sıcak el yerine soğuk toprak olmuştu. Yine gözlerim dolmuştu kahretsin. Yirmi yıllık baba özlemiydi içimdeki karmaşık duygu.. duygularımı düşüncelerimi dengesizdi.. Saçlarımı serbest bıraktım iyiydim iyi. Derin nefes alıp eşyaları yukarı çıkardım kapıyı kapattığımda " Ne yapıyorum ben ya ? Sanki benim kim olduğumu bilecek ! " diye kendimle konuşmaya başladım. En büyük sorunum kendimle yada hareketsiz cisimlerle konuşup kavga etmekti. Ne ama ben kendi kendime konuşunca ne sinir kalıyor ne dert. Kendimi dinleyip kendime öğütler veriyorum ne yapabilirim. Al işte şuan bile kendime trip atıyorum. Yatağa oturdum ve elime annemin günlüğünü aldım fotoğrafı aldım arasından.. Günlüğü yatağa bırakıp annemle babamın fotoğrafımı kalbimin üzerinde koydum. " Nolur Rabbim hiç isyan etmedim sana hiç bir zaman neden demedim. Babam babannem gibi olmasın noluur Rabbim! " gözlerimden akan yaşlara hakim olamadım. Fotoğrafı öpüp yine günlüğün arasına koydum. İyi ki dolapta kilit vardı her şeyi dolaba koyup kilitledim, anahtarı cebime koyup son kez aynasının karşısına geçtim. " Mihrimah bugün canlı kanlı babanı ve dedeni göreceksin mutlu olman gerek.. " " Ya hayal ettiğim gibi değilse o zaman ne yapacağım ? " " Kızı olduğunu öğrenmeden çekip gideceksin.." Haklıydım işte. Bazen cidden Asaf demesi kendimi deli zannediyorum. Asaf demişken sabah ezanından duşa giren bir manyak ben değilmişim. " Rezil olacağım zaten benden hiç haz etmiyor." " Kendi kendinle konuşmasyı kesip insen aşağı " bu düşünceler kendimle olan diyaloğumdu. Kesinlikle kısa süre içinde terapi almam gerekiyordu, başka bir boyuttayım. Saçıma bakmayı bırakıp aşağı indim. Siyah dar paça üzerine kırmızı dar kesim gömleğimi giymiştim. Makyaj yapmayı düşünmüştüm ama yanlış anlar millet diye dokunmadım. Annem çok makyaj yapmamdan hoşlanmıyordu, bu konuda dar görüş mü dersiniz tek başına kız büyütmek mi dersiniz bilemedim.. Mahallanemizde şort dekolte aşırı makyaj yapmam yasaktı.. O yüzden makyaj becerilerim geri kalmıştı.. Annemi anladığım için mahalle dışında bu şekilde giyinirdim çok nadirde olsa... Mutfak kapısına geldiğimde Asaf tam çıkıyordu. " Şehirli hani çekilsen yol versen? " " Haklısın büyüklere yol vermek saygıdan dimi ? " dedim yolu açtım. " Laf mı sokmaya çalıştın sen ?" " Ne alaka ya sen nereye gidiyorsun " " Güneş Bey ve Sait Bey geliyor ya " birden gülümsedim. " Ne oldu ne sırıtıyon armut görmüş gibi ayılar gibi " bana ayı mı dedi o ? Pardon biz bu samimiyet seviyesine ne ara geldik? " Senin cinsin gülüyormu canım ? Ama ben ayıların güldüğünü bilmiyordum. " dedim kollarımı göğsümde birleştir…