Azel: Ölüm Meleği

01 | ihanet ihanettir.

Yazar:

Azel: Ölüm Meleği - Gamze Kırışoğlu kitap kapağı
Azel: Ölüm Meleği kitap kapağı

Bana yalan söylemiş olman değil, artık sana inanmamam sarsıyor beni. Friedrich Nietzsche ◙ İtalya, 2004 Saçlarıyla oynanmasını çok severdi. Annesi, saçlarını o kadar güzel örerdi ki, Yade kendini masallardaki prenseslere benzetirdi. Annesininkiler gibi sarı saçları vardı ama o babasının buklelerini de almıştı. Kadının ellerini sıcaklayan yanaklarında hissettiğinde ağladığını yeni yeni anlıyordu. "Cesur ol. Sana söz veriyorum..." Sırtındaki çantayı çekiştiren adama bakmak için bir anlığına döndü. Ona beklemesi için işaret edip tekrar kıza doğru döndü. Adam kapıda durmuş hareketliliği gözetliyordu. "...seni almak için döneceğim. Anlaştık mı?" Kadın, ellerini çocuğundan yavaşça çekerken o annesine sımsıkı tutunmaya çalışıyordu. Bildiği iki dilde de ona yalvarıyordu ama kadının daha fazla zamanı yoktu. "Yade... Lütfen bırak beni. Bunu konuştuk. Yalnızca birkaç ay. Sonra tekrar beraber olacağız. Ama şimdi beni bırakmalısın, yoksa ondan asla kurtulamayız." Yade'nin ellerinden kurtulduktan sonra parmaklarıyla kızının gözyaşlarını kuruladı. Anne için başka yol yoktu; geride kalan küçük kız, bu gidişin nedenini anlayamayacaktı. Babasının nasıl bir canavar olduğunu bilse bile. Ve Yavuz Bey her an geri dönebilirdi. Yerden aldığı çantaları sevgilisinin eline tutuşturdu. Aralarında acele etmeleri gerektiğini fısıldaşıyorlardı. Yade ne konuştuklarını anlıyordu; tıpkı adamın kendisinden hoşlanmadığını anladığı gibi. Annesi bu kapıdan çıkarsa, o adam Yade için geri dönmeyecekti. Tam da bu yüzden kalması gerekiyordu. Kalmalıydı. Ondan başka kimsesi yoktu. Kadın, son kez kızının gözlerine bakıp arkasını döndü. Yade, arkada kalan adama doğru bir adım attı. Belki biraz daha çabalarsa annesini vazgeçirebilirdi. Kadın hızlı ve sessiz adımlarla koridorda uzaklaşmaya başlamıştı. Yaşlı gözlerini çevirdiği adamın yüzüne yayılan aşağılayıcı gülümseme Yade'nin tüylerini ürpertti. Ardından adam onu sertçe alnından itekledi. Yade kalça üstü yere düştü. Kapının kilitlendiğini duyduğunda içini yoğun bir korku kaplamıştı. Düştüğü yerden kalkar kalkmaz kapının koluna sarıldı, aceleyle çevirmeye başladı ancak ne kadar çevirirse çevirsin kapı açılmıyordu. Kaçış planlarının önüne geçmesine izin vermeyeceklerdi elbette. Geri dönsünler veya dönmesinler fark etmezdi. O adam babasından daha iyi değildi. Ve nereye giderse gitsin annesi için yaşanacaklar aynıydı. Evin arka tarafına bakan geniş camların önüne geldi. Önlerine kalın, sağır bir duvar örüleli epey uzun zaman olmuştu. Camı hissediyor ancak arkasında olacakları göremiyordu. Dünyayla arasındaki tek bağ, o ince tuğlaların arkasından sızan boğuk gürültülerdi. Yade için bu oda, küçük ve havasız bir hapishane hücresinden farksızdı. Arka taraftan çıkacaklarını biliyordu. Ellerini ve alnını cama yasladı. Duvarın serin tuttuğu pürüzsüz cam, yüzünü ferahlatmıştı. Büyük LED aydınlatmaların altında parlayan oda, bir akıl hastanesinin koğuşunda bekliyormuş gibi sessizdi. Birden, kulak zarlarını yırtan o ilk kuru patlama sesi geldi. Bahçedeki deniz çamına tüneyen kuşlar aynı anda havalandı. Hemen ardından beton zemine ağır, çuval gibi bir şeyin serilme sesi vurdu. Ne olduğunu anlayamadan, elleriyle kulaklarını yarı yarıya kapattı. Patlama sesinin hemen ardından garaj yolundan yükselen hırçın bir araba motorunun kükremesini duydu. Yere düşenin annesi olmadığını anlamıştı; motoru hiç bu kadar bağırtmazdı. Kaçmaya çalışıyordu. Ellerini kulaklarından indirip onun yaşadığına dair bir şeyler işitebilmek için duvarın arkasındaki sahneye kulak vermeye çalıştı. Çakıl taşlarının hırsla sağa sola fırladığını, lastiklerin toprağı tırmalayan hışırtısını odanın içinden bile hissedebiliyordu. Kaçabilmesi, tek başına da olsa başarabilmesi için dua etmeye başladı. Eğer ilk patlama sesiyle yere yıkılan Yavuz Bey değilse, sıradaki hedef annesiydi. Tam kurtulduğunu, o bahçe duvarlarının ötesine geçebileceğini umduğu an, kulak tırmalayıcı, acı bir fren sesiyle irkildi. Arabanın aniden bloke edildiğini gösteren metalik bir sürtünmeyle birlikt…

Bölümün tamamını WritePad'de oku