AZ ÖNCEKİ ŞİMŞEĞİ FARK ETTİN Mİ?

ŞİMŞEĞİ FARK ETTİN Mİ

Yazar:

AZ ÖNCEKİ ŞİMŞEĞİ FARK ETTİN Mİ? – şarap kitap kapağı
AZ ÖNCEKİ ŞİMŞEĞİ FARK ETTİN Mİ? – şarap kitap kapağı

"and you never knew, how much I really liked you" __________________________________________ "az önce bir şimşek çaktı fark ettin mi?" "ne alaka Merih?" "Vallahi bak, derinimde hissettim. Gerçekten." bakışlarım sertleşmiş halde ona döndüm, ama zerre tesir oluşturamadım üzerinde, umursamadan devam etmeyi yeğledi yine: "Önce seni, en başta seni hissettim. Şimdi ise şimşeklerden bir zelzeleyim." Cümlesine gülmeden edemedim, çantamdan çıkardığım küçük mumları pastamın üzerine yerleştirirken o da gülüşüme en sade haliyle eşlik ediyordu: "itiraf ediyorum, sonunu kafiye olsun diye öyle söyledim" sanki inanmışım gibi kafa salladım, "ne yazık, ilk defa yüreğinden geçeni dile getirdiğin için sevinmiştim ben de." Mumlar pastanın üzerinde yerini alırken ben de küçük mumları yakabilmek adına çakmak arayışına girmiştim çantamın derinliklerinde. Yüzündeki hafif şaşkınlığı ve asılmayı kestirebilmiştim ama. "Aslındaaa..." dedi lafı geveleye geveleye. "Gerçek hislerimdi hepsi," sertçe ona döndüğümde ağzına fermuar çekti. Girdiği sokaktan geri dönmesine izin vermeden bulmamam için and içmiş çakmağımı aramaya devam ettim. "Allah kahretsin ya!" Merakla havalandı biçimli kaşları, "ne oldu, sıkıntı mı var?" Tamam, şimdi anlaşıldı. "iki büyük sıkıntım var: biri çantamdaki çakmağın kayıp olması, ikincisi de koca burunlu dallama; onun sende olması!" işaret parmağımı çocuğuna sinirlenen bir anne edasıyla ona doğrultmuştum. "Burnum büyük değil-" "Çakmağı ver!" Sözünü kesmemle birlikte öfkeyle karışık nefesini dışarı verdi ve cebinden çıkardığı küçük Yavru Ejdera yazan çakmağı bana uzattı. Sertçe elinden alırken yanımdan uzaklaşsın diye dualar ediyordum. "Ne dileyeceksin?" "Senin defolup gitmeni, gerizekalı!" mumları çakmağımla tek tek yakarken içimdeki heyecanı dinginlemeye çalışıyordum. Bu mumları üflemek her sene aynı heyecanı verebiliyordu bana, sadece bir günlüğüne özel hissetmek şahsıma münasır en güzel şeydi benim için. Bu tek günü doya doya yaşar ve yılın geri kalanını kendime aşılmaz bir zehir enjekte ederdim. Nasıl bir his olduğunu bilemesiniz, ben de anlatamam belki. Nefret kusma hissi, her şeye ve herkese o an. "Peşimde dolanıp durmaya devam edersen, Merih. Tutuşmayan mumlar niyetine seni yakarım, söneme diye üflemem bile!" Çakmağı yavaş bir hareketle elimden almakla kalmadı ve mumlarımı tek tek yaktı, genç çocuk. "İyi ki doğdun, Melte'm" dedi ve çakmağı basit bir zariflikle tekrar uzattı. Minnet ifademle gülümseyip yavaşça ellerinden aldım sarı çakmağımı. Gitmesi için kenara çekildiğimde elimle de işaret verdim. Beni zor durumda bırakmadı, yanıma geldiği yoldan eline aldığı kaykay vesilesiyle tekrar döndü. Yalnız başıma kalmıştım en sonunda, artık yaşayabilirdim belki bir şeyler. Çünkü özellikle o varken duygu yaşamak bile istemiyordum, benden tamamen uzaklaşsın istiyorum. Yaptığı her şey art niyetli hissettiriyor. Kalabalıktan ziyade, kendi içimde kendimi bulmam gerekiyordu benim. Kendimi herkesten dışarda bir yerde bulmalı ve ellerimi sıkı sıkı tutmalıydım, toplu bir ortama girdiğimde kaybolmamak için. Gözlerimi kapadım mumların karşısında, dilemek istediğim o kadar çok şey vardı ki: Akademik başarı, Ablamın yanında bir yaz tatili, Sağlam bir psikoloji, İnsan ilişkilerinde aktiflik, Akademik takıntımdan kurtulabilmek, Kin huyumu kurutmak, Mutlu olmak ama mutsuzluksuz da kalmamak, Bana değerimi fark ettirebilecek hadiseler yaşamak, kendimden kurtulmak , ölüm düşüncemden kurtulmak, bugünden kurtulmak, yarından kurtulmak. Ne kadar da beklentiye girmişim hayata karşı, nasıl da umutla bakıyorum hala? Nasıl da dilekler düşlüyorum küçük pastamı bile düşüncem esnasında mahveden mum karşısında. Sanki yarın her şey aynı monoton düzenine ve umarsız duygusuna geri dönmeyecek gibi. Ne çok dilekler biriktirmişim içimde, gerçekleşsinler diye batıl olgulara dayamışım sırtımı, çünkü yapabileceğim hiçbir şey kalmamış gibi. Güzel düşün, Meltem... bak en azından, önümüzdeki 12 sene için bile dileklerin var. İmkanı yok yaşamam o kadar. Bu sene ile birlikte, bi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku