2. Bölüm
Yazar: Leyl

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın 🤗 Keyifli okumalar 🥰 Uçağın inişine az kalmıştı. Amcanın durumu biraz daha iyiydi. İnişte ne olur ne olmaz diye hastaneye götürülüp kontrolü yapılacaktı. Başımı koltuğa yasladım yorgunlukla, ama ukala adamın konuşmasıyla başımı kaldırıp ona kısa bir bakış attım. "Doktor musun?" "Yani sayılır." "O zaman intörn doktorsun." "Evet. Şimdi sorun bittiyse uyuyacağım biraz." "Tabii. Uyu, ama iyi iş çıkardın." Bu söylediği yüzümde tebessüme sebep olmuştu. "Gerçekten mi?" "Yani işte, fena değildin." Yine sinirimi bozmuştu. "Az önce iyi dedin ama?" "Sen uyumuyor muydun?" "Uyuz," diyerek başımı yeniden koltuğa yasladım. Gülme sesi kulağıma ulaşırken gözlerimi yumdum. İnene kadar biraz uyusam iyi olacaktı. Bilinçaltımdan yükselen o uğultuyla gözlerimi aralamaya çalışsam da başarılı olamadım. Ancak biri ısrarla bana seslenmeye devam ediyordu. Zorlukla gözlerimi açıp etrafa bakındığımda, o ses tekrar kulaklarımda yankılandı. "Uçaktasın bakma öyle etrafına şaşkın ördek gibi." "Neden uçaktayım ki?" Gelen gülme sesiyle uyuz adama baktım. Altı üstü bir soru sormuştum. Neydi bu kadar komik olan? "İstanbul'a gittiğin için olabilir mi küçük hanım?" "Evet, doğru," diyerek yerimden doğruldum. Boynum tutulmuştu hep. "Sen, iyi misin?" Boynumu hareket ettirirken cevapladım. "Evet, iyiyim. Sen nasılsın?" Adamın birden yüksek sesli kahkahasıyla bilincim tamamen açılmıştı. Şaşkınca ona bakarken o hâlâ gülmekle meşguldü. Tamam yani uyanınca biraz alık oluyordum, ama bu kadar da komik olduğunu düşünmüyordum. "Gülmeyi keser misin?!" Benim sinirli konuşmamla neyse ki susup önüne döndü. Yerimde iyice dikleştim. O an üzerime örtülmüş ceketi fark ettim. O mu örtmüştü? Ceketi üzerimden alıp ukala adama baktım. Ceketi ona uzatıp teşekkür ettim. "Teşekkür ederim, ama gerek yoktu." "Rica ederim." Uçağın inişiyle alakalı anons yapılınca içimi yeni bir korku sarmıştı. Yanımdaki ukala adama göz ucuyla baktım, ama oldukça rahat görünüyordu. Şimdi yine gözlerimi kapatsam korktuğumu anlar ve kesin dalga geçerdi. O yüzden sakince derin nefesler alıp vermeye başladım. Ellerim stresten yumruk hâlini almışken onun sesini duydum. "Sen çok sakarsın biliyorsun, değil mi?" Söylediği cümle karşısında kaşlarımı çatarak ona baktım. Ne sakarlığımı görmüştü de böyle diyordu acaba? Tamam yani biraz sakardım, ama ona neydi canım. "Hiç de bile değilim. Ne alakası var," diyerek işte çıktım. "Bence kesin öylesin." Yine sinirlerimi bozacak şekilde güldü. "Hayır değilim!" "Ayrıca huysuzsunda. Seni alacak olan adama acıdım şimdi. Yazık olacak ona, erkenden yaşlandırırsın kesin sen onu." Söyledikleriyle sinirim iyice kızışmıştı. Tam ağzımı açıp cevap verecektim ki uçağın indiğine dair yapılan anonsla derin bir nefes verdim. Şükür kazasız belasız bitmişti bu yolculuk. "İşte geldik. Demek ki neymiş, korkulacak bir şey yokmuş." Söyledikleri şaşırmama sebep olmuştu. "Ne yani bütün söylediklerin sırf dikkatimi dağıtmak için miydi?" Kemerini çözüp ayağa kalkarken bana son kez bakıp hafif tebessüm ederek önüne döndü. Tam mutlulukla ona teşekkür edecekken yaşadığım sevinç kursağımda kalmıştı. Çünkü yine uyuzluğunu yapmıştı. "Ama yine de seni alana yazık bence," deyip gamzelerini göstererek gitmişti. Sinirle kemerimi açıp indim uçaktan. Hayatımda ilk defa böyle bir uyuzla karşılaşmıştım. Valizlerimi zor bela sürükleyerek yürüdüm. Karşıdan bana doğru gelen babamı görünce valizlerimi bırakıp ona doğru koştum. Yanına gelince hemen boynuna sarıldım. Çok özlemiştim babamı. Babam da beni özlemiş olacak ki sıkıca sardı beni. "Gözümün Nuru, hoş sefa geldin." "Hoş buldum babacığım," diyerek ayrıldım babamdan. Etrafıma bakındım, ama ne annemi ne de dayımı göremedim. Meraklı bakışlarım babamın gülen gözleriyle birleşti. "Eee, annem nerede babacığım, ve dayım olacak şahıs nerde? Gelmediler mi yoksa?" "Annen arabada bizi bekliyor, ama dayın işi dolayısıyla şehir dışında. Gelir birkaç güne." "Anladım babacığım." Babam valizlerimi alınca beraber yürüdük. Biraz ileride annemi, a…