Aynı Gökyüzünün Altında

Kaskın Ardındaki Adam

Yazar:

Aynı Gökyüzünün Altında – şapka faresi kitap kapağı
Aynı Gökyüzünün Altında – şapka faresi kitap kapağı

Sabahın erken saatleriydi. Emre işe gitmek için evinden çıktı. Hürkan ise birkaç sokak ötede motorunun üzerindeydi, kaskını taktı, motoru çalıştırdı. Emre'nin arkasından yola çıktı. Aralarında her zaman birkaç metre vardı. Ne fazla yaklaşıyor ne de tamamen uzaklaşıyordu. Emre'nin bundan haberi bile yoktu. Hürkan onu işe kadar takip etti. Emre binaya girdiğinde Hürkan karşı kaldırımda motorunu durdurdu. Kaskını çıkarmadan bir süre bekledi. Sonra geri döndü. Akşam olduğunda aynı şeyi yaptı. Emre işten çıktı. Hürkan yine arkasından ilerledi. Fakat o akşam işler değişti. Emre eve doğru yürürken sokağın köşesinde bir tartışmanın ortasında kaldı. İki adam birbirleriyle kavga ediyordu. Emre ne olduğunu anlamadan adamlardan biri geri çekildi ve doğrudan Emre'ye çarptı. Emre: "Ne yapıyorsunuz siz?" Adam sinirle Emre'ye döndü. Adam: "Sen ne karışıyorsun lan?!" Emre: "Ben birşey demedim." Adam Emre'nin üzerine yürüdü. Tam o sırada uzaktan bir motor sesi duyuldu. Hürkan. Olanları görür görmez motoru kenara çekti, kontağı kapattı, motorundan indi. Kaskını çıkarmadı. Hızlı adımlarla Emre'nin yanına geldi. Hürkan: "Çek elini ondan." Adam Hürkan'a döndü. Adam: "Sen kimsin?" Hürkan cevap vermedi. Adam Emre'ye yeniden yaklaşınca Hürkan önüne geçti. Bir anda kavga başladı. Hürkan, Emre'ye yaklaşmasına izin vermiyordu. Adam bir hamle yaptı. Hürkan karşılık verdi. Birkaç saniye içinde adam yere düşmüştü. Hürkan nefes nefese kaldı. Kolunda keskin bir acı hissetti, kavga sırasında kolu yaralanmıştı ama bunu umursamadı. Hemen Emre'ye döndü. Hürkan: "İyi misin?" Emre şaşkın gözlerle ona baktı. Emre: "Ben... iyiyim." Hürkan bir adım yaklaştı. Hürkan: "Bir yerin acıyor mu?" Emre başını salladı. Emre: "Hayır." Sonra Hürkan'ın kolundan aşağı süzülen kanı fark etti. Emre'nin yüzü değişti. Emre: "Bir dakika..." Hürkan kolunu saklamaya çalıştı ama Emre çoktan fark etmişti. Emre: "Beyefendi, kolunuz..." Hürkan birkaç saniye sessiz kaldı. O sesi duyduğunda kalbi sıkıştı. Emre ona "beyefendi" demişti. Bir zamanlar sevgilim dediği adam... Şimdi karşısında tanımadığı biri vardı. Hürkan bakışlarını kaçırdı. Hürkan: "Önemli değil." Emre: "Nasıl önemli değil? Kanıyor." Hürkan: "Sen iyiysen sorun yok." Emre şaşkınlıkla ona baktı. Emre: "Siz olmasaydınız ne olacağını bilmiyorum." Hürkan'ın kalbi daha da ağırlaştı. Kaskın altında gözleri doldu. Hürkan: "Bir şey olmasına izin vermezdim." Emre bunu duyunca kısa bir süre sustu. Hürkan ise daha fazla kalamadı. Motoruna doğru yürüdü. Emre: "Beyefendi!" Hürkan durdu. Emre: "En azından yaranızı temizletin!" Hürkan arkasını dönmeden başını hafifçe salladı. Hürkan: "Merak etme..." Motoruna bindi ve Emre'nin gözlerinin önünde uzaklaştı. Emre uzun süre arkasından baktı. İçinde garip bir his vardı. Sanki o kaskın altında... Daha önce tanıdığı bir çift göz vardı. Hürkan eve geldiğinde saat gece yarısını geçmişti. Motorunu apartmanın önüne bıraktı, kaskını çıkardığında yüzündeki yorgunluk daha da belli oldu. İlk işi koluna bakmak oldu. Yara çok büyük değildi ama kanama hâlâ tamamen durmuş değildi. Banyoya geçti dolaptan küçük bir ilk yardım çantası çıkardı. Yarasını temizledi ve koluna basit bir sargı yaptı. Aynadaki yansımasına baktı. Hürkan: "Bir şeyim yok." Bunu kendisine söyler gibi tekrar etti sonra yatağına uzandı. O gece Emre'nin söylediği son söz aklından çıkmadı. "Beyefendi, kolunuz..." Hürkan gözlerini kapattı. Bir zamanlar o ses ona "Hürkan'ım" derdi. Şimdi ise... "Beyefendi." --- Sabah olduğunda Hürkan kolundaki ağrıyla uyandı. Gözlerini açıp koluna baktı. Sargının çevresi morarmıştı, kolunun bir kısmı da belirgin şekilde şişmişti. Hürkan doğrulup kolunu hafifçe hareket ettirmeyi denedi fakat yüzünü buruşturdu. Hürkan: "Tamam... bu iyi değil." Ayağa kalktı. Dolabından bol ve rahat bir eşofman, geniş bir sweatshirt çıkardı. Üzerini giydi sonra kapüşonunu başına geçirdi. Kolundaki sargıyı kıyafetinin altında mümkün olduğunca gizledi. Telefonunu ve cüzdanını cebine koydu. Evden çıktı. Motoruna binmedi. Yürümeyi tercih etti…

Bölümün tamamını WritePad'de oku