0,7
Yazar: Vera

Oy vermeyi ve satır arası yorum bırakmayı unutmayın, sizi çok seviyorum. Keyifli okumalar!! BÖLÜM 7: YENİ BAŞLANGIÇLAR ATALAY Ankara, 2026 "Nasıl? Rüya'yı kapı dışarı mı edeceksin?" diye bağırdım. Babam sert gözlerini üzerime sabitlediğinde göğsüm kabardı. "Gidecek! İstemiyorum onu bu evde!" diye bağırdı. Sedef annem babamı ne kadara sakinleştirmeye çalışsada babamın öfkesi dinmedi. "O zaman bende giderim." dedim. "Sana ne oluyor it!" dedi babam. "Rüya benim kardeşim. Onu tek bırakmam." dedim. Babam ayağa kalkarak yanıma geldi. "Siktir git!" dedi elini kaldırıp sol yanağıma sertçe bir tokat attı. Acımadı. Alışkındım. "Uzun zaman olmuştu, baba." dedim nefret dolu bir sesle. Babam nefretle bakmaya devam ederken çıkışa doğru yürüdüm. "Rüya gidecek bu evden!" diye bağırdı arkamdan. Babam. Levent. Herkesin ne yapacağını söyleyen babamdı. Bazen bizi sever kollardı, bazen ise... yutkundum. Bizi döverdi. Çocukken babamdan hep korkmuş annemin bizi neden terk ettiğini merak ederdim. İki tarafın düşmanlığı yüzünden yine bizim çocukluğumuza olmuştu. Babamın demiri ısıtıp elime bastırdığı aklıma geldi. Daha çocuktuk. Okan, ekin, emir ve ben odalarımızda bazen geceleri ağlardık. Anne diye. Sesimizi babam duyar gelir, bizi ofisine çıkarırdı. Demir vardı bir tane, gözümün önünde onu ısıtıp ilk önce abim Okan'ın eline bastırmıştı. Biz diğer üçümüz korkuyla ağlamaya başladığımızda babam sert ve soğuk gözlerini üzerimize dikerdi. Okan acıyla bağırırdı. Kimse duymazdı, sanki tüm dünya sağır olmuştu. Omzumdaki o ize baktım. Babamın eseri. Bıçağı ısıtmıştı. Omzuma sokmuştu. Daha on yedi yaşındayken küçük bir hata yapmıştım, babam sinirlendi, eve geldiğimde ucu kaynamış bıçağı bana doğrultarak gözümün içine bakmadan sokmuştu. O gün çocukluğumu orada bıraktım. Otuz yaşında olgun adamlar gibi davranmaya başladım. Ama nafile, babam yine dövdü. Acımadı. Gözümüzün yaşına bakmazdı. "Senin suratın neden kızardı?" dedi Okan yolumu keserek. "Bir şey yok abi." dedim normal bir sesle. "Ne oldu dedim." dedi net bir sesle. Nefes alarak konuştum. "Babam işte, Rüya'yı sokağa atacağım diyor." dedim. "Saçmalık! Kız, Ekin'in yanında kalıyor, babam nankörlük yapmasın." dedi. Tek kaşımı kaldırırken Okan dik dik bana baktı. "Sakın konuşma." dedi net bir sesle. Gözlerimi devirirken yanımdan geçerek babamın ofisine doğru yürüdü. Bir kaç anlamsız bağrışlar duysamda aldırmadım. Ekin'in yanına hastaneye gidecektim. "Hey!" duyduğum güzel ses ile arkamı döndüm. Selin. Güzeller güzelim. "Günaydın." dedim sımcıcacık bir ses tonuyla. "Günaydın." dedi tebessüm ederek. "Beni, Rüya'nın yanına götürür müsün? Onun yanında kahvaltı yapmak istiyorum." dedi. "Emrin olur, gidelim." dedim kolumu ona uzatarak. Selin koluma girerken çıkışa doğru yürüdük. Evden çıkıp arabaya ulaştığımızda Selin'in arabaya binmesini bekleyerek bende hızla şöför koltuğa yerleştim. Selin yerine yerleşirken arabayı çalıştırarak evin bahçesinden çıktım. "Yüzün neden kızardı senin?" dedi Selin. "Yanımda sen olunca, utanıyorum." dedim. Selin kısa bir kahkaha atarken eliyle ağzını kapattı. "Ciddi misin?" diye sordu. Gözlerimi Selin'den çekip yola çevirdim. Çünkü cidden utanmıştım. "Sen ciddisin!" dedi Selin gülerek. "Ne olmuş yani?" dedim gururla. "Seviyorum seni." dedim. "Biliyorum. Rüya ve Parstan önce sevgili olduk." dedi. Dün Ankara'ya gelmeden önce gece konuşup sevgili olmuştuk. Ne kadar erken olsada neredeyse bir haftadır buradaydı. Onu gördüğüm her yerde kalbim yerinden çıkacak gibi oluyordu. Aşıktım. Selin'e aşık olmuştum. Oda bana aşkını itiraf ettiğinde ilk önce kısa bir dudaklarımız bir birine değmişti. Sonrasında ise o gece beraber sarılarak uyumuştuk. Sabah ise Rüya ile Pars'ın sevgili olduğunu öğrendik. Onlar bize söylemese bile biz anlamıştık. "Aşığım sana." dedim. "Bende sana." dedi elimi tutarak. Hastanenin önünde durduğumuzda arabayı park ederek, Selin'in arabasından inmesini bekleyerek bende arabadan indim. "Sence Ekin nasıl?" diye sordu Selin. "Umarım iyidir." dedim. RÜYA Ankara, 2026 "Ekin'i uyu…