0,6
Yazar: Vera

Oy vermeyi ve satır arası yorum bırakmayı unutmayın, sizi seviyorum. oKkurken kafanızda hangi şarkı calıyorsa onu dinleyin birtenelerim. Instagram: mmelo0s Tiktok: kirazhs Keyifli okumalar! BÖLÜM 6: EKİN RÜYA Muğla, 2026 Öpüşmüştük. Dudakları dudaklarıma değmişti. Bir an boyunca zaman durmuş gibi hissettim. Denizden gelen hafif dalga sesleri, uzaktan gelen insanların sesleri, ağaçların arasından süzülen rüzgâr. Hepsi sanki çok uzak bir yerde kalmıştı. Ben yalnızca onun bana bu kadar yakın oluşunu hissediyordum. Pars yavaşça geri çekildiğinde gözlerimi açtım. Aramızdaki mesafe yeniden oluşmuştu ama elimi hâlâ bırakmamıştı. Parmaklarımız birbirine kenetlenmiş, ellerimiz bankın üzerinde yan yana duruyordu. Yüzüne baktım. Gözlerinde ilk kez bu kadar açık bir şey görüyordum. Saklamadığı, kaçmadığı, cümlelerin arkasına gizlemediği bir duygu vardı. Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluşurken ben ne yapacağımı bilemeden gözlerimi denize çevirdim. Kalbim hâlâ hızla atıyordu. Elimi tutan parmakları hafifçe hareket etti. Başımı yeniden omzuna yasladım. Bu kez utanarak değil, gerçekten orada olmak istediğim için. Rüzgâr saçlarımı yüzüme savurdu. Pars eliyle birkaç tutamı nazikçe geriye alırken içimde tuhaf bir sakinlik oluştu. Az önce yaşananların aksine artık kaçmak istemiyordum. Denizin üzerinde ay ışığı titreşiyordu. Karanlık suyun üzerinde uzanan ışık parçaları, gecenin sessizliğine küçük bir hareket katıyordu. Bankın üzerinde yan yana otururken omzum onun omzuna değiyordu. İçimde yıllardır taşıdığım o ağır düşüncelerin hiçbiri şu an aklımda değildi. Bir süre öylece kaldık. Konuşmadan, birbirimize bakmadan, ellerimizi ayırmadan. Sessizlik bu kez rahatsız edici değildi. Aksine, söyleyeceklerimizin tamamını zaten söylemişiz gibi hissettiriyordu. Başımı kaldırıp ona baktığımda gözleri üzerimdeydi. Bakışlarımız yeniden buluştu. Bu kez gözlerimi kaçırmadım. Dudaklarımda istemsizce küçük bir gülümseme oluştu. Pars'ın da gülümsediğini gördüm. Sonra başımı tekrar omzuna yasladım. İlk kez birinin yanında kendimi eksik değil, tamamlanmış hissediyordum. Beni en çok korkutan şey buydu. Çünkü artık Pars benim için yalnızca hayatımın içinde bulunan biri değildi. Kalbimin içinde bir yer edinmişti. "Biz şimdi neyiz?" Sorduğu soru ile gülümsedim. Derin bir iç çektim. Sahi biz şimdi neyiz? Başımı kaldırıp yüzüne baktım. Gözlerinde cevabımı bekleyen bir merak vardı. Birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemeden onu izledim. Az önce yaşananları düşündüm. Elimi tutuşunu, bana bakışını, dudaklarıma bıraktığı o kısa öpücüğü. "Bilmiyorum." dedim sonunda. Sesim beklediğimden daha kısık çıkmıştı. Pars'ın yüzündeki gülümseme biraz silindi ama elimi bırakmadı. Başımı yeniden denize çevirdim. İçimde birbirine karışan o kadar çok duygu vardı ki hangisini seçmem gerektiğini bilmiyordum. "Bir şey söylemem gerekiyor mu?" diye sordum. "Hayır." Sesindeki sakinlik içimi rahatlattı. "Çünkü ben de tam olarak ne olduğumuzu bilmiyorum." dedi. "Ama bildiğim bir şey var." Ona baktım. "Bundan sonra seni hayatımda yokmuşsun gibi davranamam." dedi. Sesi her zamankinden daha sıcacıktı. Kalbim yeniden hızlandı. Gözlerimi kaçırıp dudaklarımı birbirine bastırdım. İçimde küçük, sıcak bir mutluluk büyüyordu. Korkutucu olan ise bunun ne kadar gerçek hissettirmesiydi. "Ben de davranamam." dedim. Bu kez Pars gülümsedi. Başını hafifçe bana doğru eğdi. Elimi kaldırıp parmaklarımın üzerine küçük bir öpücük bıraktı. O kadar basit bir hareketti ki içimde bıraktığı etkiyi kendim bile anlayamadım. Denize baktım. "Belki de hemen bir isim koymamıza gerek yoktur." dedim ve devam ettim. "Sadece... ne hissediyorsak onu yaşayabiliriz." Pars'ın parmakları elimde yeniden kenetlendi "Ben bunu kabul ederim." dedi sıcacık bir sesle. Gülümsedim. Bir süre daha bankta oturduk. Gece gittikçe sessizleşiyordu. Sahildeki kalabalık azalmış, uzaktan gelen birkaç ses dışında etrafımızda yalnızca denizin sesi kalmıştı. Gökyüzü yıldızlarla doluydu. Ay ışığı yüzüne vururken onu izledim ve ilk kez gele…